Biz anne babalar

Ne çok şeye ihtiyacımız var aslında.

 

 

 

“İşte, doğdu büyüyor”un çok ötesinde mesele baksana.

 

 

Bir çocuk doğuyor, tüm dünya değişiyor.

 

 

 

Önce kendi çocukluğun, kendi annen, kendi baban hoooop birden önüne diziliveriyor. Eğer travmatik bir ailede büyüdüysen, bunlar hoooooop yeniden sorun olarak karşına çıkıyor.

 

 

Hani evlendin, çocuğun oldu, kendi aileni kurdun filan, eğer geçmişle meseleni halledemediysen, nur topu gibi bir tane daha doğuruyorsun.

 

 

Bir yanda çocuğun, bir yanda sorunun.

 

 

Halletmeye çalışıyorsun ama şu an anne-baba olman gerekiyordu. “Dur olacağım” ama ahhhh o geçmiş…

 

Tamam geçmiş, seninle ilgileneceğim ama önce bebeğimin altını değiştireyim, sonra onu bir gezdireyim, aaaaa ağlıyor, kucaklıyayım, gece oldu, bir uyuyayım seninle ilgileneceğim, sabah oldu, “Off” , “Gece hiç uyuyamadım, çok gazı vardı”, bekle sen şurada geçmiş, geleceğim. Dişi çıkıyor, ağlıyor, “Ben de ağlamak istiyorum” bekle geçmiş!

 

 

 

Bir nefes almak istiyorum, kimi arasam ki? Heh, tamam, geliyorlar, bir dışarı çıkıp kendime geleyim, ki çocuğuma faydam dokunsun. Bekle geçmiş, şu an “An” ile ilgilenmem gerek, zira çok ihtiyacım var.

 

 

 

Ne? 2 yaş sendromu mu? O da ne ola ki? Bir dur bakayım sen şurada geçmiş, bu mesele daha mühim!

 

 

 

O arada geçmiş yiyor bitiriyor sen farkına varmadan. Halletmelisin ama bir türlü zaman yok. Ne bileceksin, anne-baba olmaya çalışırken sen, bir de geçmişle uğraşman gerektiğini?!

 

 

 

Aslında o hep kenardaydı da, sen daha da kenara itmiştin. İtebilmiştin ama anne-baba olunca, yiyorsa it! Hayatının göbeğine gelip oturuyor, senin bebeğinle yeniden doğuyor. Yine ite kaka yer açmaya çalışıyorsun anne-baba olmak için ama onun da ilgiye ihtiyacı var. Önce sensin görsene. Sen olmazsan bebeğin nasıl olabilir?

 

 

 

Google Analytics bile “Geçmişe genel bakış” başlığı atmış, hadi canım itiraf et, web siten için sık sık girip bakıyorsun, “hangi tarihte ne olmuştu?” diye, bir sorun yakalıyorsan oraya yoğunlaşıp çözüme gidiyorsun. Bir de kendi geçmişine genel bir bakış atsana.

 


Desteğe ihtiyaç varsa geç kalma sakın!

 

 

Ayıp değil!

 

 

Utanıp sıkılma sakın! Üstelik kimseye de bahsetmen gerekmiyor ama bahsedebilirsin de.

 

 

 

Vakit ayır ona!

 

 

 

Yoksa bebeğinin vaktinden, mutluluğundan çalacaksın! Sen hiç, anneni görmedin mi kendinde? Hani çocukken hiç hoşuna gitmeyen şeyler yapardı annen bazen. İşte benim şu “Hött Zött“ler gibi… Ama sen hiç hoşlanmazdın çocukken bundan! Ama çocuğuna yapıyorsun aynısını… Gitsene bir gerilere. Çıkmıyor mu meydane?

 

 

Herkesin çıkmıyor, biliyorum ama bazılarının çıkıyor! …ve çıkarken acı veriyor. Bunu da gözlemliyorum. Oysa anne-baba olmak bile öğrenilmesi gereken ve çok çaba gerektiren bir şeyken bir de bu mu? Evet bu! İlgilen onunla. Hallet aranızdaki meseleyi ve çocuğuna dön artık.

 

 

Bebeğin doğduğunda, okudukların, o makaleler, kitaplar haricinde bir şeyler rehber oluyor sana, çoğumuz buna “annelik içgüdüsü” diyoruz, evet öyle de, ama başka bir şey daha var, senin annen-baban. Dönüp bir geriye bakmayan var mı? “Annem böyle yapardı”, “Biz nasıl büyüdük!?”… vs. Öyle bir kriz anında, “Annem olsa ne yapardı?” diye düşünmedin mi hiç? Ben düşündüm.

 

 

…ve eğer dönüp baktığım yerde, annemin yaptığını beğenmediysem, makaleler, kitabi bilgilerle, anneminkileri yer değiştirdim. Mükemmel olamam biliyorum ama yeteri kadar iyi olabilmek için. Çocuğuma, annemin bana verebildiğinden daha iyisini verebilmek için. Sen de yaptın mı? Ne yaptın? Ya da ne yapmıyorsun? Mesela destek alman gerektiğini bile bile öteliyor musun. Yapma! Eğer kendin halledebiliyorsan da, şanslı azınlıktansın, unutma!

 


 

 

 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

3 yorum

  • Merhaba derya hanım.. 28.0:.2014 cuma günü bebeğimi doğurdum. bebeğim 27 haftalık 935 gram doğdu… Çok mücadele etti annesinin canı… Ama başaramadı.. 36 gün süren mücadele sonrası 04.05.2014 pazar günü yaşamını yitirdi… Dondurucuda onun için sağdığım herbirini dualarla doldurduğum sütlerim var.. Nasip olmadı… Onları çöpe atmak içimden gelmiyo… Ya başka bir bebeğe şifa olursa… Bu benim içimi bir nebzede olsa ferahlatır… Acımı hafifletir.. Bana dönmenizi umuyorum.. Yönlendirilmeye ihtiyacım var…

    Cevap Yaz
  • tam da kendimle uzundur konuştuğum gibi ve tam da sonunda dün bir dostumla paylaştığım gibi. Destek almak ama nasıl? Sanki bunları yaşayanlarla konuşmak daha rahatlatıcı gibi ama birbirinin girdabında da kaybolmak var.

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*