Biri konuşmuyor, biri de çok konuşuyor!

Deniz hala konuşmuyor, yani ben anlıyorum ama halkın anlayacağı dilde hala konuşmuyor, belki Çin Halk Cumhuriyeti’ne sesleniyor, bilemiyorum ama bizim milletin anlamadığı kesin.

 

Öte yandan, Eren de, çok konuşuyor, 1,5 yaşından beri, carcarcarcar konuşuyor sağ olsun.

 

 

Çenesine kuvvet… 

 

 

Masal anlatıcı…

Akşamları kitap okuyoruz uyumadan, çocuk doymuyor, “Bir de masal anlat” diyor, vallahi çok uykum gelmiş oluyor “Ayy ben masal hatırlamıyorum” diyorum, “O zaman ben sana bir masal anlatayım” diyor, yani o sıra ben ağzımı kıpırdatmayayım da, isterse Mesnevi anlatsın, “Tamam” diyorum. Meğer bitmeyen masal uydurabiliyormuş, “Oğlum sabahlayacak mıyız?” diyorum, öyyyyle suratıma bakıyor ve devam ediyor, masal bitmiyor. Sözüm ona, ben Eren’e kitap okuyacak ve uyutacaktım, Eren masal anlattıkça salyalarım akmaya başlıyor, “E ben uyuyorum o zaman, sen de masal bitince uyursun” diyorken tam, gerisini hatırlamıyorum zaten. “Annneeee uyuyorsuuun, annneeee, annnneeee, uyumaaaa” diyor, “Yok oğlum dinliyorum seni” diyorum, “Gözlerin kapalı amaa” diyor, “Salyalarımı da görüyor musun?” diyorum 🙂 “Salya ne anne?” diyor, “Aç gözlerini” diye devam ediyor, sanırsın eşek oturmuş göz kapaklarıma, kaş kuvvetiyle açmaya çalışıyorum, bakıyorum olmuyor, vallahi ellerimle kaldırıyorum kaşlarımı. 

 

eren

Bu aşk mı?

Geçenlerde, yine yattık yatağa, Deniz’i de yeni uyutmuşuz hazır, biraz sohbet edelim dedim, okulla ilgili sorular soruyorum, yok arkadaş doğru düzgün cevap alamıyorum, ne yapacağımı şaşırdım, en sonunda “…….. neler yaptı bugün?” dedim, “Eğlendi mi?” (Kızın ismini, özel hayata saygıdan mütevellit yazmıyorum). Eren gözlerini tavana dikti, dışarıdan sızan şehir ışıklarından bakışlarını seçebildim, öyle bir gülümsedi ki, “Annneeee, o kadar tatlı ki… Dayanamıyorum” dedi (Burada gözlerimiz yuvalarından fırlıyor), “Çok mu tatlı?” dedim, “Annneee, çok tatlı, dayanamıyorum…” diye yineledi. Ben kendimi yatakta oradan oralara vurmak istedim, “Senin ağzından çıkanı kulağın işitiyor mu çocuuuum?” demek istedim, içimde kelebekler uçuştu, “Ne güzel anneciğim” diyebildim sadece. “Benim minik sarıkanatım aşık mı oldu ki?” derken, iki gece önce, 26 Nisan 2015 gecesi, arkadaşlıklardan konuşuyorduk, kayınpederimin başlattığı “Genç Akademi”nin o haftaki konusu arkadaşlıktı, söyleşi sırasında Eren pek sohbete katılmıyor, biz de gece, sohbet şeklinde açıyoruz konuyu, “En çok hangi arkadaşını seviyorsun? Neden onu en çok seviyorsun? Hoşlanmadığın özellikleri var mı?” vs… Sohbet sırasında babasının kulağına eğildi ve fısır fısır bir şeyler söyledi, evet aşık olmuştu ve bunu bizimle paylaştı canımın ta kendisi. :)))) Canımmm canımmmm

 

IMG_8737

 

Hak-hukuk

Nasıl böyle oldu bilemiyorum tabi ama, en ufak bir şeyde, “Benim de buna hakkım var”, “Bu benim kararım.”, “Bu seninle alakalı değil annnee!”, “Ama bu haksızlııık…” gibi cümleler türedi. Mesela “Süt istiyorum” diyor, “Süt yok Erenciğim” diyorum, “O zaman alalım” diyor, “Olunca içersin, şu an alamam” diyorum, “Alabilirsin” diyor, “Süt öyle faydalı bir şey değil” diyorum, “Bu benim kararımm anne!” diyor, “Hangisi? Sütü içmek mi, zararlı olup olmadığı konusu mu?” diyorum, “İkisi de…” diyor. “Tabi senin kararın ama süt yok ve olsa da, ancak 1 bardak içeceksin zaten” diyorum, bu sefer, “Ama buuu hakkksıııızlııık” diye bağırmaya başlıyor, “Oğlum, haksızlık, buradaki herkes süt içerken sana verilmemesi olabilir ama ortada bir süt dahi yokken, senin de süt içemiyor olman haksızlık olmuyor” diyorum, suratını Shrek gibi yapıp dikiyor gözlerini bana kızgın kızgın. Teee Allah’ım. Çattık. Dün akşam yeni bir kitap okuduk, ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılığın, Pikolo İle Felsefe Öğreniyorum serisinden “Bu Adil Değil” kitabını, “Bu adil değil ne demek annee?” dedi, “Bu haksızlık gibi bir şey, adaletli değil… vs” Kitapla birlikte, bu hak, hakkaniyet, adil olmak kavramlarını iyice oturttuk sanırım.

