Sürekli bir hareket

 

Eren 9 buçuk aylık oldu ve birden, hayatımıza “hızlı hareket”, “hiç durmama” kavramları girdi.

 

 

Çocuğu durdurabilene aşk olsun.

 

 

Yani aslında ben evde zaten sürekli hareket halindeydim, Eren’le işlerimizi halledip, ev işlerine adardım kendimi, yemek, çamaşır vs. ama istersem yapardım ve genelde isterdim. İstediğimde dinlenir ya da rötarlı ilerleyebilirdim.

 

 

Şimdi bu saydıklarıma zaten vakit kalmıyor.

 

 

Eren kirpi gibi, bir yerde bırakıyorsun diğer yerden çıkıyor.

 

 

Koridorda bıraksan, salonda, masanın altında…

 

 

Tüm bunlar 1,5-2 dakika içinde gerçekleşiyor.

 

 

Çocuk sanki çizgi filmlerdeki gibi hızla dönmeye başlayıp kayboluyor, sen onun kaybolduğu noktaya fokuslanmışken arkandan ses geliyor.

 

 

Her şeye dokunmak istiyor ki çok normal. Bunların bir kısmı ile karşılaşacağımı biliyordum ve taaa o zamandan demiştim “Ben çocuk hareketlendi diye müzik setini, cd’leri, dvd’leri ortadan kaldıran, orta sehpayı yok eden biri olmayacağım.” diye ki öyle de oldu. En azından şimdilik, yakında, evde bir şeyleri eski yerlerinde bulamayabiliriz, lafımı yiyebilirim, evet bunların hepsini yapabilirim.

 

 

Her gün, görev gibi ve itinayla dvd’ler raflarından çıkarılıyor, geri yerleştirmeye çalışırken, 2. denemede dağınıklığı toplamaktan vazgeçiyor.

 

 

Bu 9 buçuk aylık çocuk derli toplu bir salona girdiğinde 1,5 dakika içinde salonu birbirine katabiliyor.

 

Mutlu mu, mutlu!

 

 

Anne mutlu mu? Eğer “düzenli olacağım” takıntısından vazgeçebildiyse mutlu, düzenli olmaya çalıştıkça mutsuz.

 

He biri der ki; “Ben çocuğu tutayım, sen evini derle topla” bak ondan da mutlu olur bu bünye.

 

 

Benim alışamadığım, enerjimin tükendiği nokta; özellikle sokağa çıktığımızda neredeyse bebek arabasından düşecekmiş gibi sarkan, kucağına aldığında (Her kucakta, ya kulaktan ya da saçlardan destek alarak konuşlanıyor), sanki yere atlayacakmış gibi hareketler yapan, evde, altını değiştireyim diye yatırdığında, beze elimi atana kadar yüz üstü dönen, hatta dönmekle kalmayıp yatağın diğer ucuna çoktan ulaşmış olan çocuğumun, bu ayarsız enerji halleri.

 

 

Neye uğradığımı şaşırdım.

 

 

Dehşet içinde bu günlerin bitmesini bekliyorum ama NE ZAMAN? NASIL?

 

 

Tabi keşfedecek, dokunacak, ağzına sokacak, anlayacak…

 

KABUL ama tüm bunlara yetebilmem için bir çözüm bulmalıyım. Kendimi klonlamalıyım.

 

 

… ya da işi güzelleştirmek için, “Bu kadar hareketle, ben tığ gibi olurum herhalde” diyerek, umut içinde, koşmaya devam etmeliyim ve hiçbir şey düşünmeden.

 

Yoksa delireceğim.

 

 

Sonsuz enerji diliyorum.

 

 

Kendime ve benim vaziyetimde olan tüm annelere.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • yazıyı biraz geç okudum ama okuduğuma da sevindim.Benimki de aynı durumda,şu an 10,5 aylık.En azından böyle enerji tükenmesi anlarında yanlız olmadığımı hatırlarım 🙂

    Cevap Yaz
  • Çok güzel özetlemişsiniz gerçekten…Ev derli toplu olsun diye onun vaktinden çaldığım bugünler geri gelmeyecek..işte bu yüzden planladıklarımı yapamayınca sinirlerimi kontrol edebilmeyi öğrenme sürecindeyim..

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*