“Türkiye’deki ilk süt bankası” haberleri çıktığında

“Türkiye’deki ilk süt bankası” haberleri çıktığında biriki yazı yazmıştım. Kafama takılan sorular vardı ve ben de birinci ağızdan cevap almak istediğim için sorularımı, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Ünal’a yönlendirmiştim.

 

“Anne sütü, derin dondurucuda 6 ay saklanabilen, doğal bir sıvı iken neden pastörize edilsin ki?

 

Daha da mı uzun süre saklayabilmek adına? SAKLANMASIN daha uzun süre!

 

Dr. Behçet Uz Çocuk Sağlığı ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yanıt bekliyorum, gelince sizlerle paylaşacağım.” demiştim. Cevap geldiğinde ise paylaşmamıştım, çünkü cevabı yeterli bulmamıştım. Yeterli bulmadığımı ise sosyal medyada konuşmuştum.

 

 

İşte o cevap;

 

“Sayın Derya DERİNBAY TAŞDİKEN Gönderdiğiniz e- mail incelenmiştir. Anne sütü kullanımının desteklenmesi ve hastanemiz bünyesinde kurulması planlanan Anne Sütü Bankası Projemize gösterilen ilgiyi memnuniyetle karşılamakla birlikte, bazı konulara netlik getirmek gerektiğini düşünüyorum.

1. Öncelikle hastanemizin ”Bebek Dostu Hastane” olarak resmi onay almış ve anne sütü kullanımına ilk planda önem veren bir kurulış olduğunu vurgulamak isterim. Hastanemizin genel stratejisi yatan bebeklerimizi mümkün olduğunca kendi annelerinin sütü ile beslemek ve bu konuda  her çabayı göstermektir. Bir bebeğin kendi annesinin sütü ile beslenmesi sırasında pastörizasyon söz konusu değildir.

2. Anne sütü bankacılığı özellikle prematüre ve hasta bebekler için, kendi annelerinin sütü olmadığı durumlarda ”anne sütü ile beslenmesinin sağlanması” amacını gütmektedir. Bebeğin güvenliği açısından; gönüllü süt annelerinin seçimi, alınan sütün saklanması, işlenmesi ve kullanımı uluslararası bilimsel otoriteler tarafından yayınlamış belli kurallara göre titizlikle yapılmalıdır. Pastörizasyon bu durumda uygulanmaktadır ve bebeğin güvenliği için gereklidir, sütün ömrünü uzatmakla hiç bir  ilgisi bulunmamaktadır. Bilgilerinize sunarım.

Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar için aşağıdaki bilimsel kaynak ya da makalelerden yararlanılabilir.

1. Arslanoğlu S, Ziegler EE, Moro GE, World Associaton of Perinatal Medcine Working Group On Nutrition. Donor human milk in preterm infan feeding: evidence and recommenddations. J Perinat Med. 2010 Jul; 38(4):347-51

2. Arslanoğlu S, Bertino E, Tonetto P, De Nisi G, Ambruzi  AM, Biasini A, Profeti C, Spreghini MR, Moro GE. Guidelines for the establishment and operation of a donor human milk bank. İtalian Assocition  of Human Milk Bank Associazione Italiana Banche del Latte Umano Donato (AIBLUD: www.aiblud.org) J Matern Fetal Neonatal Med. 2010 Sep;23 Suppl 2:1-20

3. WHO/ UNICEF. Glabal strategy for infant and yonug child feeding. Genava, Switzerland; WHO:2003

4. American Acedemy of Pediatrics Policy Statement. Section on Breastfeeding. Pediatrics 2005;115:496-506″

 

 

demiş Prof. Dr. Nurettin Ünal. Ben tabi ki yeterli bulmadım, çünkü cevabımı alamadım. Belki paylaştığı bilimsel kaynaklarda cevabı olabilir ama ben onları okuyamıyor olabilirim, ki okuyamıyorum.

 

Kendisine;

“Nurettin Bey Merhaba,

Öncelikle yanıtınız için teşekkür ediyorum. Ben “Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsunlar” hareketinin kurucusuyum ve bir süt bankası girişiminin elbetteki mamadan önce çözüm önerisi olduğunu, kesinlikle harika niyetlerle bu işe girişildiğini elbet anlıyorum. Peki o halde size bir de şu şekilde soruyorum; sütün ömrünü uzatmak için yapmıyorsanız pastörize işlemini, ne için yapıyorsunuz? Zaten bulaşıcı hastalık testleri yapılan donörün, sağılıp derin dondurucuya koyulan sütlerinde ne gibi bir tehlike olabilir ki?

