Durmadan ağlamak hiç durmadan

 

Eren çılgın gibi ağladı bugün, kasıla kasıla…

 

“Hiç durmadı” desem yeridir.

 

 

Bazen gaz gibi, bazen diş sanki, yok yok kesin başka bir şey var ama ne?

En sonunda doktorumuzu aradım, hani şu “Hülya Sonugür’den sonra bir doktor buldum” demiştim ya burada, işte o, Emin Mindan’ı…

 

 

Daha önce defalarca cep telefonundan, muayenehanesinden aramama rağmen bana geri dönmemesini göz ardı edip, yaşadığım sıkıntıları kendi usulümle atlatıp sakinliğimi koruyabilmiştim ama bugün, bugün koruyamadım.

 

 

Cep telefonunu bir türlü açmayan, geri dönüş de yapmayan doktorumuzun en sonunda muayenehanesini arayıp, tüm sinirimi yardımcısından çıkarmak zorunda kaldım. Kendime yakıştıramadım evet, ama Eren’e uygulayacak yöntemlerim tükenince, sabrım son buldu.

 

“Emin Bey çok yoğun da…!”

 

“Nasıl? Bugüne kadar gezdiğim doktorlar yoğun değillerdi de, Emin Bey mi yoğun?”

 

 

“Şu anda 8 hastası kapıda bekliyor”

 

 

“Ben de sohbet etmeye aramadım, o 8 hasta gibi, kapıda değil ama telefonda bekliyorum, ACİL”

 

Nesim Bey (Bir dönem Eren’i götürdüğüm Nesim de Eskinazis), seri üretim hasta kontrolü yaparcasına hızlı ve yoğun olmasına rağmen, arayıp Eren’in ishalini soruyordu. Tamam bu bir strateji olabilir ama umrumda değil, durum ciddi ve umursanmak istiyor insan, hele de konu çocuk olunca.

 

Hülya Hanım’ı zaten biliyorsunuz, burada da anlatmıştım , doktor seçimi önemli, bir hayat tarzı işi…

 

… ve ister istemez karşılaştırma yapıyor insan, tamam, Hülya Sonugür gibi değildi zaten Emin Mindan ama o yolda, o ekoldeydi, öyleydi.

 

 

Sonra küçük bir şok atlattım telefonda.

 

 

Emin Bey’i bağladı yardımcısı, Eren’in kasılarak ağlamalarını anlattım.

 

 

Daha kaç gündür kaka yapmadığını bile sormadan, “Ne yedirdin? Ne içirdin?” demeden gliserin fitil önerdi ve yüzündeki kızarıklıklar devam ederse “Ne yazık ki” bilmemne tozu “vereceğim” dedi, “İçinde prebiyotik olan, doğal bir toz, yemeğine ya da içeceğine karıştıracaksın” dedi.

 

“E ben kefir veriyorum zaten, onda bir sürü prebiyotik var, siz önermiştiniz.” deyince “Heee o zaman kefir verin evet” dedi.

 

 

Şimdi ben mi çok takıntılıyım yoksa burada gerçekten bir çelişki mi var?

 

 

Bir doktor, hele hele telefonda, hele hele kaç kere tuvalete çıktığını bile sorgulamadan, bir bebeğe fitil reçete edebiliyorsa, ben de bunları gönül rahatlığıyla yazar, altına da imzamı atarım.

 

 

Yarın Emin Bey’i arayıp soracağım, merak ediyorum, gerçekten.

 

 

Tam “Ohhh şükür, Eren’e bir doktor buldum” derken, “Neden” diyeceğim.

 

 

Gecenin Notu: Eren biraz önce 15. kez uyandı, uyuttuk, Yasin’le, el birliğiyle. Kaka duasına çıkacağımız günler yakın mıdır ki?

 

🙁 İyi geceler blogcuğum

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

1 yorum

  • Biz dun kizimiz Nil I Nesim De Eskinazis e goturduk ve hic begenmedik cunku sadece 5 dk icerde kaldik sorunlarimizi dinlemedi bile kendi kendine konusup yorum yapti araya girebildigim zamanlarda derdimizi anlatmaya calistim ama ne fayda.tavsiye uzerine gitmistik ama cok pisman oldum bence verilen paraya cok yazik!bizi masada birakip gitti cok tuaf bu kadar acele etmenin hic anlami yok.kesinlikle tavsiye etmiyorum.

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*