Yatağı dörtlemek çok da fena sayılmaz

Ahhhh dostum, hayat çok acayip! Şimdi ben, bundan aşağı yukarı 5 sene önce, kafamda projeler uçuşan, “Para kazanayım ama accccayiiip bi şey olsun” diye kafa patlatan bir kadınken, birden Eren girdi de hayatımıza, her anlamıyla alt üst oldum. Önce annelik, beni mahvetti, o ne vicdan öyle?! Gebertir insanı. O ne biçim sevgi öyle, ölme de yanında yat… Sonra tecrübe zafiyeti, o ağlayınca, krize girince ablak ablak suratına bakıp en sonunda karşısında oturup ağlamalarım, hiç geçmeyeceğini düşündüğüm uykusuzluğum ve yorgunluğum… 3 kişi yattığımız yatağın bir türlü bize kalmaması ve yine hep bunun böyle gelmiş böyle gideceğini düşünmenin verdiği bir cinsel isteksizlik ve istesen de cinselliğe filan halinin kalmaması… En nihayetinde Eren efendiyi kendi yatağına alıştırdık, az buçuk “Normal hayata döndük” deyiverdiğimiz gibi hoooop Deniz haber yolladı “Hişşşşt açılınnn, geliyorum uleeen”. “Heh canım, biz de seni bekliyorduk! Buyur gel, bir yatağı 4’lemediğimiz eksikti…” Evet! Onu da yaptık, hala da devam ediyoruz, artık sen düşün halimizi…

 

 

 

Neyse, Deniz’le başlayan 4 kişilik yatak hayatımız ve normal hayatımız sen bana bir iyi gel! Allah’ım 2 çocuk meğer ne güzelmiş. Doğur doğurabildiğin kadar. Mesela Deniz’in alt iki dişi çoktan çıkmıştı da, üstlerde tık yoktu hani, bugün üst diş etinde bir şişlik, bir beyazlaşma… “Çocuğum günlerdir yemek yemiyor, takla atıyorum resmen ama yok! Sadece meyveyle, ekşi mayalı organik ekmekle besleniyor.” dediydim ama bugün o kabarcık diş etini gördüm ya, benden iyisi yok. Demek ondan iştahı yokmuş yavrucağın.

 

 

 

Biliyorsun ya geçecek, ne ağlaması koyuyor, ne bacağıma yapışık gezmesi ne de nesi. Vızzzz gelip tırıııss gidiyor.

 

 

 

O proje kadını, işkolik ben gitti, yerine başka bir şey geldi, şimdiki beni çok tarif edemiyorum, evet, yine iş yapmak, para kazanmak istiyorum, en çok da çocuklarım için ama idealistliğim çok ağır basıyor, daha doğrusu, anneyim ya, para kazanabileceğim ama etik olmadığını düşündüğüm her şeyi elimin tersiyle itiveriyorum, içime sinmiyor hiç çünkü, öyle para kazansam ne olur ki?!

 

 

 

Bir de düşünüyorum için için, “Çocuklar olmasaydı, ohhh yan gel yat, yuvarlan, ne istiyorsan yap…” ama yok, hiç çekici gelmiyor, evet, çok yoruluyorum, yoruluyoruz ama çocuklu hayat hele iki çocuklu hayat çok güzel dostum. Yasin’le de bir düzen oturttuk gibi, akşama kadar ben bakıyorum, akşam Yasin geliyor ben biraz dışarı çıkıp nefes alıyorum. Sabahları Deniz uyandığında, bir sabah ben kalkıyorsam bir sabah Yasin kalkıyor, bize en çok bizden fayda var zira. İyi gidiyor böyle, Yasin için de benim için de nefes alma, biraz rahatlama alanları oluyor ve ilaç gibi geliyor.

 

 

 

 

Çocuklardan sonra bu iş heyecanım da başkalaştı, çocuklarıma hakkıyla vakit ayırabileceğim ama aynı zamanda düzenli para kazanabileceğim bir model düşünüyorum. Bulabildim mi? Henüz değil, umarım çok yakında, belki, neden olmasın yani?!

 

 

 

Dedim ya hani, “Nefes alma alanları…” diye, öyle büyülü bir etkisi var ki, bir kere daha sabırlı oluyorsun tüm ev halkına karşı, mukavemetin artıyor, Yasin’le daha az kavga ediyoruz, çocuklarla daha çok eğleniyoruz, o kafamdaki iş modeli fırtınası, kendini daha bir belli ediyor filan…

 

 

 

2 çocuk, burada anlattığımın tam tersi etki göstermeye başladı, meğer 2 çocuk daha kolaymış! Bir kere birbirlerini oyalıyorlar ve bu çoook önemli. Sırf bu yüzden bazen Eren’i okula göndermeyesin geliyor. Eren’le başbaşayken anam ağlıyordu; oyalayayım, oyun oynatayım, aman algısı gelişsin, çocuk görsün bebecik diye sokak sokak gezeyim… 17 aylık olduğunda artık ona yetemediğimi anlamıştım, okula başlamıştı o vakit. Şimdiyse, Deniz 8 aylık olduğundan beri, pek bir haşır neşirler, Eren’in okuldan geleceği anı bekliyor Deniz 4 gözle, o gelene kadar da dip dibe, üst üsteyiz. Bildiğin, usturupsuzca suratıma atlıyor, üzerime tırmanıyor, bacağıma yapışıyor ama saatler Eren’in okuldan gelme anını vurduğunda, kapıda çığlık çığlığa karşılayıp, onun peşine takılıyor. Al sana bir nefes alma fırsatı daha.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Evet, yatağı dörtlüyorsun ama, artıları da var sonuçta ya da şöyle diyeyim, öyle de böyle de keyif almaya bakacaksın, oturup sızım sızım sızlanmaktan iyidir.

 

 

 

Son söz: Ürettiğim en güzel proje çocuklarım, üçüncüsüyse henüz belli değil.

 

 

 

 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • Tam da aynı şeyleri düşünürken ve yaşarken bu yazıyı okumak iyi geldi 🙂 iki oğlanlı hayatı düzene oturtmaya çalışırken bir yandan da bişeyler üretip çalışma planları, olacak inşallah.. Bizimkilerin iletişimi daha pek başlayamadı, heyecanla bekliyorum o günleri. Büyüğü 3,5 yaşında, küçük de 2,5 aylık.. Hepimize kolaylıklar 🙂

    Cevap Yaz
    • İnan çok hızlı geçiyor, 1 yaşını kutlayacağız Deniz’in, vallahi nasıl geçti anlamadım. Sadece Eren’li hayattan daha hızlıydı, harala gürele derken akşam nasıl oldu anlamadım çoğu zaman. Haydi kolaylıklar hepimize:)

      Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*