Psikolog mu? Mürebbiye mi? Yoksa normal mi?

Şimdi ben böööyle koşturmacalı, oradan oraya gezmeye alışık, iş güç peşinde halimden; evde oturan, çocuk bakan, istediğinde zırt diye kendini sokağa atamayan, bunun için 1 saatlik hazırlık aşamasından sonra koca 3 katı inip bin tane hareket yapmak zorunda kaldığım, her gün taptaze ve lezzetli yemekler pişirmek zorunda olan (Kötü yemeği uzaktan fark eden bir oğlum olduğundan, benim kırk yılın başında bile olsa “Bugünlük yemeği tutturamadım.” deme şansım yok…”, gece yüz bin kere uyanınca çocuk, yataktan kalkmamak için Yasin’le gece dalaşlarına girdiğimiz (“Ben 4 kere kalktım şimdi sıra sende”, “Hayııır, ben demin kalktım, altını değiştirdim lütfeeeen sen kalk çok uykum vaaaaaaaaar…” ve daha nicesi), Eren’in 2 kuruşluk gündüz uykularında, “Evin hangi işini yapayım?” ya da “Acaba web sitesini mi adama çevirsem?” diye düşünürken hopppp ağlama sesiyle hiçbir iş yapamadığıma çocuktan çok ağlayan bir hale geldiysem.

Depresyona girdiğimi düşünmem normal mi?

Girmiş olabilir miyim?

Zira bu aralar Yasin’e kene gibi yapışasım var.

Sardım resmen.

Geçer mi?

Bana bir mürebbiye şart galiba.

… ya da psikolog!

İlk paragrafta nokta koymaya üşenip olayı tam bir eziyete dönüştürdüğüm için affedin. Şimdi uğraşsam nerden keseceğimi düşünürken bu sefer de internetim kesilir kesin, ben gene ağlarım.

Psikolog mu? Mürebbiye mi?

NOKTA!

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*