Çocuktan sonra aşk meşk meseleleri

 

Nereden başlayacağımı bilemediğimden, bir yerinden tutuyorum konuyu ama çok doluyum söyleyeyim şimdiden.

 

Hamile kaldın, şen kahkahalar, şakşaklar… Sonra doğuma gittin, o ana kadar el üstündesin, bebek geldi, hooooop tüm ilgi miniciğe gitti, sen orada bakakaldın, bu ani ilgi heyelanına hazır olmadığından şaştın.

 

 

İlk bir kaç gün, taze bir lohusa olduğundan “ilgi” bir gidip bir geldi veeee yok olduuuu.

 

 

“Çocukla ilgili sorular nasıl sorulur?” kısmını oturtamayan yeni baba, zaman zaman taşıyıcı anne, dadı muamelesi yaptı, ki bence onlara bile “Çocuğun burun damlasını damlattın mı?” diye sorulmamalı. Nasıl sorulacağı konusunda bir baba okur, şaşkın şaşkın bakıyorsa bu noktaya, cevap vereyim; “Hayatım, …… ‘nin burun damlasını damlatmış mıydın? yoksa ben damlatayım.” olabilir mesela.

 

 

Sürekli meme dışarıda gezdiğinden mahremiyet diye bir şey kalmadı, bebeğin uyku saati, gazı, pırtı, kakası, kusmuğu vs. uğraşırken kaşların göz kapaklarına indi, kaytan bıyıklı oldun, kocanla karşılaşmadan önce kuaföre koşman gerekti ama biraz daha zaman vardı.

 

Başbaşa olsanız, romantizm yapacağınız anların hepsi “püüüfff” oldu.

 

 

Dırdırlaşmalar arttı, hatta tartışmaların boyutu değişti. Tüm bunlara küçücük bir insan mı neden oldu? Hem evet, hem hayır.

 

 

Durum şu, yani anlayabildiğim, dilimin döndüğü kadarıyla.

 

 

  • Birbirine layığıyla vakit ayıramayan çiftler, romantizm dakikalarını kaçırdıklarından, hırçınlaşıyorlar.

 

  • Eskiden, ” Yok yok o filme gitmeyelim, çok geriliyorum, puuufff” ile sınırlı olan gerginlik anları, boyut değiştirerek “Çocuğun altını neden değiştirmedin, taşmış bak gene…” ya da “Sen böyle yaparsan, o da bu yaptığını örnek alır ve iş içinden çıkılmaz bir hal alır…” gibi gibi sürüyle gerginliğin birleşiminden nur topu gibi bir de VOLTRAN oluşuyor.

 

  • Bir sorun çözülmeden, bir diğeri peyda olduğundan, olay arap saçına dönüyor.

 

  • Aynı dili konuştuğun adam- kadın upuzak oluyor. (Sadece küçük bir bebek doğdu, hatırlatmak isterim)

 

  • “Azıcık başbaşa kalalım, eteğimizdeki taşları dökelim, rahatlayalım…” çabalarıyla yakın çevrenin imdadına yetişmesi çağrıları yapılır, sağ olsunlar, var olsunlar, koşup gelirler, çocukla ilgilenir, sevgi verirler… Koşa koşa çıkarsın sokağa, eski zamanlardaki gibi, el ele, sarmaş dolaş gezinirsin, mutlu mesut dönersin eve, de, kim bilir böyle bir günü bir daha ne zaman yaşayacaksındır. İSTİKRAR ŞART!!!

 

Şu aşamada bir anımı paylaşmak isterim;

 

Günlerden bir gün, annem, ablama “Biz babanla, siz doğduktan sonra tartışmaya başladık.” demiş. Bunu taa o zamanlarda duyan ben, “Annem niye böyle demiş ki?” diye, alınganvari bir tutum sergilemiştim.

 

Şimdi anlıyorum ki, annem, ablamı kendine yakın görmüş ve en yakınındaki kişiyle, dürüstçe duygularını paylaşmıştı. Dertleşmek istemiş kadın belli ki.

 

… ve şimdi söyleyebiliyorum ki, hem çok dürüst, hem çok haklıymış.

 

Çocuk, harika bir şey, ona olan sevgi ölçülemiyor hiçbir şeyle ama eğri oturup doğru konuşmak lazım, gece boyunca hiç durmadan ağlayan (Belli ki bir sıkıntısı var, yoksa neden ağlasın garibim) çocukla sabahı sabah ettikten sonra (Karı-koca) ne kocan sana kahvaltı hazırlayabilir, ne de sen onu işe güleryüzle gönderebilirsin, afyonun bir türlü patlayamaz bile o gün. İnsan çığırından çıkabiliyor.

