Evet üzüldüm!

Son birkaç gündür yaşadıklarımdan dolayı, sağımın solumun kaşınmasından, midemin bulantısından, migrenimden dolayı üzüntü olarak tarif edebiliyorum. Evet üzüldüm, “Derya takma, seni bilen biliyor” diyen, destek olmaya çalışan herkese çok teşekkür ederim ama mesele ben değilim aslında, Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsunlar.

 

 

Bu ASOOB var ya, ne badireler atlattı, sonra veda ettim ona, çok sebebim vardı bunu yapmak için.

 

Yine de, insanlar, çaresiz kalınca ve durmadan araştırıp, kendilerine bir çıkış yolu bulmaya çalışınca, bir şekilde ulaştılar bana, ben sırtımı dönemem yardım isteyene. Elimden geliyorsa bakarım bir çaresine. Bu konuyla ilgili hiç ön planda olmak istemediğim için de, veda ettikten sonra, ne bir TV programı ne de gazete röportajını kabul ettim. Aslında afilli olurdu değil mi?! “Aman olmasın” istedim, “Canı yanan zaten beni bulur” dedim, kimselerin saldırılarına karşı duracak gücüm yoktu, Eren vardı ve onunla ilgilenmem gerekiyordu. Tek mecram, sosyal medya hesaplarım oldu ve ihtiyaç anında orada yayın yaptım, dileyen repost, retweet etti, dileyen baktı geçti. Sadece bu kadar. Bazen çok paylaşım oldu, o zaman ihtiyacı olana süt bulma olasılığım daha da artıyordu tabi. Tüm bu süreç boyunca (4 yıl), çok fazla hikayeyle karşılaştım, tanımadığım insanlarla çok ağlaştık telefonlarda, çoook sütü olup, verecek yer bulmak için, Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan, hastanelerin yenidoğan yoğun bakımlarına kadar süt taşıyanlar olmuştu ama hüsranla sonuçlanmıştı çabaları, çünkü hiçbir kurum kabul etmiyor böyle bir arzı.

 

 

Geçtiğimiz cuma gecesi, Ankara’dan dönüyoruz, yoldayız, bir mail geldi telefonuma, Ufuk Bey, yoğun bakımda yatan kızları için anne sütü rica ediyor. Üzülüyorum. Hemen instagram’a yazıp, “Hadi inşallah” deyip yayınladım, sağ olsunlar çok kişi paylaştı. İhtiyaç karşılandı ve bir sonraki gün annenin sütü de gelmeye başlamış (Ne güzel haber ama).

 

 

 

Tüm bu süreçte, hastaneyi arayanlar, elinde sütlerle hastane kapısına gidenler olmuş, onlar da sağ olsunlar ama madur olmuşlar, çünkü hastane kabul etmemiş, personel “Biz böyle bir talepte bulunmadık” demiş. Keşke bana mail atsalarmış da madur olmasalarmış ama böyle olması gerekiyormuş demek. Ne diyeyim? Belki de paylaşımda “Uludağ Üniversitesi Hastanesi” ibaresini kaldırmadığım için bende kabahat. Bilemiyorum ama tahmin etmemiştim. Yani Ufuk Bey’in hastanenin bir köşesinden attığı mailden koca hastanenin personelinin haberdar olması zaten gerekmiyor. Neden gereksin? Ben süt ararken hastanedekilere haber vermemiştim örneğin!

 

 

