Ekran- Ekransızlık- Deneme- Yanılma(ma)

Yine bir televizyon kapatma, tabletleri toplama sürecinin içindeyiz sayın seyirciler. Bu işi geçtiğimiz senelerde yaptığımda henüz tabletleri yoktu, zaten o zaman Deniz minnak bebeydi, ne tableti?!

 

 

1,5 ay önce tabletleri toplama ve televizyonu kapatma operasyonu düzenlediğimde, iki çocukla (biri 7, diğeri 4 yaşında iki çocukla) bu işin nasıl olacağını hayal edememiştim elbet. Hem artık “Televizyon bozuldu galiba” yalanı söyleyebileceğim o saf çocuk yoktu karşımda, aleti edevatı alır tamire girişirdi artık. Onlar okuldayken bünyemi hazırladım, cesaretimi topladım ve gelebilecek tüm karşı tepkilere karşı savunmamı oluşturup çıktım karşılarına. Eve geldiklerinde “Anne şunu izleyelim mi?” diye taleplerini sıralamaya başladılar. “Çocuklar, bir süre televizyon izlemeyeceğiz, bu bizi olumsuz etkiliyor, tablet de yok. Dinlenelim, daha çok oyun oynayalım, sohbet edelim. Bakalım, deneyelim…” dedim, eskisiyle kıyaslayacak olursam öyle büyük tepkiler almadım. “Yıaaa offf yııaa” dediler ve oyuna daldılar. Daha ilk günden farkettiğim en büyük farklılık sakinlikleri oldu. Çocuklarım bi sakinleşti şaşar kalırsın. Sevdiği oyunlara daha çok ve daha ilgiyle vakit ayırmaya başladılar, kitaplara da öyle.

 

 

 

Yine kavga ediyorlar ya da bir oyun esnasında yine evde “Uooooaaaaoaaaoaoao” şeklinde sesler yükseliyor “Dışşhh dışhh”lar havada uçuşuyor, zaten amaç çocuklarımın ses ayarlarıyla oynamak değildi, onları gerçek ilişkilere maruz bırakmaktı. 

 

 

Eren bu ara kurgulu legolarla araba, uçak vs yapmaktan çok keyif alıyor, bu güzel, fakat bunu ilk yapmaya çalıştığında benim de yardımcı olmamı istedi, ben lego yapmak istiyor muydum? Hayır! Çocuk soğumasın diye el attım. İlk kurgulu legosu jeepi böylece birlikte yapmış olduk. Birlikte bir şeyler yapmak, istemeyerek de başlasam, eğlenerek devam etmek mümkün oldu. Uzuun zamandır onlarla oyun oynamıyorum, çünkü istemiyorum, içimden gelmiyor, ayda 1-2 yapıyoruz bir şeyler ama bence bu hiçbirimize yetmiyor. Bu ekransızlık beni de oyunun, iletişimin içine çekiyor, istesem de istemesem de. 

 

 

Şu lego meselesine geri dönecek olursam, e bu lego sonuçta, yap-boz! İşte bu kurgulu legolarda şu yerleşiyor, YAP ve BOZMA, o tasarım BOZULMASIN. En ufak bir parçayı talimatına uygun takmadığında sistem şaşırıyor, hurra bilmemkaç sayfa geriye gidip “Ben nerde yanlış yaptımmm, Allahh’ımmmm” diye aranıyorsun. Bulunca, sanki de atomu parçalamışsın gibi bir zafer nidası yükseliyor. 

 

 

Ay çok uzattım. (Yazmayı özlemiş zaar) O bin bir emekle bir araya getirilerek jeep olabilmiş tasarım, müzede durur gibi bir yer ediniyor kendine, arada bir alıp oynuyor ama böyle kibarıyla. Birkaç kez elinden kayıverdi de, eyvahlar olsun. Ağlaya ağlaya topladı her parçasını, geri takmaya çalıştı, olmadıkça bir de sinirlendi. “Yavrum talimata baksana, niçin var o?” diyerek üstün bilgi ve tecrübemle yönlendirmeye çalıştım onu, çünkü çok lazımdı, kendi bilmiyordu. 

 

Bunda bu kadar uzun anlatılacak bir şey yoktu aslında, çünkü konu bu değildi. Konu, odak noktamızın, TV’den, filmden, tabletten, tablet oyunlarından gerçek ilişkili oyunlara kaymış olmasıydı.  Jeep yine parçalanmıştı ve sinirler gergindi. Deniz’e talimat okumayı öğretmeye çalışmak için, kendi talimat okumamı abartarak kabartmam, Eren’e, takıldığı yerlerde talimata dönüp bakmasını söylemeden, kendim yaparak hsghjdsgdgsk. Yani hep bir mesaj kaygısı ama ne var biliyor musun? Hepimiz keyif aldık, 1 saat, tam 1 saat uğraştık, ne mendeburdu o parçalar ama sonunda başardık. Deniz birbirine geçmiş incecik legoları ayırmakta çok başarılı, talimatta gördüğünü şak diye yapmakta da. Bunu bilmiyordum, çünkü Deniz’le hiç böyle bir şey yapmamıştık. O legolarla kafasına göre oynar, neyi nasıl yapmak istiyorsa parçaları ona göre yerleştirir, bunu sever ama talimatlı legoyu da çok severek yaptığını gördüm. Ben de eğlendim, Eren çok mutluydu. Ben kendimi çok iyi hissettim. Kendimi 1 saat için bile olsa, iyi bir anne gibi hissettim.

 

 

Bu TV kapatma kalkışmasını ilk yaptığım zamanlarda, fikir oturduktan sonra film koleksiyonu yapmaya başlamıştık Eren’le, belli bir gün ve saatimiz yoktu film izlemek için, beklentiye girmesin diyeydi bu. Bu sefer ise, çocukların Netflix kanallarından seçtiğimiz filmler ve geçenlerde televizyonumuza bağlattığımız, internet tabanlı bir dekoderden seçtiğimiz filmleri izliyoruz. Birlikte sinema saati yapıyoruz ama bu günümüzün küçücük bir kısmında kalabiliyor. Ta ki dış mihraklar müdehale edene kadar.  Öyle zamanlarda ise karşı mücadeleye başlıyorum, hani derler ya “Hep bir mücadele:))” aha da öyle. Dün terapistim bu konuyla ilgili “Dışarıdakilerle mücadele etmektense, içeriye çalış” dedi, yani, dışarıdakilere “Lütfen bunu yapmayın” demektense, “Oğlum, bunu yaptığımızda bizi böyle kötü etkiliyor, bu bize şunu yapıyor.” diye bilgi verdikten sonra “Şimdi nasıl yapmak istersin?” diye sormak ve istediği şeye hay hay demek. Açıkçası bu bana işlemeyecek gibi geliyor ama denemeden göremeyiz. İşlemeyecek gibi geliyor, çünkü kurallarımızı bile bile etrafımızdaki yetişkinlerin, (Yasin de buna dahil) aksi davranışlar sergilemesi beni acayip tetikliyor. Kan beynime fışkırıyor o kadar söyleyeyim, hayır belki ben çocukta kalabilsem ilerleyeceğiz ama kalamıyorum, işte şimdi bunu deneyeceğim. Lütfen başarılı olayım, başarılı olsun, lütfen, lütfen. 

 

 

Verdiğim linklerdeki yazılarda yaşadığım sorunların, üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen değişmemiş olması ayrıca sarstı beni. Belki de hep dış mihraklara çalışıyor olmam işe yarar değildi, içeriye çalışınca geçip gidecek belki…

 

 

Deneyip göreceğiz.

 

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*