Emniyet kemeri deyince akla

“Emniyet kemeri ne işe yarar?”ı bir konuşalım istiyorum.

 

Öncelikle ne için vardır emniyet kemeri?

 

İnsanoğlu için! Koltuğun ta kendisi için değil!!!

 

Arabadaki otomatik sensör “Kemerini tak!” diye ötmeye başlayıp, başlarını şişirmesin diye koltuğa emniyet kemeri takanlar var. Havalı durduğunu mu düşünüyorlar acaba?

 

Söyleyeyim, havalı durmuyor, komik oluyor, acı bir görüntü sergiliyor…

 

…ya da ön koltukta kemerini sıkı sıkı takıp, arka koltukta kemersizce yayıla yayıla oturanlar…

 

 

…ya da ve hele hele çocuklarını kucaklarına alıp ön koltuğa oturanlar… Arkaya oturup kucaklarına alanlar da var ve ben, özel durumlarda onlardan biriyim, evet. Emniyet kemerimi takıp, Eren’i de kanguruyla kendime bağlayarak… Oto koltuğunu sırtımda taşıyamadığımdan! Aslında bu işe de bir çözüm getirilmeli; yani oto koltuğunu sırtında taşıyamayan kitleler için ya da özel araçları olmayanlar için, toplu taşıma araçlarında, taksilerde, bebeklerimizi, çocuklarımızı bağlayacağımız, güvenli bir sistem oluşturulmalı! Yoksa şaşırıp kalırız ne yapacağımızı. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama çoğu takside, kemer takma aparatı koltuğun altında saklı, zorla çıkarıyorsunuz. Hatta bazılarını çıkaramıyorsunuz bile, çünkü üzerine kılıf geçirilmiş oluyor!!! Araç muayenesinden nasıl geçiyor bu taksiler acaba?

 

 

“Çocuğum koltukta oturamıyor, ağlıyor, bu nedenle kucağıma alıyorum.” diyenler ve oto koltukları bulunmasına rağmen böyle bir mazeretle çocukları kucakta yolculuk yapanlar var. Çocuk “Ölmek istiyorum.” diye ağlasa, morarsa müsaade eder misiniz? Aynı şey… Lütfen oto koltuğunda ağlayan bebeğinizi oyalayacak bir şeyler bulun ya da önemli bir ihtiyacı yoksa bırakın ağlasın. Bir süre sonra bu düzene mutlaka alışacak, mutlaka!

 

 

Eren’i emzirmeye çalıştığım dönemlerde (Sütümün çok az geldiğini cümle alem biliyor artık) arabada açlıktan ağlama krizine girmişti ki -biz de tam karşıya geçmek üzere Barbaros Bulvarı’nın başındaydık- Eren’i oto koltuğundan alıp, arabayı kullanan Yasin’i de bu durumdan haberdar ederek emzirmeye başladım oğlumu. Oto koltuğu ortada arkaya dönük haldeydi ve ben arabanın arka sağ tarafındaydım, Eren’in kafası oto koltuğu tarafındaydı, benim sol kolumun üzerinde. Yasin çok yavaş kullanıyordu. Önümüzdeki araba hızla ilerlerken, yanan kırmızı ışığı son anda görmüş olacak ki durmak istedi, yağmur yağıyordu, yerler çok kaygandı ve kaçınılmaz son! Ani fren yapan araca, kaymak suretiyle çarptık. Çok sarsıldık ve benim sol kolum, tesadüf eseri Eren’in kafasının altında olduğundan, oto koltuğuna çarpıp moraran, şişen Eren’in kafası olmadı ama Eren çarpmanın etkisiyle elimden biraz kaydı, düşmedi ama düşebilirdi, daha da fenası olabilirdi. 30 km hızla bu sarsıntıyı yaşadıysak, 70-80 km hızlarda neler olmaz ki? (Bunlar iyimser km’ler)

 

Kendime çok kızdım, bana ağır bir ders oldu bu! O gün kendime gelemedim, çok korktum. “Çocuk açlıktan ölmezdi ya” deyip durdum kendi kendime. Bir daha da asla yapmadım bunu. Denk geldi, çok acıktığı oldu yine ama ağladı durdu, susturmaya da çalışmadım onu. Strese de girmemiş oldum böylece. Çocuğun ağlamasından çok rahatsız olduğumuz ya da  Eren’in çok sıkıldığı durumlarda, uygun bir yerde arabayı durdurup ona bir hava aldırdık, kendini iyi hissettiğinde tekrar yola devam ettik.

 

Zor değil… Gerçekten!

 


Unutmadan, emniyet kemeri her yerde emniyet kemeridir… Çocuğunuzu pusete koyup çıktığınız bir yürüyüşte de emniyet kemerini takmayı ihmal etmeyin! Güzel ülkemin muntazam yollarında koca bir taş, çocuğunuzu öne fırlatmaya yeter de artar bile, hele ön konsolu hasar görmüş ya da ön konsolu olmayan bir puset ise bu, çocuğunuzun yere yapışması an meselesi.

 

 

NOT: Yukarıda anlatılan olay; yani, çocuğun pusetten düşmesi ya da düşmek üzereyken annesi tarafından son anda yakalanması durumuna şahit oldum, hatta annesiyle birlikte ben de atladım çocuğu yakalayabilmek için. Neyse annesi tuttu, bana gerek kalmadı ama çocuk çok korktu! Bu da bir emniyet kemeri meselesiydi ve bu yazıda yeri vardı.

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 


 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

5 yorum

  • Araba ile 6 takla attım ben. Emniyet kemeri beni koltuğa yapıştırdı, milim kıpırdamadım. Emniyet kemerinin boydan boya izi çıktı vücudumda. Keşke fotoğrafımı çekseydim diyorum şimdi. Emniyet kemerini hafife alanlara gösterirdim kısa yoldan.

    Cevap Yaz
  • kesinlikle katiliyorum! bana da arabada veya takside oglum aglayinca aliver kucagina ne var diyenler cok oldu ama dinlemedim. emniyet kemeri sizi hayata baglar diye bosuna dememisler. hele Istanbul gibi trafik kurallarinin hice sayildigi herkesin allaha emanet seyahat ettigi bir sehirde emniyet kemeri takmadan, cocugu oto koltuguna oturtmadan arabaya binmeyi aklima bile getirmem. ayrica yukarda yorum yapan kisiye de cok gecmis olsun. 🙁

    Cevap Yaz
  • kızım araba koltuğunu hiç sevmedi. ama onun iyiliği için ağlaya zırlaya bindirdik. bir bayram günü köprü trafğinde 2,5 saat ağladığını bilirim. kayınvalidemler ise ağlatma çocuğu, sizi de böyle bağlasalar ağlarsınız , çocuk sıkıldı al kucağına derler.

    bir kaza anında ben pişmanlıktan ağlayana kadar o ağlasın derim zorla oturturum. evet 1 sene boyunca yolculuklarımız stresli oldu ama asla güvenliksiz olmadı.

    Cevap Yaz
  • Geçenlerde arabada yalnızken 70 km hızla köpeğe çarptım. Ani bir fren yapmak zorunda kaldım. Eğer emniyet kemerim olmasaydı camdan kesin fırlardım. Size de geçmiş olsun. Yazınız çok güzel olmuş.

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*