İçerideki…

Günlerdir yazamıyorum, aklım karmakarışık oldu, not defterim ağzına kadar doldu ve sonunda bilgisayarın başına oturabildim. Vaktim o kadar dar ki, Eren birazdan okuldan gelecek, o gelmeden yemek yapılacak falan filan.

 

 

 

Hani şu konuyla ilgili Atıl Yüksel’e gitmek istediğimi yazmıştım, 14 Mayıs Salı günü, yani 2 gün önce, Moşe Benhabib’e gittim ve konuyu aydınlığa kavuşturduk. Yani en azından benim içim pek bir rahat artık.

 

 

 

Ne oldu?

 

 

 

Moşe Bey, fetüsün böbreğinin (Piyelektazi) büyüklüğünün yanında, 14-15 tane daha bulgu olması gerektiğini, onlara da detaylı baktıktan sonra, herhangi birinin değerinde bir farklılık varsa, kromozom bozukluğuna dair kafaların karışacağını ama hele de 10mm’den düşük değerleri çok önemsemediklerini söylemişti zaten telefonda ve Salı günü gittiğimde, tüm organlardaki değerlere ince ince baktı ve böbrek büyüklüğünün haricinde çok şükür her şey yolunda.

 

 

 

 

“Yine de içim rahat etmez diyorsanız, amniyosenteze muadil ancak 0 riskli başka bir test geldi Türkiye’ye, sadece 3-4 firma bu testi yapıyor ve anne kan örneğinden trizomi 21, 18 ve 13`ü tespit edebiliyor ya da dışlayabiliyor. Test en geç 24. haftada yapılabiliyor” dedi. Açıkçası Moşe Bey’e de muayene olduktan içim çok rahatlamıştı ve biri 7.8mm, biri 8mm böbrek büyüklüğü, gerileyecek hissini çok kuvvetlendirdi bende. Gerileyeceğini hissediyorum evet ama diğer değerler normal olduğu için!!!

 

 

 

 

 

Ancak, yine de amniyosentez gibi, az riskli de olsa, düşüğe neden olabilen bir yöntemden başka, anne kanında serbest olarak dolaşan bebeğe ait DNA parçacıklarının bulunmasına yönelik olan PrenaTest gibi bir alternatifin olduğunu bilmek de çok sevindiriciydi benim için.

 

 

 

 

Merak edenler için söylüyorum. PrenaTest’in, 2400 ile 3000 TL arasında değişen bir ücreti var.

 

 

 

 

İsmi (hala) belli olmayan fetüsüme gelince, ayakları yere basıyordu daha 1,5 hafta öncesine kadar ama artık yerli yerine dönmüş, başı aşağıda aklı başında:)

 

İsim ile ilgili aklımızda birkaç şey belirdi gibi sanki ama hala net değiliz. Deniz ismini çok severim, ablamın adı bir kere, Karen var aklımda, o da kulağıma sempatik geliyor çok, anlamı da güzel ama “Eren-Karen Taşdiken” bir araya geldiğindeki kafiye sanki pek bir rahatsız edici, yine de bilemedim. Bir de dünden beri “Sarp” ismi var aklımızda. İçim pek bir sıcak “Sarp”a. Yine de totalde kararsızız ya la…

 

 

 

Bana gelince, belim çok ağrıyor, bazen bağırtıyor bile, kilomdan hala hiç memnun değilim ama bol bacak hareketi yapıyorum her gün. Bir faydasını gördüğümü söyleyemem ama sanırım hiç yapmamaktan iyidir. İçerideki yavrunun bünyemde yarattığı psikolojik dalgalanmayı, geçenlerde sosyal medyada paylaştığım gibi, 8,5 şiddetindeki bir depreme benzetmemin yanında, tüm detaylarıyla başka bir yazıda yazmayı uygun görüyorum. Zira burası yeri değil.

 

 

 

Eren’in, içerideki ile ilgili tepkileri ise, değişik, beklediğim gibi değil, ki bir şey de bekleyemiyordum, yani bilinçli bir beklentim oluşmamıştı, Eren’i izleyerek görecektim. Bu başka bir yazının konusu ve umarım tez vakitte tekrar görüşürüz. Yazamamak ne çok birikmişlik, ağırlık yapıyor içimde.

 

 

 

24. gebelik haftasının kısa bir özeti diyebiliriz bu yazı için, evet.

 

 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*