 

 

Hee belki bu anlattıklarımı birçok aile hiç yaşamamıştır, olabilir, o halde onlara beri gelmelerini rica ediyorum, bizim gibilere bir yol gösterebilirler sanırım. Belki geç lohusalık depresyonu yaşıyorum, eşim de baba olmaya hala alışamadı… Olabilir… Bilemiyorum.

 

 

Bu yazıyı okuyan, çocuk planlayan, hamile olan anne adaylarına “Korkma eyy kişi” demek istiyorum.

 

 

Korkutmak için yazmıyorum, “kuşan da gel” diyorum.

 

 

 

Günümüz ekonomik şartlarında bakıcı ile çocuk büyütmek kolay değil ama en azından yakınlarında, sen senden çıkmadan, evliliğin kuvvetini yitirmeden imdadına yetişecek aile bireyleri olsun. ÇOK ÇOK ÇOK ÖNEMLİ!!!

 

 

Eğer maddi durumun elverişliyse de, bir bakıcı her zaman iyidir.

 

 

Düne kadar, içimdeki bakıcı isteğini bastırmak için elimden geleni yaptım, şımarıklık ettiğimi düşündüm, “Daha bir çocuğum var ve ben şimdiden kaldıramıyor muyum yani? Elalem kaç çocuk büyütüyor…” diye yedim bitirdim kendimi, neyse ki yalnız değilmişim, şımarık olmadığımı anladığım andan beri de, bakıcı arayışındayım.

 

 

Yarın bir tanesiyle görüşeceğim, umarım ilk ve tek olur, hayatımın kadını olur:) AMİN…

 

 

Yani sen sen ol, hamile kalmadan önce buradaki maddeleri oku ve o maddelere ek olarak;

  • Doğan o minicik insana tapacaksın, emin ol.
  • Kocanla başbaşa kaçamak fırsatı bulsan bile, kendini zor tutarak çocuktan bahsetmediğin 1  saatin sonunda  yok “Böyle yaptı bugün, çamaşır sepetini yürüteç yaptı, kattı önüne bütün evi gezdi, galiba “anne” dedi…” diye konuşmaya başlayacaksın, onun videolarını izleyip fotoğraflarına da baktıktan sonra, aslında ne için dışarı çıktığını hatırlayıp, salyalarını silip geceye devam edeceksin. Belki sen, eyyy oradaki, sen belki başka bir saat aralığında çocuktan bahsedebilirsin.
  • Bakıcı psikozuna girdiysen şunu düşün, çocuğunun, mutsuz bir anne babaya hiç ama hiç ihtiyacı yok. Biraz kendine vakit ayırmak, kocayla kaçamak, kuaför, uyku… vs iyidir, iyi. Döndüğünde, çok daha kaliteli paylaşımlar yaşarsın o çocukla ve işte onun tam da buna ihtiyacı var.
  • Bu maddeyi ve diğerlerini sen doldur istersen.

 

 

Son SÖZ: Bakıcı duam kabul olsun, kocama kavuşayım, AMİN.

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • Derya hnm günaydin öncelikle geceniz berbat geçmiş çok üzüldm Uykusuz ağlayan bebekle gece geçirmek nasıl zor çok iyi anlıorum sizi
    Yazınızı beğendim değil bayıldım sanki beni anlatıyor Bazen eşim diyor ki sen hamile iken çok mutluydun gözünün içi gülüyordu ne oldu sana böyle çocuktan sonra…. Asabiyim, bazen sabırsızım, uykusuzum, migrenle baş edemiyorum ve en önemlisi çok yalnızım Ben aslen yabancıyım 2.5 senedir istanbulda yaşıyorum sevdim evlendim eşimde türk buralı yanı. Benim burda kimseciklerim yok annem şeker hastası olduğu için doğuma bile gelemedi Yüksek tansiyonda var Haliyle ben doğuma yanımda ne annem ne ablam kimsesiz kocam görümcemle gittim O günleri loğusa dönemini hiç unutmuyorum Berbat sezaryen kolik bebiş ve ben Allah kimseciklerin başına vermesin
    Yanında imdadına koşacak birilerinin olması harika bişey özelikle bebek olunca Ben kime koşayım kimi çağırayım bilemiyorum Eşimin bi ablası var 2 tane çocuk o nasıl yetişsin Kayınvalidem çalışıyor Sağolsun arada arkadaşlarım gelebiliyor ama herkesin kendi hayati çoluk çocuğu var
    İşin en kötüsü ise 7*24 beraber olduğumuz için oğlum tam anlamıyla ANACI beni görmeden ancak 1 saat durabılıyor sonrasında liyamet kopuyor
    Yok romantızım yok sineme hele kuaför nerde cnm ya Hemen hemen hergün ağladığımı bilirim ( doğumdan sonra yanı) ama yapacak bişey yok bu çocuk büyüyecek bu zor günlerde muhakkak geçecek diyorum ama gerçekten inanılmaz zor

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*