Erken kalkan yol alır…

Ama nereye yol alır? Ne için?

 

 

 

Eren bilmemkaç gündür 06.30 dedin mi bizim odada! Elinde bir ya da birkaç kitapla… Bir gece önce 9 kitap okuduğum halde hala doymayan Eren’e, diğer siparişlerini de “Yarın sabah okuruz, yoruldum şimdi, sabah bu saydığın kitapları da al yanıma gel, okuyacağım ama bu akşamlık bu kadar yeter!!!” dediğim için bizim odaya kitap çıkartması yapmaya geliyor. El insaf! El bi kendine gel evladım!

 

 

 

Eren: Anne hadi tavşan tipakı, sonra da kayu tipakı okurmusuuuun?” (Sanki “Uyuyorum oğlum” desem muazzam bir anlayışla arkasını dönüp kendi kendine takılacakmış gibi bir soru sorma şekli)

Derya: Anneciğim çok yorgunum, uyanayım, okuyacağım.

Eren: Yaaaa ben tipak okumak istiiiiiyorummm.

Derya: Sen başla ben sana katılacağım.

Eren: Hayır sen başla!

Derya: Ya sabır…

 

 

 

Sesim boru gibi, dahası kısık, kirpiklerim birbirine yapışık, aralayıp yazıları seçmeye çalışıyorum ve Eren halinden gayet memnun. Okuma eyleminin kalitesi umurunda değil o vakit. Mırıldanıyorum resmen rahatsız olmuyor sarı kafa. Neyse, buna da şükür. Ya “Anne düzgün okuu…” diyeydi, bir de üstüne bızıklayaydı.

 

 

 

 

Hmmmm unutmadan, akşam uykusundan önce, sipariş üzerine okuduğum onca kitabın üzerine, hala talebini karşılayamadığım için (İstekleri, çift dikiş olması yönünde, aynı kitabı iki kere, bazen daha fazla okutmaya çalışıp üzerimde psikolojik şiddet uyguluyor.) “Onu okuduk ya oğlum şimdi, tekrar okuyamam!” deyince ben “Ben kendim okuuuuuyycam” diyor, hem de nasıl bir havayla. “Sana ihtiyacım yok!!!” der gibi bir eda.

 


 

 

Neyse, konumuz uyandığım, uyandırıldığım saatti: 06.30!!! Sekmiyor. Önceden bu saatlerde yanımıza da gelse, devrilir uyurdu. Şimdi gayet hallice, araba oynamayı teklif ettiği oluyor. Mesela bu sabah (Ben yan yatıyor olduğum halde) sırtımda araba sürüyordu! Yasin de bu aralar çok yoğun çalıştığından uyandırmak istemiyorum, insafa geliyorum. Zaten geçenlerde “Yasin azıcık Eren’le ilgilen” deyiverdim de, Küçük Ayının Uzun Yolculuğu kitabındaki anne gibi “WwOOOhOOOOORRRR” yaptı bana resmen. ( Farkındaysan örneklerim bile Eren’in kitaplarından, kendim kitap alamıyorum da bu ara pek elime). Şimdi Yasin’in günahını aldım ama, yine bu sabah, asıl insafa gelen Yasin’di. Canım, cicim… Kalktı, Eren’e tost yaptı, eyledi filan. Ben de uyudum gibi.

 

 

 

 

Erken kalkan yol alır!

 

Erken kalkan, iştahlı ve aç çocuğunun karnını bir an önce doyurabilmek için mutfağa yol alır!

…Ama ondan önce bezli değil de külotlu olduğundan çocuk, erken kalkan anne, önce tuvalete yol alır!

Sonra leleboya yol alır!

Oradan, harala güreleye! (Harala gürele nedir? Sen çok iyi biliyorsun, buraya yazması bile ciddi kalori kaybı)

 

 

 

 

 

Erken kalkan yol alır! Zira normal insanlar yatağında gerim gerim gerinirken, sen çamaşırları asmış, mutfağı toplamış, evi şöyle bir elden geçirmiş, öğle yemeğini çoktan koymuş oluyorsun. Yol mu? Aldın mı? Yolun babasını aldın hem de!

 

 

 

 


Bu meseleyi çok da insafsızca eleştirmek istemiyorum. Zira azıcık geç uyansam, günü bitirdiğimi savunan da aynı benim. Sanırım buradaki asıl eleştirim, kendi kendime değil de, Eren tarafından uyandırılmak! Düşünüyorum, geç kalktığımda günün bittiğini savunmaya başlamam, Eren’li hayatımızda erken kalkmak zorunda olmamla at başı gidiyor. Kaçınılmaz bir durumdan zevk almaya çalışmanın meyvesi.

 

 

 

 

 

Sonuç olarak çocuk beni hizaya sokuyor ama ben bazen arıza veriyorum!


 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*