Duygusala bağlamış anneden

Önceleri anne olmayı çok isteyen ama anne olduğumu hayal bile edemeyen ben deniz, şimdi neredeyse 11 aylık bir Eren annesiyim.

Annemi “akciğer kanseri” pis hastalığından kaybettikten sonra, çalışmaya başladığım AnneyizBiz Dergisi’nde e-posta kutuma düşen, annelerin hamile olduklarında neler hissettiğine dair duygu paylaşımları hep ama hep gözlerimi doldurdu, tüylerim diken diken okudum onca e-postayı ben.

“Nasıl bir şey?”di bu annelik ki, kadınlara çılgın duygular yaşatan, bir de bunları, yılların yazarlarına taş çıkartırcasına yazdıran…

O zamanlarda başladım ben “Anne olmak istiyorum” demeye.

Daha 24 yaşımda…

Bazen “suni gebelik” yaşadığımı sanmaya bile başlamıştım. Karnım şişiyordu sanki, oysa evli bile değildim.

Sonra evlendim, hemen, hem de hemen hamile kaldım.

Tamam “Anne olmak istiyorum” demiştim ama bu kadar erken değil.

Gafil avlandım, çok ama çok şaşkındım.

O kadar forma dergiyi çıkarmış, bir düzine uzmanla görüşmüş ben, daha “doğum kontrol” nedir, onu kavrayamamışım ki, böyle hemencecik gebecik oluvermişim.

Algı ne garip bir şeymiş değil mi? Anne olmaya çok uzak bir insan, anne olmayı çok istese de, olmadan durumu çok net kavrayamıyormuş.

İlla olmak gerekiyormuş.

İlla bir şeyleri yaşamak gerekiyor, gerçekten ne hissettirdiğini anlamak için, illa…

Anne oldum, ben bile inanamadım ki kendime, ben hep küçüktüm bana göre.

Belki küçük kardeş olmanın verdiği bir yanılsamaydı ama, kendimi hep küçük gördüm, hiç büyümeyen…

Boşuna değil bence, etraftakiler de beni çocuk hırsızı (Eren sokakalarda susmamacasına ağladığında)ya da bakıcısı ya da çocuğun ablası sandı zaman zaman…

Bazen sevindirici de olmadı değil bu zanlar:)

…ve ben gördüm ki, şiir de yazdırır, kitap da, blog da…

Annelik efsane ve çok zor…

Kendini öyle verimli hissediyorsun ki, toprak gibi.

Bazen de öyle çaresiz oluyorsun ki, ne yapacağını bilmeden bakıyorsun bebeğinin ağlayan yüzüne, sarılmaktan başka çaren olmuyor.Sarılmak da ona iyi geliyor, ilahlaşıyorsun.

Tuvalete artık hep onunla giriyorsun.

Banyo desen, sanki lüks…

Saç baş dağınık, akşama kadar aynaya bile bakmamışsın ki nasıl göresin halini.

Uykusuzluktan gözlerin şişim şişim şişmiş, seni görenler anne olmaktan korkar olmuş.

Evet bunlar oluyor, olabiliyor ama korkutucu olmadığını, etrafımdaki anneleri gördükçe korkan biri olarak ben, çok net söyleyebilirim.

“İnsan başına gelince daha iyi anlıyor” demiştim ya, başına gelince daha çekilir de oluyor her şey, hatta paspallığına hayran kalıyorsun zaman zaman, bir güç geliyor, şaşıyorsun kendine.

Annelik dünyanın en zor ve en harika tecrübesi.

Ve su aşağı akıyor, sevgi küçüğe, yavruya oluk oluk akıyor.

Duygusal anne Derya’dan sevgiler:)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*