Ben oğlumu 3 süt anneyle, 7 aya kadar, aşağı yukarı 700 poşete yakın anne sütüyle besledim ve sütleri çözdürürken bile çok dikkatli davrandık, önce normal buz dolabına koyduk, sonra dışarı çıkardık, iyice çözülünce benmari usulü ısıttık, çok ısıtmamaya özellikle dikkat ettik ki besin değerini kaybetmesin diye. Pastörize işlemi ise, anne sütündeki birçok değeri yok ediyor ama tabi ki yine de mamadan iyidir.

İlk paragraftaki sorum ile ilgili yanıt bekliyor olacağım sizden.

Saygılar”


 

diye mail atmamın üzerinden 1 yıldan fazla süre geçti ve hala bir cevap yok.

 

 

Neyse, bu verimsiz mailleşme sonucunda Prof. Ahmet Aydın’a, Nurettin Bey’e yönelttiğim soruyu ve gelen cevabı mail attım.

Ahmet Bey, “Kendi annesinin sütünü alacak bebek için sorun yok, pastörize edilmiyor. Herhangi bir enfeksiyon korkusundan pastörizasyon yapılıyor. Bu durumda tabii ki bir çok değerini kaybediyor ama yine de kutu mamadan çok daha iyi.” demiş.

 

Enfeksiyon konusunda ise, “Konu çok abartılıyor. Bulaşıcı hastalık testlerinin hepsi yapılabilir; temiz çıkarsa süt anneleri bebekleri emzirebilir. Sut annelik müessesesini canlandırmanız taktire şayan.” demiş, sağ olsun ve ben de Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsunlar başvurularında bu bulaşıcı hastalık testlerini muhakkak yaptırmalarını, hatta bunların haricinde kendi doktorlarının önerdiği bir tahlil varsa onu da yaptırmalarını önermiştim.

 

 

Neyse, belli ki bu iş yapılırsa, dışarıdaki örneklerine bire bir uyularak yapılacak ve anne sütleri pastörize edilecek. Mutlaka da ihtiyaç sahipleri olacak, keşke olmasa ama oluyor ve burada, özellikle zor durumda olan bebeklerin anne sütü ile beslenmesi hedefleniyor.

 

 

Eleştiri bile denmez benimkine sanırım, içim ısınmadı diyelim ama sadece bu konuda değil, sütünü aldığım anneyi tanımamak benim için çok can sıkıcı olurdu mesela. Dini yönü bir yana (Ben inanmayan ya da başka bir dine inanan bir anne de olabilirdim değil mi? Öyle de bir kural koymazlar herhalde “Müslüman olmayan süt alıp veremez!” gibi, sanmıyorum, yok artık!) bir teşekkür etmek isterim mesela süt veren anneye, arayıp halini hatırını sormak isterim, bir nasılsın demek dokunabilmek isterim. Ben çocuklarımız da tanışsın isterim.

 

 

İsterim de isterim… Diğer türlüsü bana çok soğuk gelir, ki bebeğimi sütüyle besleyen anneye karşı nasıl soğuk olabilirim?

 

 

Tüm bunları yukarıda bahsettiğim hastane üzerine söylüyor olmam doğru olmadı tabi, tüm bunları, Sağlık Bakanlığı’nın, bebek ölümlerini azaltmak için süt bankası konusunda harekete geçmesi üzerine de söylüyorum aslında. Tekrar etmek istiyorum, bu, asla kötü niyet barındıran bir girişim olamaz, ki Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da buradaki videosunda gayet net açıklıyor, nasıl da güzel niyetlerle süt bankası girişimini desteklediklerini ve ilahiyatçıların sütkardeşler arasındaki evliliğin haram olduğuna dikkat çekmesini değerlendirerek, “Duyarlılığı olan insanımıza süt nüfus cüzdanı veririz.” demiş. ” dikkatinizi çekiyorum, “Duyarlılığı olan insanımıza” demiş, yani olmayan da olabilir değil mi? EVET, TABİ Kİ…

 

 

 

Müthiş bir çözüm mü? Duyarlılığı olan insan için neden olmasın? Yani, bu eğer bir sorunsa ve kişinin kendi kaydını kendisinin tutamayacağı düşünülüyorsa evet, çözüm olabilir. Böyle bir durumda bir çokları tarafından sıkıntı ortadan kalkacaktır.

 

 

 

Tabi sıkıntı, süt kardeşlerin evlenememesinden öte, süt kardeş olunması değilse!

 

 

ASOOB için koştururken, en hoşlanmadığım şey; insanların beni arayıp sormadan, sanki tüm süreçler işlerken yanımdalarmış gibi, hakkımda ya da ASOOB hakkında atıp tutmalarıydı. Örneğin bir “Haber” kanalında, ASOOB hakkında “Süt bankası projesi” demişlerdi. “yok artık”tı ama demişlerdi. Ayıp ama yapılıyor ve buna “Habercilik” deniyor.

