BlogNOT

"Ane mu ne?" ile başladı her şey ve "Babacı mu ne?" ile davem etti.

 

Eren, Çin Dili Edebiyatı'ndan Türk Dili Edebiyatı'na yumuşak bir geçiş yaptı.

 

Bu yumuşak geçiş, yarattığı şokla, bizde sert etki yarattı ama idare ediyoruz çok şükür.

 

 

Mesela artık "Anne bu ne?" diyor bildiğin.

 

Bunda sıkıntı yok tabi, her şey normal görünüyor.

 

Geçen gün büyük teyzesinin kucağında oturmuş, iki elinde de peçete, başladı sormaya teyzesine: "Teyze bu ne?" (Sağ elini uzatmış)

 

Teyze: Peçete.

 

Eren: Teyze bu ne? (Sol elini uzatmış)

 

Teyze: Peçete.

 

Eren: Bu ne? (Tekrar sağ el havada)

 

Teyze: O da peçete…

 

Eren: Bu ne? (Tekrar sol el havada)

 

Teyze: O da peçete…

 

Bu soru yağmuru onlarca kez ve sadece peçete üzerinden tekrar etti.

 

Teyzesi büyük bir sabırla Eren'e cevap verdi, ben dinlerken tükendim.

 

Sonra dedenin evine gittik, tavlayı getirdi önüme, "Aç" dedi, açtım. Zarları her iki eline de pay etti ve başladı.

 

Eren: Anne bu ne? (Sağ el)

 

Ben: Zar.

 

Eren: Anne bu ne? (Sol el)

 

Ben: Zar Erencim.

 

Eren: Anne bu ne? (Tekrar sağ el)

 

Ben: O da zar Eren.

 

Eren: Anne bu ne? (tekrar sol el)

 

Ben: ?!!?!! Zar. 

 

Bu gidişe bir dur demek lazım, yok bu böyle olmaz derken ben sordum aynı soruyu.

 

Eren bu ne? (Sağ elindekini işaret ederek)

 

Eren: Sar. (Peltekçe)

 

…ve sustu.

 

Allah'ım nasıl bir annelik gururu yerleşti yüzüme, sanırsın hazine buldum. E bunun da aşağı kalır yanı yok hani:) Onu susturmayı başarmanın tebessümü sardı her yanımı, yüzümde güller açtı…

 

Dün akşam düğünümüzü yaptığımız yere götürdüm Eren'i. Oradaki bar taburelerine taktı bu kez.

Eren: Anne bu ne?

 

Ben: Tabure. Bar taburesi.

 

Eren: Anne bu ne? (Diğer tabureye geçti)

 

Ben: O da tabure…

 

Bu işkenceye, 9 tabure tanıttıktan sonra son verdim.

 

Ben: Eren bu ne?

 

Eren: Dabuye:)

 

 

Böyle böyle adını merak ettiği her şeyi öğreniyor ve hemen harekete geçiyor, cümle kuruyor.

 

Baba Sevda'ya(Peltekçe) baybay yaptım.

 

Çoq kaka yaptıım.

 

Anne bak Caillou.

 

Miki miki faaaaaaye mikinin eviiiiiiiiiiii

 

gibi ve daha hatırlamadığım cümleler…

 

… ve sayı sayma meselesini (Bence) abarttı.

 

Babaannesinin evinde koşu bandına çıkmış 1'den 10'a kadar sayarak rakam hafızasını güçlendireyim dedim.

 

Bir baktım "on aytı- on yedi- on zekiiz… " diyor. Vallahi ben öğretmedim. Kreşte öğrenmiş olabilir tabi ama o güne kadar hiç açık etmemesi de ilginç. Artık 20'ye kadar sayıyor. 

 

Kendi yemeğini zaten kendi yiyordu ama şimdi, ağzını daha isabetli tutturuyor. İlk denemede kaşığı ağzına götürüyor.

 

Çok paylaşımcı değil, bir diğer çocuk elindekini aldığında ya da buna teşebbüs ettiğinde, dişlerini de kullanmak suretiyle tüm gücüyle karşı çıkıyor, "Bıyaaaaaaaaaaaaaaaak" diye bağırıyor, ancak kendi paylaşmak istediğinde sorun çıkarmıyor.

 

Bana yardım ediyor ve evet, getir götür işleri yaptırdığım da doğru.

Benim bünyem bu kadar hızlı değişimi kaldırmıyor. Hüzünleniyorum. Büyüyor…

 

… ve şimdi 21 aylık.

 

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*