 

 

Planlar…

Geçen akşam, elektrikler kesildi yine Beyoğlu’nda, “Hadi gölge oyunu yapalım” dedim, ben çamaşır asıyordum tam, bir yandan çamaşırları silkeledim, bir yandan koridorda dans ettik. Sonra, “Gel kitap okuyalım mum ışığında” dedim ve kitaplarını seçmesini istedim. Kitap seçene kadar, 40 tane şeyle ilgilendi, yanıma bir küçük koli getirdi, “Bununla bir helikopter yapmayı planlıyorum anne” dedi, “Tamam” dedim, “Nasıl yapalım?”, “İkk önce, makasla, şuradan, bir de şuradan, bir de şuradan, bir de şuradan keselim…”, “Bu pervanesi mi olacak?”, “Evet pervanesi”, “Nasıl dönmesini sağlayabiliriz?”, “ikkkk önce keseceğiz, sonra pervaneyi helikopterin çıkıntısına takacağız…”, “Hmmm, peki…” ve içeri gitti, makas getirecek sanıyorum, elinde iki kitapla geldi, “Hadi kitap okuyalım” dedi. Planlarrr planlarrr…

 

4b3b40de0bc52caa5b79547724cefa57

 

Öte yandan Deniz, 20 aylık ve konuşmuyor, 2 kelimeli cümle yok hayatımızda hala. Kartlarla başlamıştık önce, ilk elime gelen kartta zürafa vardı, “Zürafa” dedim, “Uuuaa aaaa” dedi, “ZZZZZZzzzzzü-raaa-faaaa” dedim, “Uuuuuuu aaaaa aaaaa” dedi, melodide sıkıntı yoktu ama fonetikte vardı. Hala da var. Neyse, oturur zamanla diye düşünüyorum. Söylediğimiz her şeyi anlıyor, getiriyor, götürüyor, süpürüyor, kitabı getirip “Ogggu” diyor, bu da bir şey. Kitap okuma kısmında biraz sıkıntı yaşıyorduk, aslında benim için Deniz’e kitap okumak epey yorucuydu, çünkü okutmuyor, sayfaları çeviriyor, benim cümlem yarım kalıyor filan, ben de kitabı kaçırarak okuyordum, ne anladım öyle kitap okumaktan? Sonra vazgeçtim, okumayı kestim, kitaptaki resimler üzerinden hikayeler anlatıyordum, “Aaaa-aaa bak kuş ağaca konmuş, kestane ağacının altında kirpi uyuyoooor…”, bunları yaparken elimle de bir yandan ağacı, bir yandan kirpiyi gösteriyorum. Bak işte o zaman duruyor, sayfaları kurcalamıyor. Dün akşam ise, yatakta, 5’e yakın kitap okuduk ve durdu. DURDU! DİNLEDİ! (27 Nisan 2015). Artık alışmış mıydı? Acaba hep böyle mi devam edecekti? Ya sadece dün akşama özel bir sakinlikse?! Neyse, kaygılarımı şu tarafa koyuyorum, deneyip göreceğiz.

 

 

Deniz’in bir lisanı var, o da şöyle:

App pum baaa (Kaplumbağ)

Uuu aaa aaa (Zürafa)

Bbbbbbaba (Büyükbaba)

Baba (Bildiğin Yasin)

Deeeyeeaaaâ (Bizzat kendim)

Vuuuaaaaauuuoov (Aslan, kaplan, puma, çita vs) 

Bad badd (Bana mısır patlat, kafamı bozma)

Ba ba ba ba (Tavuk)

Tediiiii (Kedi)

Auvv auuvv (Köpek)

Hââlââ (Hala)

Agun (Argun)

Oqu (Eğer kitabı getirip söylediyse kitap oku demek oluyor)

Oqqqu (“Eren nerede?” dediğimde “Okula gitti” demek istiyor)

Opppaa (Osmaner)

Abii (Eren)

 

Aklıma geldikçe yazarım artık buraya, darısı cümle kurmaların başına.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*