Ya telefonum olmadan ıssız bir adaya düşersem?

Ne zaman bu hale geldik biz, akıllı telefon, internet ankara escort bağımlılığı geldi oturdu baş köşemize, tehditkar kendisi, orada öyyyyle duruyor, sırıtıyor pis pis,

“yahyahyahhhyahhhayayyyahh, bensiz olamayacaksın insancık” diyor o köşeden düpedüz.

 

Aklıma birden, Morganlar Nerede? filmi geldi, Hugh Grant ve ankara escort bayan Sarah Jessica Parker’ın başrollerini paylaştığı filmde, ayrılmak üzere olan çift, tesadüfen bir cinayete tanık oluyorlar ve katil onları fark ediyor. Tanık koruma programı kapsamında, bir kasabaya gönderiliyorlar ve burada telefon kullanmak yasak! Nasıl teknolojinin esiri haline geldiklerine şahit olduğumuz bir film. Ben bu filmi izlerken “Yok artık!” demiştim, “Ne güzel işte orman havası tadını çıkarsanıza” diye de eklemiştim, resmen filmle konuşuyordum haminne gibi.

 

 

 

Meğer büyük konuşmuşum, ıssız bir adaya düşsem, eryaman escort ilk olarak telefonumu alacak vaziyetteyim. “Nerede şarj ederim?” kısmını bile düşünmeden. Ben bu hallere gelecek insan mıydım? Sonra bir gün elektrikler kesildi, normal bir kesinti değil haaa! Şarjları filan bitirdik. Hani tüm Türkiye’yi etkisi altına alan kesinti var ya, heh işte, biz onu 15 gündür Beyoğlu’nda zaten yaşıyorduk. Çok şaşırmadık yani ülkenin şalterinin indirilmesine. 

 

 

Şarjımız bitti, marketten su isteyemedik düşün artık. Sonra, elektriklerin olduğu bir gün (“Elektiriklerin olduğu bir gün” cümlesini kuracak hale geldik, evet), telefonumu şarja takmıştım, kapanmıştı çünkü, sen bizim Deniz al onu oradan, sok bir yere… Ama nereye? Kara delik yuttuydu sanki telefonumu, bakmadığım delik kalmadı, “Deniz gibi düşün” dedim kendi kendime, ayaklarım beni buzdolabına götürdü! Ama YOK! Koltukların, yatakların altı, minderlerin altı, çatal bıçak çekmecesi, iç çamaşırı çekmecesi, oyuncak kutuları ve en nihayetinde klozete bile baktım. YOK! Dışarı da çıkmam gerekiyor, ne yapardım telefonsuz?! 

 

 

Deniz’e sordum, “Oğlum telefonum nerede? Hadi telefonumu ver bana” dedim ama Bilal gibi baktı suratıma eşek kafalı, sanki ben kaybettim.

 

 

Kabullenmeliydim artık, telefon yok, aylar önce annemin evinde kayıplara karışan ve bir daha kendisinden haber alınamayan biberon gibi, belki de hiç olmayacak. Kader ağlarını örmüştü artık, o kapıdan telefonsuz çıkacaktım o gün sokağa. Artık Allah kerimdi. 

 

 

… ve çıktım. Eren’le bir yere gittik, hatta tam yolda gidiyoruz, “Aha dur! Fotoğrafını çekeceğim” dedim, o da “Cheeeeseeee” dedi, “Yok dedim! Devam et anneciğim, telefonum yok, unutmuşum”. Bir yere oturduk, Yasin’i aramam gerekti, elimi çantaya bi attım ki, o da ne? Telefon YOK! E yoktu zaten, niye şaşırdın?! Hiç YOK olmamıştı ki! Hep benimle, hep yanımdaydı, şimdi nasıl olur da olmazdı?! 

 

 

 

... ve gün içinde bütün garsonların telefonlarına musallat oldum. “Pardon, bizim ufaklık telefonumu kaybetti, evde aslında ama bulamadık, eşimi bi çaldırabilir miyim?”, “Aaaa tabi ki, çaldırmayın, arayın.”, “Yok, yok, o beni arar, çaldırsam yeterli”, “Vallahi sorun değil arayın lütfen”, “Ayyyyy teşekkür ederim”.

 

 

 

“Pardon, telefonunuzu rica edebilir miyim? Bizim ufaklık benim telefonu kaybetti de, bir yeri çaldıracağım…” 

 

 

Akşam Yasin çocukları aldı, eve gitti. Ben de bilgisayarda çalışacaktım biraz, bilgisayarım vardı ama telefonum yoktu!

 

Ekran Resmi 2015-04-01 15.00.05

 

Tek iletişim kaynağım oydu. Tiyatroya gidecektim Cihangir’e ama arayamıyordum bilet ayırtmak için. Bu sefer de Twitter‘e musallat oldum, oradan iletişime geçtim. Onlara da anlattım hayat hikayesi gibi, “Çocuk kaybetti telefonumu:)” diye. Sanki o da bunu merak ediyordu, ona neydi ki?!

 

 

Neyse, gittim tiyatroya, çıktım sonra, yine dımdızlak hissettim kendimi. Yasin’e “Çocuklar n’apıyor?” diye soracağım, etrafta garson da göremedim, açtım Facebook‘u, bu sefer de oradan iletişime geçtim.

 

 

Eve geçtim, Yasin “Telefonun hala yok ortada!” dedi, ben zaten umudumu kesmiştim. Umutsuz ama sanırım günü telefonsuz geçirdiğim için biraz da huzurluydum. Odada üzerimi değiştiriyordum, ayağım yatağın altına doğru burnunu sokmuştu, ayağıma bir şey değdi, “Bu telefonum olabilir miydi? Ama bugün bakmıştım bu yatağın altına!”… Kafamda deli sorular ve bir baktım ki orada! İşte orada telefonum. “Hiç görmemiş gibi mi yapsam? Bıraksam orada kalsa mı? Instagram’a bi bakayım, geri yerine koyarım, görmezlikten gelirim?!”

 

 

O telefonu oradan aldım. Hala kaybetmedim. Onsuz olamıyorum. Batsın bu dünyyeeeaaaa…

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

3 yorum

  • Sadece telefon da degil, akıllı telefon!
    Peline evdekilere hayata cok ama cok sinirlendiğim bi anda, Peline bağırıp kiricam ama artık bunu diyip yere attım. Aslında gayet hafif bi düşüş oldu ama bi kere arabadan fırlayan telefonun ekranı kırıldı!!!
    Tamire gitti geldi gitti geldi gitti geldi:( arada elimizdeki tek yedek telefonu -hani su sadece arama yapan telefonlardan – kullandım ve hayat resmen zehir oldu. Randevu alicam yok bankanın yerini öğrenicem yok Pelin’in okuluna bakicam kameradan ( o bi ara hala izleyebiliyorduk) yok sanal market yok yemek sepeti yok. Yok yok yok!
    Simdi gözüm gibi bakıyorum ama cok da sinir oluyorum bu kadar düşkün olamama:/

    Cevap Yaz
  • Çok şapşiksin ya..ne tatlı yazmışsın. Kalp kalp. Çok özledim. Bir daha seni görene dek yazılarını okumayacağım.

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*