 

 

Ben ise şu an sadece izliyorum. Umarım yukarıdaki linkte bahsi geçen “İlahiyatçılar” bu konu hakkında da, sadece gazetecilere konuşmaktan öte, önce, işin aslını bilmek adına, ilgili hastane ya da Sağlık Bakanlığı ile görüşmeyi önemsemişlerdir.

 

 

Umarım ve lütfen, özellikle, inanışlarıyla önde duran insanlar, konunun dini hassasiyetini illa değerlendirmek istiyorlarsa ve kendilerine mikrofon uzatılıyorsa “Tam olarak konuya hakim değilim, önce bizzat araştırmam, bilmem gerekir” demeyi aşağı görmesinler.

 

 

Zira çok çok mühim!

 

 

Süt bankası ile ilgili ter döken herkese kolaylıklar diliyorum…

 

NOT: İtiraf etmeliyim ki, son birkaç günde çıkan “süt bankası” haberlerini ilk duyduğumda, “Eeee, ASOOB’a ne olacak? Neden ASOOB bu kadar taşlandı da Sağlık Bakanlığı “Süt bankası” deyince herkes daha “süt liman” açıklamalar yapar oldu. Bana büyüklenenler neden şimdi sessizler ya da çok usturuplular?… vs” gibi gereksiz kendimi dolduruşlarda bulunmuştum, sanki haksızlığa uğramamın ötesine geçilmiş gibi hissetmiştim ve hemen beraberinde “Saçmalama, tabi ki olacağı buydu, sen yalnızsın ve kimselere kendini dinletecek, sesini duyuracak “güç”te değildin ve doğal olarak uğraşmadın.” deyip, gereksiz ve saçma bulduğum iç sesimi susturdum. Hem Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ndeki uzman kişi dememiş miydi: Çok güzel bir iş yapıyorsunuz ama yalnız başınıza devam etmeyin! Mutlaka devleti, bakanlıkları vs. yanınıza alın, yoksa başedemezsiniz…” diye.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

17 yorum

  • Anne sütü bankasi, sakincali bir durum.

    Bu fikir belki iyi niyetle gelistirilmis olabilir. Esasen sorunun cözümü bu sekilde olmamali. Yeterli seviyede beslenen anne bebege yeterli seviyede anne sütü verebilir. Ayrica birdiger sakincali durumda, bebeginbir baskasinin sütünü emmesiyle dolaysiyla icmesiyle akrabalik baglarinin olusmasi. Ne alaka gibi bir soru gelebilir, bu nokta biliminde ortaya koydugu , bebegin anne sütüyle genetiginde degisiklik oldugu ve dolayisiyla akrabaligin olustugudur. Düsünsenize hic tanimadiginiz birisiyle akrabalik baglari olusacak, ve daha kötüsüde türk filmlerini andiran evliliklerin olmasi bile imtimal dahilinde. Bu durumda ” anne sütü bankasi” üstünde pek düsünülmemis populist bir fikir gibi durmaktadir. Umarimki, bu projeden vazgecilir.

    Cevap Yaz
    • Hangi bilim, hangi bilim adamı söylüyormuş bunu? Hayatınızda hiç genetik dersi aldınız mı? En az lisans seviyesinde biyoloji okudunuz mu? İnek memesi sütü ile anne memesi sütü arasındaki fark içeriğindedir. Dolayısıyla aynı inek memesinden süt içerseniz de kardeş olursunuz o mantıkla ama aldığınız besin değerleri farklı olur yalnızca. Bu arada Türkiye müslüman bir ülkedir yaklaşımı da kınıyorum, herkes müslüman olmak zorunda değil. Siz çocuğunuza öyle inanıyorsunuz diye başkasının sütünü içirmezsiniz ama başka içirmek isteyenlere de karışamazsınız.

      Cevap Yaz
  • Merhabalar,
    anne-sutu-olanlar-olmayanlari-bulsunlar-2 sayfasına da yazdım, görmeyen olursa diye buraya da yazmak istedim. Oğlum biberondan içmediği için iş yerinde sağdığım sütleri değerlendiremiyoruz. Şu ana kadar bir bebeğe büyük bir mutlulukla veriyorduk ancak büyüdüğü için gerek kalmadı artık, tarihleri geçmek üzere ve atmak zorunda kalırsam çok üzüleceğim. İstanbul’dayım, anne sütü içemeyen bir kuzunun büyümesine faydası olursa çok mutlu olacağım. İhtiyacı olanlar lütfen bana buradan ulaşsın…

    Cevap Yaz
  • bnm dondurucu da sakladığım sütler var yardımcı olmak isterim mailden ulaşabilirsiniz istanbul ‘da ikamet ediyorum

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*