Erişteli karalahana salatası

Yine salatalardan gidiyoruz…


Başlıktaki ismi, salatanın kısaltılmış adıdır. Zira içine koyduklarımı yazsam; salatanın bir soyadı, göbek adı, annesinin kızlık soyadına kadar yazmamız icap eder.

 

Dün akşam misafirim vardı ve evdeki yemek misafire yetmeyecek diye tam telaşa kapılıyordum ki, “Hazır yıkanmış, kurutulmuş yeşilliklerim de var, salata yapayım ama doyurucu olsun…” dedim.

 

 

Hem bulmacalarda yardımcı yemek: “Salata” diyor bir kere, hem de ne yardımcı… Her eve lazım.

 

 

Pazar günleri pazara gitmenin benim için en güzel yanlarından biri de, envai çeşit yeşilliğin kokusu içinde salına salına maydanoz, nane, roka, kıvırcık… vs almak…

 

 

Yine bu pazar alışverişinin benim için en sinir bozucu 3 yanı ise, onları eve taşımak, yıkamak, kurutmak… Salata yapmaktan soğuyacak kadar antipati besliyorum bunlara.

 

 

Bizim apartmanı anlatmıştım ya, artık pazar alışverişi sonrası depresyonunu giderecek bir yöntem geliştirdik Yasin’le: Çamaşır ipine poşeti bağlıyoruz, önden birimiz yukarı çıkıp poşeti aşağı sallıyoruz ve çıkrık sistemi gibi yukarı çekiyoruz ama bu seferkinin, alt komşu Pakize Teyze’nin sepetine ihtiyacı vardı. Sepeti tek başıma çekemeyince, alt kattan Pakize Teyze’nin torunu Emre de cama çıkıp yardım etti, yani bildiğiniz apartman seferberliği ile taşıdık yukarı malzemeleri. Bunu anlatmazsam çatlardım 🙂

 

 

Neyse, salata düşkünü olup da yıkama-kurutma aşamasına antipati besliyorsanız, iyisi mi eve gelir gelmez önce tüm yeşillikleri yıkayıp kurutun ki, bir kerede bitsin bu işkence, hem de her an emrinize amade olsunlar. Baktınız yapamayacaksınız, kocanızı mutfağa kapatın, o yapsın. İhohhahaha


Ben yeşilliklerimi hazır etmiştim daha pazar gününden.

O nedenle salatam, normal süresinden çok daha kısa bir zamanda hazırdı.

Doyurucu da olsun istediğim için, erişteli yapmaya karar verdim. Köyde, Yasin’in babaannesinin el emeği göz nuru yaptığı erişteleri haşladım, biraz zeytinyağı ile. Tabi ki göz kararı.

3 orta boy kuru soğanı küp küp bölüp, yine zeytinyağında şöyle bir kavurdum.

Kara lahanam vardı, 1 demete yakınını, ince ince doğradım.

 

 

Maydanoz, nane, dereotunu da göz kararı ama saplarıyla ve çok ince doğrayarak ekledim.

 

SOS İÇİN;

Siyah turp almıştım Eren’in öksürüğü için, baktım o da öyle dolap bekleyecek. Büyük boy siyah turpun yarısını rendenin küçük tarafıyla rendeledim. İçine 3 diş sarımsağı, bıçakla ince ince kıyıp kattım. Göz kararı kefir ve 1 çorba kaşığı ev salçası (Domates) ekleyerek biraz beklettim. (İyice sarımsaklanması için).

 

 

NOT: Sosu, salataya başlamadan önce hazır ederseniz, iyice tadını alır.

 

…veeee hepsini karıştırıp, servis tabağına koyduktan sonra, 2 tutam ruşeymle süsledim, şifalandırdım.

 

 

Bir şey söyleyeyim mi? Enfes oldu.

Hem doyurucu hem besleyici…

 

Kara lahana yer miyim normalde? Hayır ama böylelikle yiyorum. Hatta, ıspanak, semizotu, yine yıkamaktan hoşlanmadığım ve bir kova yıkasan bir lokma yemek çıktığı için pişirmekten de hoşlanmadığım yemeklerden. Onların da, yine salatalarını yaparak tüketiyoruz. Roka desen hiç sevmem ama yarım demet salataya eklediğim zaman, iyi bir sosla, hiç mesele etmeden tüketiyoruz. Yasin, bu saydığım yeşillikleri mümkünse hiç tüketmeyecek ama böyle bir salatayla o da keyif alarak yiyor. Ispanaklı salata yaptığımda, içinde ıspanak olduğunu bile anlamıyor ama o gün aslında ıspanak yemiş oluyor. 🙂

 

Çocuklar için de aynısı geçerli. İlla o yeşilliğin yemeğini yemesi şart değil, salatada da tüketebilir, hem çiğ olduğu için besin değeri de daha kıymetli…

 

Afiyetle…


 


 


 



 


 


 

 


 

 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

3 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*