Anne-Baba-Çocuk üçgeninde kırmızı çizgiler

"Tahammül" kelimesi, benim sağımdan solumdan geçmiyor, onu diyeceğim. Anne- babanın çocuğa karşı belirlediği kırmızı çizgiler paralel olmazsa, aşağıdaki liste uzar da gider.

 

Beni gözlemleyenler "Ruh hastası" gibi davrandığımı düşünebilir ya da "Neden bu kadar büyütüyor olduğumu…" ya da "Çok sivri köşelerimin olduğunu…" söyleyebilir. Olabilir…

 

 

Tabi böyle görünmesinin birçok sebebi var; (Aşağıda okuyacağınız sebepler, annemi, bu kadar iyi anlayacağımı hiç düşünmemiş olduğumu da fark ettirdi.)

 

1- Özellikle ve özellikle konu Eren olduğunda, ortak verilmiş kararlardan fütursuzca cayabilme hakkının gizli tutulmasına tahammül edemiyorum. 

 

2- Evdeki sorumluluklardan fütursuzca cayılsa bile, "ev" ertesi gün bunun meyvesini verse bile ve 2 günlük yayılmanın bedelini acı acı çıkarsa bile, toplayınca bitiyor gidiyor. Yorgunluktan dilin yere değiyor ama bitiyor (Yalan, bitmiyor ama bitiyormuş gibiyi çok güzel taklit ediyor, o da bana yetiyor) ama çocuk öyle mi? En ufak bir dengesizliğini görsün, pişirip pişirip önüne getiriyor, sonra uğraş dur. İşte ben, hep aynı yemeğin pişmesine ve daha öncekini unutturamadan bir yenisinin yapılmasına tahammül edemiyorum.

 

3- Ben Eren'e "HAYIR" dediğimde, Eren'in babasına dönüp "Ba-Baaaaa" diye, beni şikayet edermişçesine seslenişine tahammül edemiyorum.

 

4- Kendimden biliyorum, annem bir şeyleri yoluna sokar, disiplin sağlardı; babamsa, bana göz kırpar, her istediğimi öyle de böyle de yapardı ve ben de bu konuda annemin çok ama çok üzüldüğünü, hatta çok sinirlendiğini hatırlıyorum. Onun beni ne kadar çok sevdiğini bilemiyordum, çünkü bana sunulmuş daha cazip bir teklifle "Sevgi" kavramım başkalaşıyordu. Babamın beni daha çok sevdiğini sandığım yanılgılara düşüyordum. Şimdi sorunlu bir insan mıyım? Hayır ama süreç içinde çok sıkıntılar yaşattım aileme, biliyorum. İlişkiler baştan sağlamlaştırılmadığında sonrasında yaşanabilecek zorlukların önüne geçmek epey zor oluyor. Annemin neden daha disiplinli olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyorum ama babamın neden annemin otoritesini ezdiğini, özellikle de şimdi anlayamıyorum. Çocukla ilgili ayrı düşülen noktalarda çocuklar kadar karı-koca ilişkileri de ciddi anlamda zedeleniyor, çocuklar anne-babanın gerginliğinden geriliyor ve bu zincirleme gidiyor. Ben buna tahammül edemiyorum.

 

5- Eren'in uyku vaktinde onu uyutmaya götürüp, uyutmadan odadan çıkma ve "Bu çocuğun hiç uykusu yok" deme alışkanlığı edinilmesine tahammül edemiyorum + gıcığım.

 

6- Eşlerden birinin, diğerinin beslenme konusundaki titizliğini çok çok iyi bildiği ve bu titizliğe saygı duyulduğunu düşündürecek müzakerelerde bulunulduğu halde, özellikle aile içinde, sanki çocuğu birimiz tek başımıza getirmişiz ve büyütmüşüz de diğerimizin dünyadan haberi yokmuş gibi "Eren'e bu ekmeği veriyor muyduk?" gibi bir cümleyle, tüm aile eşrafının kafalarının aynı anda cevap verecek eş kişisine dönmesine ve orada akıtılan "TER"e tahammülüm yok!

 

7- 18 aylık çocuğun anne-babasının, beslenme politikasını oturtmuş, başka şeyler konuşuyor olması gerekir diye düşünerek; eve fiiii tarihinde alınmış ve çocuğun ulaşabileceği yere koyulmuş kakaolu bisküvi ambalajına tav olup, poşedini kemiren çocuğu görünce, dayanamayıp "Bir tane vereyim mi?" diye sorulmasına, çocuğun pür dikkat cevap verecek olan ebeveynine bakıp, onun şaşkın, sinirli, ne diyeceğini bilemeyen suratından bir şeyler çıkarmaya çalışmasına ve "HAYIR" dediğinde, deftere yazılan tüm diğerleri gibi, bir gün ebeveynin karşısına çıkacak olma ihtimaline gıcığım.

 

8- Biz yetişkinlerde de olduğu gibi, her dönem farklı çocukların dünyasında da, bir dönem "kusursuzmuş gibi" geçerken, bir dönem de, anlamsız bızıklamalara, ne yapsanız yaranamadığınız durumlara ev sahipliği yapar. İşte bu kriz dönemlerinde, bir de geçmişin çer çöpünü temizlemeye çalışmaktansa, direk soruna ve olaya odaklanıp, onu ortadan kaldırma ve mesut yaşantıya ivedilikle geri dönmeye harcamalıyız enerjimizi. Aksine tahmmülüm olmadığı gibi enerjim de yok.

 

9- Mesele sadece çocuğun büyümesi değil, çocuk büyürken, ona en yakın olan kişinin (Ki bu genelde annesi oluyor) akıl sağlığı yerinde bir birey olarak kalabilmesi, bunun için uygun şartların her iki eş tarafından da sağlanabilmesi, aksi söz konusu olduğunda "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" sözünü devşirip "Sağlam çocuk sağlam ebeveynde bulunur " sözünü hayat felsefesi yapıp yoluna devam etmesini öneririm eşlere. Bu önermenin, bir çeşit rezonans ile tüm aile bireyleri için geçerli olmasını diler, aksine tahammülüm olmadığını belirtirim.  

 

 

10-  Evin envai çeşit yerinden, tişört, gömlek, çorap toplamaya tahammülüm olmasa da bazen halim oluveriyor topluyorum. Çok büyütecek bir şey yok gibi bu konuda. 

 

 

Yani aslında, konu Eren olduğunda sınırlarım çok net, evet ve esneyemiyorum ama diğer konularda mükemmelliği yakalamaya çalışmak gibi de bir derdim yok. 

 

 

 

Sadece oğlumuzu büyütürken, anne halimin yara almamasını, oğlumuza daha mutlu yaklaşabilmeyi istiyorum.

 

 

Eteğim ağırlık yapmaya başlamıştı, biraz hafiflik iyidir, iyi… 

 

————————————————————————————————————————————————————————————————-

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*