Daha 3 olmadı ama…

 

Evvelsi gün, ben azıcık gezmelere gittim, hatta biraz fazla kaldım oralarda da yetişemedim Eren’in servisine. Yasin aldı Eren’i. Bizim evin hemen yanında, babasının, büyükbabasının iş yeri var. Oraya çıkmışlar. İş konuşuluyor, Eren de büyükbabasının odasını kurcalıyor.

 

 

 

Çıktım Eren’i almaya, gelmedi benimle, gidip babamın bacağına yapışıp, “Büyükbaba sisin evinise gideliiiiiiiiiiiiiiiim” dedi durdu. “Oğlum gel, büyükbaba çalışıyor, biz evimize gidelim, böyle hazırlıksız gidilmez büyükbabalara, hazırlanalım” dediysem de ikna edemedim. Gitti gene yapıştı babamın bacağına ve yine “Büyükbabaaaaaa şimdiiiiiiiiiiiiiii”, babam, “Tamam oğlum, şu maili göndereyim gidelim, biraz bekle” dedi ama Eren “Büyükbabaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa, hadi kaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaalk, şimdiiiiiiiiiiiiiiiii”…

 

 

 

Ne yapacağımı, ne diyeceğimi şaşırdım. Bırakıp gidecek bizi eşek. Tamam, gideceği yer büyükbabası ama ben hazır mıyım bakalım böyle bir ayrılığa?! Tabi bana soran yok! Babaya da soran yok!

 

 

 

Neyse, kapının önüne çıktık, baktık ki ben Eren’i götüremeyeceğim eve filan, Yasin, “Sen git, ben Eren’i alır gelirim” dedi. “Ohhh” dedim “Tamam” ve Eren’e döndü “Bak oğlum, bugün büyükbabaya gidemeyiz, anne gidecek eve, biz de seninle sonra eve geçeceğiz” dedi ama galiba o bunu duymadı. Koşa koşa içeri gitti.

 

 

 

Eve geldiğimde Yasin aradı ve “Derya, sana çok marjinal bir haberim var. Eren babamla eve gitti” dedi. “Ne? Nasıl? Oto koltuğu? Kalacak mı? E ağlar o, bizi ister…” sıraladım hepsini ama zaten Yasin’le babam konuşmuşlar “Ağlarsa gelir alırsınız” demiş babam. Ne desin, doğru demiş? Alan memnun, giden memnun, bir ben şaşkın.  “Eren ağlar mı ağlamaz mı?” derken ben ağlamaya başladım telefonda. Bu sefer Yasin bana “Ağlama, tamam. Tabi ben alışkınım, sen hiç ayrı kalmadın” dedi. Evet, geçen sene, o 2 gün haricinde hiç ayrı kalmadım. Evde hiç onsuz uyumadım-uyanmadım bir kere.

 

 

 

Kendimi ütüye vurduğum gibi boyum kadar ütüyü bitirdim o sıcakta. Yok, gene olmadı. Eren’in yeni nevresim takımlarını serdim, odasını düzenledim biraz ama gene arayan soran yok. Saat oldu 21.30, çıt yok. E bu çocuk bildiğin bizi tutturmuyor.

 

 

Yasin geldi, aradık, sorduk. Keyfi gayet yerindeymiş öğrendik. Çişini, kakasını hep gidip büyükbabasına haber vermiş. Gecenin 10.00’ında büyükbabasını parka götürmüş, yani, büyükbabası onu parka götürmüş! Ama sonuçta büyükbabasının o saatte parka gitme gibi bir alışkanlığı yok, Eren istediği için gitmişler. Bu arada dikkati çekmek istediğim bir konu daha var: Eren’in uyku saati 20.00- bilemedin en geç 21.00!!! E marjinal bir günde marjinal saatler yadırganmamalı ama değil mi? Sonra eve dönmüşler, e uyku zamanı artık, “Ben uyumayacağım, acıktım” diyerek, yine büyükbabasına “Büyükbaba bana patates kızart” (!) demiş. Canım babam da girmiş mutfağa patates soymaya, sonra Allah’tan meyve ile durulmuş, gerek kalmamış patatese.

 

 

 

Saat oldu 24.00. Gözümden uyku akıyor, Eren hala uyanık diye uyuyamıyorum. Hala bizi tutturur da gider alırız diye tetikteyim. O sıralar bir telefonda konuştuk “Anne, sen bu eve gelseneeee” dedi bana 2 kere. Onu duydum ya, nasıl bir gülümseme yapıştı suratıma “İşte” dedim “Gel” dedi ama sonra telefonu bırakıp gitti. Bendeki de ne tetik ama, uyuyup kalmışım. Gece Ela’yla koltukta uyumuşlar, bir ara uyanıp mızıldar gibi olmuş, Ela sarmalamış onu ve susmuş. Sabahın köründe de, uyanır uyanmaz soluğu büyükbabasının yanında almış gene “Büyükbabaaaa, benim çok büyük bi kakam geldi” demiş. Vayyyy be…

 

 

 

 

Sen bir lokma halinle, daha 3 olmamış yaşınla yatıya git, tüm işini görecek kalemleri sapta, sabah baban almaya gelince de içeri kaç, yüzüne bakma… Arabada beni görünce “Ben Argun’un evine gidiceeeeeeeeeeeeeeem” (Argun, Yasin’in en küçük kardeşi) diye ağla… Pehhhh.

 

 

Benim gecem ise, uyana uyuya, şaşıra şaşıra, hafif hafif rahatlaya rahatlaya geçti. Tam uykuya dalmadan önce bir ağlamam tuttu. Sabah uyandığımda, nedense içim pek bir ferahtı. Odasına hiç gitmedim, olay daha da büyümesin diye. Sabah Yasin’le sarıldık- sarılabildik, Eren yoktu aramızda ilk defa ama güvende, güzel bir yerdeydi de. Tüm ayrılıklarımız böyle, bu kadarcık olsun.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*