2 çocuktan azına tahammülüm yok!

Çok yoruluyorum 2 çocukla, hele ikisiyle birlikte tek başıma dışarı çıkıyorsam, kamyon çarpmışa dönüyorum. Bazen bağırıp çağırıyorum, zapt edemiyorum ama çok da eğleniyoruz.

 

 

Yasin, harika bir baba, yani, tüm babalık sorumluluklarını fazlasıyla yerine getiren biri. Hafta sonu, bir tam gün çocukların ikisini birden alıp çıkıyor ve ben bütün gün tek başıma takılıyorum, enerji depoluyorum. İlk birkaç saat iyi geçiyor ama sonra, çocuklarım yanımda yokken, çok “AZ” hissediyorum kendimi. Sıkılıyorum hatta. Hani şurada koşuştursalar artık, bön bön bakmaya başlıyorum etrafa. Oysa daha kaliteli doldurabilirim o anları ama yok! Kalıyorum, ne yapacağımı şaşırıyorum belli bir saatten sonra. 

 

FullSizeRender1

 

Onların gürültüleri, koşturmaları, yer yer cıyaklamalarımı bile özler hale geliyorum. 

 

 

Mesela hafta içi! Sabahın köründe kalkıp kahvaltı hazırlıyorum, “Aman Eren okulda kahvaltı etmesin!” diye, haydiii, paldır küldür yiyor, topluyor, hazırlanmaya çalışıp itiş kakış çıkıyoruz o kapıdan, sonra bir kocaman, dimdik yokuş, İstiklal Caddesi’nde yürüyüş ya da koşma, bir dimdik yokuş daha, okuldayız. Eren’i bırakıp, tekrar yokuş çıkmaya başlıyorum, sadece yokuş çıkmıyorum, pusetle yokuş çıkıyorum, yüzümün aldığı şekilleri bir gün aynada görmek isterdim, neremden soluk alıyorsam artık, geçen gün 2 çocuk yardımıma koştu yokuşun sonunda, dedim “Yok, sağ olun, hallederim”, çocuk dayanamadı, “Abla ne hale gelmişsin, bırak çıkaralım”, ne hale gelmiştim ki? Dükkanların camlarından kendimi görmeye çalıştım ama olmadı, neyse zaten düzlüğe çıkmıştım, “Sağ ol, var ol…” derken İstiklal’de yürümeye başladım. Amacım, sabah 05.30 civarı uyanan Deniz’i uyutmaktı. Tünel’den meydana, oradan Galatasaray Lisesi’nin oraya, tempolu yürüyüş yaptım, kendime biir tesellii veeeerdim, “Ohh olsun, zayıflarım ne güzel işte” dedim ama canım burnuma geldi Deniz uyuyana kadar. Onu da uyuttuktan sonra oturdum bir kafeye, işte yazı yazacağım, şu semineri yerli yerine oturtacağım falan. 

 

FullSizeRender

 

Hepsini yaptım, üzerine kitap okudum, üzerine bir yazı daha yazdım, 3 saat geçti, uyuyor! Yahu sıkıldım, gidip dürtükleyesim var ama yapamadım. Bir kahve daha içtim, çarpıntım tuttu artık. Arkadaşım, bu değil benim istediğim. Bana 2, hadi bilemedin 2,5 saat yetiyor. Sonra ne yapacağımı şaşırıyorum. Alışkın değilim ben bu kadar çocuksuz olmaya. Sonuçta 2 çocuklu bir kadınım bugüne bugün. Hayır bünyem, dengem alt üst oluyor. 

 

vscocam-photo-1

Tamam, onlarla da yazı yazabiliyorum evet. Ne yazdığımı pek anlamıyorum ama çıkıyor bir şeyler ortaya.

 

 

Yasin geçenlerde “Ben çocukları alıp babama gideyim, sen de biraz dinlen” dedi, “Nasıl? Kalacak mısınız?” dedim, “Heee, kalalım, sen de iyi uyursun gece, dinlenirsin.” dedi. Şimdi, normal insanlar için bu, çok parlak bir teklif olabilir ama ben, yok yok, ben dinlenemem, üzerine, sabaha kadar da zaten uyuyamam, “Çocuklarım nereeee ben nereeee?” der durur, yerim bitiririm kendimi. “Aaa aaaa, yok olmaz!” dedim, “Ben çocuklarımdan ayrı uyumak istemem, yani zaruri de bir şey yokken neden ayrı kalalım ki? Dinlenemem zaten, hırpalanırım ben” dedim, takıldım peşlerine. 

 

 

Üstelik, “2 çocukla 1 ben 1 gün“de ne hallere geldiğimi bile bile…

 

 

Tamam, 2 çocukla çok tahammülsüz olduğum oluyor, evet, ama bu, hiç çocukla azalmıyor, aksine artıyor. Hiç çocukla ben daha tahammülsüz oluyorum. Elimi kolumu sokacak yer aramanın yanında, hiperaktiviteye kapılıyorum, yani o ara çıkıp sokağa koşsam yeri. O enerjiyi ya çocuklarımla ya da koşarak atabilirim ancak. Bünyem alışmış bir kere. Hani, belli bir zaman sonra emekliye ayrılıp, karısının başına ekşiyen adamlar gibi oluyorum. 

 

 

 

Neyse, Yasin çocukları alınca, o koca gün tek başıma olduğum zamanlarda anladım, arada bir şikayetlendiğim, 2 çocukla zorlandığım anların kıymetini. Bir an önce yapacaklarım bitsin de, o gürültüye, karmaşaya, patırtıya koşayım istiyorum. O bana iyi geliyor anladım. Şimdiden böyle diyorsam, çocuklar büyüyüp gittiklerinde ne hale geleceğim kim bilir?! Oyy oyyy… İyi düşüneyim iyi olsun. “Amaaan gidin gezin hadi, yaşlandım artık kafam almıyor…” filan diyeyim ya da “Hadi bu gece nereye gidiyoruz genşşşşler?” deyip peşlerine takılayım. Bak bu ikincisi daha güzel. “Annen çok kafa kadın” filan der belki arkadaşları. Du bakalım. Kısmet:) 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • Böyle güzel bir yazıya nasıl yorum gelmemiş hayret ettim doğrusu 🙂 damdan düşeni dr değil damdan düşen anlarmis. Eşim bazen kafayı sıyırıp yan odaya geçer yatmaya. Arada bana da teklif eder. Yan odaya giderim saatlerce döner ama onlar olmadan uyuyamam. Doğum yaptığım gece bile hastaneden gondermeyecektim büyük oğlanı o kadar yani. Gerçi sadece 10 saat içinde buluştuk o arayı da uykuda geçirdi melek de ben doğumdan sonra bile uyuyamadim. Büyüyünce aynı emekli adamlar gb olacagim biliyorum. 3 saati bırak 2 saat uyusalar ne yapacağımı şaşırıyorum. Sevgiler.

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*