Gebelikte 33. hafta

6 Temmuz Cumartesi günü doktor kontrolüm vardı. Bebeğin böbrekleri için gittiğimiz bir kontroldü aslında. Sol böbrek 11mm, sağ böbrek 10.5 mm olmuş. Kilosu ise, 2.120 gr  civarı (Küsüratı yanlış hatırlıyor olabilirim). Böbrek için gittiğim kontrolde, yine bebeğimin haftasını geriden takip ettiğimi, hatta takip etmediğimi fark ettim. 33 haftalık olmuşum. Aaaahaaa ne kaldı ki doğuma?!

 

 

 

Doktorum, “Artık perine masajlarına başlaman gerekiyor” dedi. “Her gün 5’er dk. Bir gün sızma zeytinyağıyla, bir gün ozonlu yağ ile”… Perine masajını kendiniz yapıyorsanız başparmaklarınız ile, eşiniz yapıyorsa işaret parmağı ile, parmak vajinaya, en fazla parmak içindeki ikinci çizgiye kadar girecek şekilde, saat 3’ten saat 9 yönüne ve devamında saat 9’dan saat 3 yönüne, hafif bastırarak perine kaslarınızı doğum sürecine hazırlayabileceğiniz, epizyotominin de önüne geçmesi muhtemel bir masaj kendisi.

 

 


 

 

 

Ben tam 69 kiloyum. Toplamda 2 kilo aldım ama yine de 70’in üzerinde doğuma gitme fikri beni çok korkutuyor. Öyle de halsizim ki bu aralar, kılımı kıpırdatasım yok, hani yürüyüşe filan çıkayım, azıcık fazla hareket edeyim desem, yapacak takatim yok.

 

 

 

 

 

Gebeliğin ilk günlerinde bir uyku hali gelir ya, uykuya doyamazsın, kalkar su içer geri uyursun ya, bu gebeliğimin şu günlerinde o hal geldi bana. Dün salonda, Eren dibimde oynarken uyuyup kalmışım. Çocuk oynamış kendi kendine… Karnıma atlamak suretiyle de uyandırdı beni. Dün çok boğuşası vardı sanırım. Sürekli karnıma çıkıp zıplamak istedi. 16 kilo! Kollarım onu tutabilecek güce de erişmiş değil henüz. Hiç ara vermeden gerilip gerilip üzerime atladı ve tutamadım çocuğu, cıs tuttu resmen:) Bana da sinirden gülme krizi gelince, kollarımdaki gücü iyice yitirdim. Neyse ki iyiyim.

 

 

 

 

 

Hmmm, karnıma giren kramplardan bahsetmedim. İlk olarak tatile gittiğimizde oldu, gecenin saat bilmemkaçında, ben sağa dönük uyuyorken, sol taraftan bir kasılma başladı, sanki bacağa giren kramp gibi ama aynısı karın bölgesinde olunca korkunun doruklarına ulaşabiliyormuşsun. 20 dk. kadar sürdü, kıpırdayamadım, nefes almakta zorlandım ve ağlamaya başladım acıdan. Sonra yavaş yavaş dönebilecek duruma geldiğimde kalkıp tuvalete de gidebildim. İdrara çıkmamla birlikte daha çok rahatladım. Doktorumla konuştuk hemen ve idrar tahlili yaptırmamı söyledi. Doğum sancısının böyle tek taraflı olmayacağını ekledi, yine beni sakinleştirdi. İdrar tahlilinde, idrardaki lökosit 16 çıktı, bunun üzerine idrar kültürü yaptırmamı istedi doktorum. Henüz yaptırmadık ama bugün ya da yarın yaptıracağız.

 

 

 

 

 

Geçen gece, sabaha karşı saat 05.30 civarında yine aynı şey oldu. bu sefer sola dönük yatıyordum ve fark ettim ki sola dönükken daha çekilir bir sancı. Neyse, yine çok fazla tuvaletimin olduğunu hissettim ve hemen tuvalete gitmem gerekiyordu ama kıpırdayamıyorum. Acıdan bağıracağım ama Eren yanımızda yatıyor, korkacak diye bağıramıyorum. Yasin’e Eren’i içeri götürmesini söyledim, çok canım acıyor ama daha önce de tecrübe ettiğim için artık korkmuyorum. En azından doğum sancısı olmadığını biliyorum. Yine idrara çıkınca rahatladığımı hissettim. Sanırım idrar kültürü de yapılınca, bu ağrıların sebebi de iyice netleşecek.

 

 

 

 

 

Bebeğimizin hala bir ismi yok. Yasin “Erdem-Erhan” diyor. Ben “Deniz” istiyorum ama içimden de sürekli “Can” diye seviyorum. Çok şizofrenik bir hal.

 

 

 

 

Eren’e hamileliğimden farklı olarak, bu arkadaşın hareketlerini çok fazla hissediyorum. Yerimden hoplatıyor bazen, “Aaaaah” deyiveriyorum bazen, azıcık öne eğileyim hooooop kaburgamı ittiriyor “Doğrul bakalım” der gibi. Bildiğin dans ediyor. Ben sakin sakin oturuyorum, karnımda bir Meksika dalgası havası. Komik 🙂

 

 

 

 

Eren kendi karnında da bebek olduğunu savunuyor. Önceleri anlatmaya çalışıyordum, “Annelerin karnında olur”, yok şöyle, yok böyle diye ama yok şekerim, “Benim de karnımda bebeğim var” deyip duruyor. “Hmmm” deyip geçiyorum artık, üstünde durmuyorum ki o da durmasın, uzatmasın. Anlatmaya çalıştıkça benimle inatlaşıyor sarı damarlı, sarıkanat Eren Taşdiken. “Kardeşinin adı ne olsun?” gibi bir uzmanlık sorusuyla gittik kendisine, aldığımız cevaplar “Baba kafası”, “Anne kafası”, Kafa babası”, “Erkek babası”… bıdı bıdı. Bizimle kafa bulmanın çocuk ayarı çekilmişi.

 

 

 

 

 

Miray hamile fotoğraflarımı çekti demiştim bir önceki yazımda, hatta bir de kopya vermiştim ama fotoğraflar henüz hazır değil, bu nedenle Yasin’in çektikleriyle yazıyı sonlandıracağım. Ben bu şaşkınlıkla bir sonraki yazımı “Doğurdum” diye de yazabilirim. Ben şaşırdım, sen şaşırma diye söylüyorum. 🙂

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*