Çocuğum yemek yemiyor

E bizimki de çok yiyor!

 

Çok anne duyuyor, görüyorum “Çocuğum yemek yemiyor” diye dert yanıp “Nasıl yapar da yediririm?” diye türlü yollar deniyor, araştırma yapıyorlar.

Öncelikle söylemeliyim, Eren, hiç iştah sorunu olan bir çocuk olmadı ve bana “Yemeyen çocuk çok zor” dediler hep. Bunu o kadar çok duydum ki ama yine de yemeyen çocuğun annesine yaşattığı zorluğu bilemem. Şimdi ben çocuğu iştahlı olan bir anne olarak, “Çocuğum yemiyor olsa, bırakırım, yemesin, illaki yiyecek…” diyebilirim ama iştahsız bir çocuk doğurunca bu dediğimi yapabilir miyim? Onu da bilmiyorum.

 

Şimdilik sadece, Eren’in yemek yiyesi gelmediği günlerde bunu uyguluyoruz.

Ben: Aç mısın Eren?

Eren: Hayır

Bitti.

 

Acıkınca zaten gelip “Anne ben tok aciktıiıııım” diyor.

 

“Bir de çocuğum faydalı olan hiçbir şeyi yemiyor” kaygısı taşıyan anneler var. Doktorumuz bize, “Siz nasıl besleniyorsunuz?” demişti. Bizi bir kendimize getirmişti, çünkü ben katı gıdaya geçerken “Buharda mı pişireyim?” diye sormuştum. “Siz buharda mı pişirip yiyorsunuz yemeklerinizi?” diye de eklemişti Hülya Hanım. Hayır tabi, ben buharda pişmiş yemek tüketmiyorum, o halde çocuğumu da bu şekilde bir yere kadar besleyebilirim.

 

Aksi halde kendi tabağındakini değil, bizim tabağımızdakini ister. Bu konuşmanın faydasını görmüştüm ve bir orta yol bulmam gerekiyordu. Onu da, kendi beslenme şeklimi düzenleyerek sağladım. Zaten öyle çok sağlıksız beslenen biri hiç olmadım ama paketli ekmeklerden yerdim mesela… Etiketleri didikledim ve en iyisi, eğer evde ekmek yapamıyorsak, “Halk Ekmek”in organik tam buğday ekmeğiydi. İlk başlarda zorlandım ama damak bu, alışıyor ve şimdi severek yiyorum. Üstelik büyük marketlerde de satılıyor. Ekmeksiz kaldığımız zamanlarda, örneğin kahvaltıda omlet yapmışım, ekmek banacağız ailece, o zaman da organik tam buğday unuyla hemen hamur yoğurup tavada pişiriyorum, al sana mayasız ekmek.

 

Eren’le aynı anda sofraya oturmaya ve sofra adabına özen gösteriyoruz, hepimiz aynı anda sofrada yemek yiyor olunca, çocuk da sofrada olması gerektiğini biliyor. Bu da önemli, çocuk etrafta gezinerek ne yediğini bilmeden dolanmıyor. Kontrolsüz bir tüketimi olmuyor. Yemek yerken televizyonu da kapalı tutmaya özen gösteriyoruz.

Bizim sorunumuz da, Eren’in çok iştahlı, yemek yemeği seven bir çocuk olması. Aslında sorun demeyelim, insanların onca sorunu varken bu olmaz. Yani daha az yemek yemeyi sevse daha iyi olur diyelim.

 

Özellikle geniş aile çevremiz içindeyken, “Yiyen çocuk görüce gözleri parlayan” bir nesille yan yana gelince, Eren’in sürekli beslendiği bir tablo çıkıyor karşımıza. Kimin eline bir şey geçse Eren’e yediriyor. E o da artık farkında ve sürekli “Mussss istiioruuummm”, “Badem istioruuuuum” şeklinde geziyor. İnsanlar da yemek isteyen çocuk görünce haliyle ikramda bulunuyor.

 

Evde bunu yaptığında ben, “Aaaaa boya kalemlerini getir de resim yapalım” diyerek dikkatini başka yöne çekmeye çalışıyorum.

 

Öğün saatlerinde yemek yemek iyidir ama her an yemek yemek istemek hiç de iyi bir şey değil, ki bunu anlamak için kilo sorunu yaşayan bizlere bakmak yeterli.

 

Bazen canım “zararlı” bir şey çekiyor. Göstermeden, köşe bucak kaça kaça yemeye ya da içmeye çalışıyorum. Gördüğü anda, o gözlerindeki fare görmüş kedi ifadesi cidden korkutuyor bazen beni, sanırsınız beni yiyecek. Elim ayağım dolanıyor bana doğru gelirken, en sonunda da “İlaç içiyorum” demek zorunda kalıyorum, hiç de inandırıcı olmuyorum. Git yahu işte, yok anacım gitmiyor, kötü kedi şerafettin gibi başımda bekliyor, lokmalar ya da işte her neyse boğazıma diziliyor. Öyle bakıyoruz birbirimize, yine ben dikkat dağıtıcı şapkamı takıp legolara koşuyorum, tren yolu yapmaya başlıyorum da unutuyor.

 

Yaaa kardeş, biz de bunlarla uğraşıyoruz.


 


 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

3 yorum

  • Ben de kesinlikle o varken zararlı şeyler yemem.Babası yapar bunu sinir olurum.Bir keresinde arabasında uyuyor diye parka girdim hareket etmeyeyim de uyanmasın diye. Sık gittiğimiz bir park ve onun peşinde koşmaktan bir şey anlayamıyorum. Ben de fırsat bu fırsat eyip bir ayvalık tostu söyledim kendime. Geldi, daha bir ısırık aldım açtı gözünü:). Boğazıma dizildi zor bitirdim.Domates salatalıklarıyla da onu oyaladım.

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*