Ben var ya ben…

Bu ara uçan kuşa dertlenesim var. Hani “Selam verdik borçlu çıktık” derler ya, eh işte ona benzer bir şey. 

 

 

“Yaaa biliyor musun çok bunaldım, eve kapalı olmaktan, bunun zorunluluk gibi olmasından, yapılması ‘ZORUNLU’ bir sürü şeyden, Meryem Uzerli tükenmişlik sendromuna mı girmişti he? Öyle bir sendrom kesin var ve ben de içindeyim bence. Çocuklarımı çok seviyorum ama nefes alma alanlarına ihtiyacım var herhalde. Aslında Yasin akşam eve geldikçe ben dışarı çıkıyorum, biraz yürüyüp bir yerde oturup, işte böyle yazılar yazıyorum buraya, şimdi de o anlardan birindeyim misal. Yani bu halimize binlerce şükürler olsun. Demek istediğim aslında, hani ‘Çocuğu güneşe çıkarın, D vitamini alsın’ derler ya, yani bizim doktor derdi, bir de ‘Evde sıkılıyordur zaten, hem algıları dışarıda daha çok gelişir, dışarıda daha mutlu olur…vs’ boşuna değilmiş, çocukla da olsa kendimi bi dışarı atıverdiğimde azıcık toparlanıyorum sanki ama bütün gün de dışarıda geçmiyor ki! Çocuğu bilmem ama benim algılarım kesin açılıyor. İşte o evden çıkma kısmı biraz sıkıntılı, bu ara sabahları Eren’i okula götürüyoruz Deniz’le yürüyerek, o bahaneyle sabahın köründe İstiklal’de yürümüş, kocaman 2 yokuş inip çıkmış oluyorum, dilim dışarı sarkıyor ‘Ama olsun, spor oluyor’ diyorum kendi kendime telkine telkin:)

 

vscocam-photo-9

Ben (TEMSİLİ)

 

 

Duuuur, nereye gidiyorsun, anlatacaklarım bitmedi daha… Aaa aaa gitti. :.(

 

 

Aha da yenisi geldi:)

 

“Ben sokak insanıyım aslında, evde oturmak çok bana göre değil, bir de çalışmaya alışığım, böyle para kazanmadan kendimi eksik hissediyorum, yetersiz, azz… Hem çocuklarıma da iyi örnek oluyormuşum gibi gelmiyor. Hadi çocuklarımın yanındayım, büyüdükçe zaten çok yanımda durmayacaklar ama ben yine de boş durmamalıyım, onlara bakarken de para kazanabilirim. Heee sokak insanıyım diyordum, çocukken sitede koştururduk bütün gün, annem neredeyse sürüyerek eve sokardı beni, belki bütün çocuklar öyleydi, bilemiyorum ama dışarısının insan türüne çok iyi geldiği, antidepresif etki yarattığı kesin. Günde 2 saat tek başımayken güneş yüzü görsem, belki rehabilite olacağım sanki. Bunu da bilemiyorum. Aslında Eren’i okula bıraktıktan 1-2 saat sonra Deniz pusette uyuyor, oturup bir yerde kahve filan içiyorum. Ya acaba ben Allah’tan belamı mı istiyorum? Daha ne mi olsun? Hem Yasin hafta sonu bir gün çocukların ikisini de alıp gidiyor, ben öyyyle kendi kendime kalıyorum mesela. Bütün gün tek başıma olabiliyorum ama bu sefer de ne oluyor biliyor musun? ‘Şimdi keşke çocuklarım da yanımda olsaydı… Keşke onlarla olsaydım ya da…’ diyorum, hemen peşinden ‘Şşşşşt sus bakiiiim, haftanın 6 gününe say, bu da gerekli sonuçta, otur oraya konuşmadan, hadi hadi…” diye ekliyorum. 

 

 

Bu para kazanma meselesi, ahhhh o kulağıma fısıldanan, hatta yüksek sesle sürekli tekrarlanan “Aman kızım kendi ayaklarının üzerinde dur”, “Aman kendi paranı kazan yavrum…”lardan mütevellit mi acep?! Bazı arkadaşlarıma bakıyorum, onlar evde oturup çocuk bakmaktan, evde olmaktan acayip mutlular, onlar da iş geçmişi olan insanlar, onlar da üniversite mezunu, onlar da şimdi anne. Yani bana rahat mı batıyor? Yok! Sanmıyorum. O kadar da değilim. Herkesin beslendiği, motive olduğu şey başkadır sonuçta. Ben de çalıştığım zaman mutlu oluyorum, işte o zaman herkeslere, her işe yetişiyorum, içime 10 kaplan kaçmış da zor tutmuşum o ana kadar gibi oluyor.

 

 

Otur bak ne diyeceğim, şimdi ben evden kendi kendimi geliştirmeye çalışıyorum pazarlama iletişiminde sosyal medya konusunda, bir sertifika filan almadım ama iyi gidiyorum, 1-2, hadi bilemedin 3 markayla çalışmak istiyorum ama bu çalışmaya girişme konusunda bir eğitime ihtiyacım var sanırım. Onu da halledeceğim yakın zamanda sanırım. Du bakalım. Yapabilirmişim gibi geliyor, daha kadın kadın markalarla çalışmak istiyorum. Du bakalım. Sonuçta bu da bir girişim değil mi? Yani e-ticaret yapanlar, işi en çok tecrübe ettikçe öğreniyorlar, tamam ne de olsa kendi işleri ama tecrübe her şey bir işe girişince. Du bakalım. 

 

 

 

Yani biraz da bana ne yapsan yaranamazsın gibi bir durum da var şimdi buradan bakınca, işte içinde bulunduğum durum bu!

 

 

 

Bu karman çorman yazıyı okur musun? Okuyup nereye koyarsın? Kaldırıp atar mısın? Artık ne yaparsan yap. Ben yazdım ya, azıcık hafifledim. Ohhhh çok şükür…

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

1 yorum

  • Yazıp yazabilip rahatlamak bile 1 şey.
    1 aydır izmirdeyim teyzemin yanında evde asırı daralmıştım geldim. Simdi geri dönmek istemiyorum. Evini cok özledim ama iki cocukla kapalı hatta kapana kapalı kalacak olmak düşününce bile delirtiyo beni.
    Aman kariyerim aman işim tipi degilim pek ben cok tembelim seviyorum çalısmayı da ama evin icinde dön dur :/ nereye kadar.
    Pelin hanım buyuk ihtimalle bir daha asla okula gitmek istemeyecek. Ikisiyle birlikte en fazla parka çıkabiliriz yarım saat, onda da bebek arabasını merdivenler indir kaldır canım çıka çıka 🙁
    Hee kocam var evet cok sukur de adamacağız evinin yolunu pelk bulamıyor.
    Ben de bulup birseylerle uğraşsam iyi gelir gibi hissediyorum ama onun e olduğunu düşünmeye dahi zaman olmuyor.
    Hadi yavrum az daha büyüyün noluuuuur …

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*