Abur cubur çılgınlığı

Geçenlerde Yasin eve şu, arası çikolatalı bisküvili sandviçlerden aldı; bu gibi şeyleri inanılmaz hızlı ve çok fazla tüketen bir kocam var.

 

 

Gidişata bir dur diyebilmek adına bir anlaşma yapayım dedim; “Sen bunları alma, ben de evde haftanın 3 günü filan tatlı yapayım.”, “Tamam” dedi. En azından, içine ne koyduğumu bilirim, envai çeşit yabancıyı mideye indirmez.

 

 

Tabi ben tatlı matlı yapmadım, o da “Nerde benim tatlım?” demeden çikolatalı sandvici getiriverdi.

 

 

Olay sadece çikolatalı sandviçten ibaret değil tabi ki, bu gibi tüm abur cuburlar…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aslında kaygım şu; bakıyorsunuz pakedine rengarenk, alengirli, cezp edici…

 

 

 

E çocuklar bayılır renkli şeylere, şekere, çikolataya (Tabi hiç yememişse nerden bilecek çocuk ama)

 

 

Bakıyorsunuz marketlere, birçok çocuğun eli bu reyonlarda.

 

 

… ve bakıyorsunuz etiketine: Buğday unu, kakaolu fındık kreması, şeker, bitkisel yağ, fındık püresi, toz kakao, peyniraltı suyu tozu, EMÜLGATÖR (Soya Lesitini), yapay aroma (Etil vanilin), bitkisel yağ, şeker, fruktoz ve glikoz şurubu, tuz, kabartıcılar, sodyum ve amonyum bikarbonat, asitlik düzenleyici (Sitrik Asit), koruyucu (Sodyum Metabisülfit).
 

 

İnanın yazarken ben yoruldum ve bu sadece bir çeşit ürün. Günde, bu ve türevlerinden sayısız paket tüketen, hatta tüm gününü tencere yemeği yemeksizin, bu atıştırmalıklarla geçiren çocuklar var.

 

 

Cidden.

 

 

Sırf 3 tanesini ben tanıyorum.

 

 

Defne Koryürek programında ekmeklerin üzerindeki etiketi okurken söylemişti de çok etkilenmiştim “Daha adını bile okuyamadığımız şeyleri bir de yiyoruz.”

 

 

Bir de yazmışlar, “Mamüllerimizin hiçbirinde domuz yağı ve katkıları yoktur.” “Ayyyy sağolun valla ne iyisiniz!”

 

 

Şimdi bir de Ramazan ve Yasin oruç tutuyor ve de çok canının çektiğini vurgulayan cümleler kurarak beni can evimden vurmaya çalışıyor, elinde fazladan alınmış; cips, çekirdek, kraker, bisküvi dolu poşetlerle.

 

 

En sonunda “Çöpe atarım… Ciddiyim!!!” şeklinde ikazımsı tehditlerle uyarmaya çalıştım.

 

 

Ne kadar anlaşıldı durum bilmiyorum.

 

 

Zaman gösterecek.

 

 

…ama oğlumun, kendinden geçercesine bu zararlı şeyleri tüketirken babasını görmesini istemiyorum.

 

 

Yasin büyülenmiş bir kere, yine de çok geç değil bu alışkanlığı elinin tersiyle itmesi için, ama Eren o tatlarla tanışmadan önce “Fikir Sahibi Damak-Çocuk” olmalı ki tadına baktığında, farkı, yapaylığı hissedebilsin.

 

 

Evet, ileride çocuğumun elinden zorla almamak için, şimdiden çok ciddi örnekler sergilmeye çalışıyorum.

 

 

Her yediği doğal, gerçek…

 

 

Karşısına geçip, ona farklı, kendimize farklı muamele yaparcasına yemekler pişirmiyorum evde.

 

Bu çocuk fanusta büyümeyecek elbet, arkadaşları yerken o da bakmak isteyecek tadına.

 

 

Makine değil ya bu çocuk.

 

 

… ve bakacak hepsinin tadına.

 

 

Dileğim “ıı ıhh, ben meyve istiorum anneeeeeeee ya da ceviiiiiiz…” diye seslenip damağının fikrini dile getirmesi.

 

 

Umarım başarabilirim.

 

 

Umarım Yasin de bu süreçte arınmayı başarabilir.

 

 

…ve buradan tüm yakınlarımıza bir küçük ricada bulunmak isterim; “Bak sana ne vereceğim” deyip de cebinizden çıkarmayın o göz alıcı renkteki paketleri, uzatmayın çocuklara.

 

 

Hele obezite bu kadar ayyuka çıkmışken ve büyüdüklerinde o kiloları verebilsinler diye ilk önerimiz “Abur cuburu kes” olacakken, bu gün gibi açıkken… Bunların, sağlıklarını ne kadar bozduğunu biliyorken…

 

 

İlla bir şeylerle sevindirmek istiyorsanız, doğada ne varsa sunabilirsiniz önüne ya da toprakta oynamayı teklif edebilirsiniz ya da mutfakta, birlikte yemek pişirmeyi ya da her neyse…

 

 

Rica ediyorum tüm büyüklere.

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

1 yorum

  • Bu konuda bence ipler tamamen annenin elinde, anne ne pisirirse nasil sunar ve cazip hale getirirse cocukta o tatlara yemeklere alisiyor. Evliligimin ilk senesi esim kocaman bir aburcubur posetiyle gelir ve yemek yapma ugrasma bunlardan yeriz derdi, ( Simdi dusunuyorumda bu bekar ogrencilik hayatindan kalan bir aliskanlikti yada yeni evlenen cogu erkekte oldugu gibi , esinin yemegini yiyemeyecegini dusunen, annesinin enfes yemeklerini tutmayacagini zanneden yeni es sendromundan kaynaklandi sanirim 🙂 bende uyumsuz davranmamak icin sevmedigim halde kuru kuru katkili gidalari onunla beraber mideye indirirdim. Baktim bu boyle olmayacak nereye kadar devam edecek. Market alisverisine beraber cikip engellemeye calistim eve giren yiyecekleri. Cesitli yemekler yapmaya basladim, aburcuburuda yemeklerden sonra isterse verdim.Bebegimiz dunyaya gelince zaten ikimizde isteristemez daha hassas davranmaya basladik. simdi oglum 6 yasinda ve evde belirli bir yemek kulturune alistigi icin hic zorluk cikartmiyor. Emsalleri cikolata cips cola hamburgersiz yasayamazken ben onun eline havuc, tazesogan, marul,kuruuzum, incir, ceviz vs…. Veriyorum ve gayet mutlu bir sekilde yiyor. Bu konuda evin idaresi, cocugun beslenmesi annelerin dikkat etmesi gereken en onemli sey, makul bir sekilde zararli olan seyleri cocuga anlatinca zaten kabulleniyor ve israrci olmuyor. Sizde eger isterseniz basarabilirsiniz. Bazi seylerde onlarin yararina olacak sekilde HAYIR diyebilmeliyiz bence

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*