Bir ekrandan bir ekrana…

Efendim, biz taşınalı oldu herhalde 2 ay filan. Evet, çok iyi ve hoşuz ama her yerin avantajı, dezavantajı da var.

 

 

Burada, benim dezavantaj olarak gördüğüm şeyin Eren için çoook avantaj olmadığını söyleyemem tabi. Bir sürü arkadaş, yaşdaş ya da abiler vs… Ama şu zaman kadar ben daha tableti olmayanı görmedim. Hepsinin tek tek evine gidip kontrol etmediğime göre, bu çocuklar, tabletleriyle sokakta olan çocuklar. Biraz koşup oynayıp, biraz tablet çıkarıyorlar, biraz bisiklete binip biraz daha tablet çıkarıyorlar. Bir düzenleri var. 

 

 

Onların tablet sıraları geldiğinde, Eren bisiklete binen birkaç minik çocukla kalakalıyor ve “Annneeee, neden herkes tabletle oynuyooor?” diyor. “Bilmiyorum” diyorum, “Sen de hiçbir şey bilmiyorsun” diyor. Bir gün geçiyor, “Anneeee benim de tabletim olabilir mii?” diyor, “Şimdilik olamaz” diyorum, “Amaa herkesin vaaar” diyor, “Benim arkadaşlarımın da var ama benim yok” diyorum, “Ama ben çok istiyoruuuum” diyor. Susuyorum. 

 

 

22 Kasım’da 5 yaşında olacak ve yeni girdiği bir arkadaş çevresinde, herkesin tablet oynadığı anlarda iyi idare etti şu 2 aydır. Bazen kendi kendine takıldı, bazen, tablet oynamayan diğerleriyle bir şeyler yaptı, bazen de tablet oynayanları izledi. Bu da benim tablete karşı direnişimin resmiydi.

 

 

Sonra bir gün teyzesi, “Ben Eren’e tablet hazırlıyorum” dedi, “Gerek yok” dedim, “5 yaşında ve teknolojinin bu kadar içindeyken dışında tutamazsın, ben sana yükle bir sürü oyun, sürekli oyun oynasın demiyorum ama bir şey merak ettiğinde oradan açıp oku ona ya da kelime oyunları, basit matematik oyunları var, onları yükle… Sende kalsın, belli günlerde 10 dakika ile yarım saat arasında verirsin” dedi.

 

 

Bu ekran konusu bizim evde çok kaotik bir hale geldiğinden ve ekran yönetiminde çok başarılı sayılamayacağımızdan, bu döngüye bir ekran daha katmak ne kadar mantıklı? Bilemiyorum. Kafam çok karışıktı, Yasin de muallaktaydı ama sonuç olarak Ablam Eren’e tablet vermek istiyor, Eren de, bir tableti olsun istiyordu. 

 

 

Dün akşam tableti geldi, pembe kılıfıyla. Eren heyecandan ne yapacağını şaşırdı. “Tabletim tabletim” deyip duruyor. Sen aklıma mukayyet ol Allah’ım. 

 

 

Ben de 2 gündür TV rejimine başlamıştım yine, bu süre zarfında bir de televizyonun kumandası bir yere girmiş herhalde bulamadık. Nasıl da iyi hizmet etti amacıma. 2 günde fark ettim ki, çocuklarda bir sakinlik var. Ben zaten bunu daha önce de denemiştim. Çocuk dediğin bir enerji bombası, onu televizyon başında sabitlemek, bazen anne için çok kurtarıcı olabiliyor ama sonrasında, televizyon izlerken baskıladığı tüm enerji, çarpı 10 şeklinde karşıma çıkıyor. Daha yüksek ses, ağlayarak, mızıldayarak konuşma oranında %100 artış, algı ve konsantre kabiliyetinde düşüş, gözlemlediklerim ve deneyimlediklerim arasında. Normalde sakin sakin oynayabilen çocuk, düzenli bir televizyon pratiği varsa, böğürerek zıplayan, hoplayan bir çocuğa dönüşüyor. 

 

 

Umarım televizyonda yapamadığımızı tablette başarabiliriz. Anne-babanın eş tutumu ne kadar önemli! Biz her zaman bunu başaramıyoruz. Hem birbirimizle, hem de çocukla çatışmalar baş gösteriyor. Sinir bozucu. 

 

 

Dün gece Eren uyuduktan sonra tableti elime alıp, totalde 5 oyun yükledim. Biri, 2+1, 3-2 gibi basit işlemlerin olduğu bir matematik oyunu. Biri, harf çizme oyunu. Biri ingilizce kelime oyunu, sesli. Biri, şu bildiğimiz hugo. Biri de labirent oyunu, topu labirentten çıkarmaya çalışıyor. Hepsini de önce kendim oynadım gece. Bir sıkıntı göremedim oyunlarda.

 

Ar4_o7GkST5ShtyaaJ0SqKxZ8FsveK2TVtFOns_FB30d

Bugün, Eren dışarı çıkarken tabletini de götürmek istedi, arkadaşlarıyla oynayacakmış o da. Önce kılıfına, sonra da çantasına koydu. “Eren, herkesin tableti farklı renk, boyut ve markalarda olabilir, bunlar değişken şeyler ama işlevleri aynı. Kimsenin tabletini kendininkiyle kıyaslama, kimsenin de kıyaslamasına izin verme” dedim, “Biri gelip ‘AAa bu küçük, markası da ASUS” derlerse, ‘Evet, ben böyle seviyorum’ diyebilirsin” dedim. “Tamam” dedi. Normalde bu kadar kontrolcü davranmak iyi olmayabilir ama Eren’i bu gibi durumlar konusunda önceden bilgilendirmem iyi oluyor. 

 

 

Dışarı çıktığımda, bir arkadaşı “Eren’in tablet kılıfı neden pembeee?” diye sordu. Gülümsedim, “Neden pembe olmasın? Pembe olunca ne oluyor?” diye sordum, cevap vermedi, “Sen pembe rengi sevmiyor musun?” dedim, “Yooooo” dedi, Eren,”Erkekler de pembe sevebilir” diye ekledi, çocuk,”Pembe kız rengi” dedi, “Hımmm, Eren’in babasının pembe bir gömleği ve pembe bir tişörtü var, çok seviyor onları” dedim. Diğer arkadaşı “Bence güzel kılıf” dedi. “Biz daha çok işlevine baktık, yani önünde fermuarlı bir bölümü var mı, şarj aletini koymak için, yere düştüğünde tableti koruyabilir mi? gibi” dedim. Daha da konuşmadık bu konuda çocuklarla. Kedileri sevdik birlikte. 

 

 

Bu bir güvenlik meselesi bence, ekran güvenliği. Geçenlerde parkta Deniz’i sallarken, 9-10 yaş çocuklarının inanılmaz küfürlerine şahit oldum. Ağzım açık kaldı, resmen psikolojim bozuldu, çocukları uyarana kadar epey bir süre kendime gelmeyi beklemem gerekti. Akşam komşuya çıkmıştım, anlattım, bir tablet oyunu varmış, geçen senelerde, “Küfürcü bilmemne” diye, onu oynuyorlarmış. Sonra anneler bir araya gelip buna bir son vermişler. Sanırım küfürler, çocukların zihinlerinde baki kalmış. Sadece küfür değil, müthiş cinsel içerikli kelimeler filan. 

 

 

 

Tablet alma direnişimin son bulduğu nokta. Bu yeni ekran bize ve Eren’e hayırlı olsun. Bakalım Deniz, abisinin elindeki bu ekrandan nasıl etkilenecek? 

 

 

 

Share on Facebook21Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*