Cumartesi akşamı, süt aradığımızı paylaşan bir anne, o paylaşımını silip, mağdur olan anneler üzerinden, beni hiç aramadan, bir bebek üzerinden kahraman olmaya çalıştığımı paylaşınca, en nefret ettiğim şeyi yaptım ve bir fotoğraf altında, agresifçe diyaloğa girdim. “O zaman neden babanın numarasını vermiyorsunuz?” diyenler olmuş. Sevgili arkadaşım, ben babanın numarasını açıkça yazsam, baba o halde, bir de arayan yüzlerce insanla mı uğraşacak? Ayrıca, ben ilk etapta kimsenin numarasını kimseye vermiyorum, önce süt verecek aileyi arıyorum, “Bulaşıcı hastalık testi yaptırmaya sıcak yaklaşıyor musunuz? Nasıl besleniyorsunuz?” diye soruyorum, süt ihtiyacı olan aile bu soruları soramıyor, çekiniyor… Süt ihtiyacı olan aileye, “Sütü almaya giderken lütfen süt saklama poşedi de götürür müsünüz?” diye rica ediyorum, birbirlerine söylemeye çekinebilecekleri her şeyi ben söylüyor, en sonunda onları iletişime geçiriyorum. Sütleri toplayıp kendi kafama göre dağıtıyor ya da SATIYOR değilim. Ben onları görmüyorum bile. Farklı illere yönlendirme yapmıyorum.

 

 

Üzüldüm çünkü: Kendim için mi? Hayır! Tam olarak, orada insanların kafasının karıştığını gördüm, bu bana ne zarar verebilirdi? Veremez ama ASOOB’a canı gönülden yaklaşan insanların aklında gereksiz bir kuşku olması, fayda görecek insanları etkiler.

 

 

Üzüldüm çünkü: Sosyal medyada var olduğumdan beri edindiğim tecrübelerden dolayı, Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’na girmemek için titizlendiği kadar titizleniyordum, sosyal bir mecrada kimseyle tartışmaya girmemek için ve hoooop, kendimi saçma bir şeyin içinde buldum. Anlatılanı anlamayan bir fotoğraf altında hem de.

 

 

 

Ne kadar rahatsız edici olduğunu anlatamam. Sonra o fotoğraf silindi, neden silindi? Özür mü dilenmek istendi bilemedim. Fotoğraf ve altındaki tüm yorumlar silindi ama etkisi Meksika dalgası gibi ilerledi. Arkadaşlarım, Facebook sayfalarında, satır aralarında, bu konu hakkında konuşan, yine beni ve ne yaptığımı bilmeden ASOOB’u karalamaya çalışan yorumların fotoğraflarını çekip göndererek, “Derya, insanlar neden böyle konuşuyorlar? Canım üzülme ama…” demeye başladılar.

 

 

 

… ve kızdım “Kimsenin böyle pervasızca konuşmaya ve yayın yapmaya hakkı yok! dedim, Bu ne cürret? Bu kadar iletişimin açık olduğu bir çağda, bir arayıp sormadan…” dedim.

 


Sosyal medyada birçok hata yapılıyor, olabiliyor ama burada blog, orada mail adresi var. Aklınıza bir şey takılıyorsa, yazın numaranızı maile, arayayım sizi, konuşalım. Doğrusunu bilmeden, kimsenin arkasından konuşmayın!

 

 

Ben 2 çocuğuna tek başına bakan bir sürü anneden sadece biriyim, onlar gibi çok zorlanıyorum, bir yardımcım olsa ne iyi olurdu ama yok. Akşama kadar neredeyse at koşturmuş kadar oluyorum, tıpkı diğerleri gibi ve bir de, arada 1-2 kişiye faydalı olacak bir şey yapmaya çalışırken, gerçekten saçma sapan şeylere cevap yazmaya uğraşmak istemiyorum. Bu yazıyla aklında soru olanlara cevap vermek istedim, bir daha bu konuyla ilgili yazı yazmak zorunda kalmam inşallah.

 

 

Haydin görüşürüz.

 

NOT: Hazır konusu açılmışken son not olarak da belirtmeliyim ki, süt annelikle ilgili Kur’an’da yazılanlara hurafe denmesi, beni çok rahatsız ediyor. İnananlar için bu çok önemli bir konu ve en az inanmayanlara saygı duyulduğu kadar onlara da saygı duyulmalı. AMA bilerek! Çünkü bilmeyince, “hurafe” demek, bilmeyince “günah” demek çok kolay. Yukarıdaki “Veda” linkindeki yazıda ilgili ayetlerden bahsettim, onun haricinde, yani Kur’an’da yazanlar haricindeki şeylere itibar etmeyiniz rica ediyorum.


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

6 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*