Uyusun. Yok yok uyumasın!

Dün gece Eren, belki de uyku düzenini oturttuğumuzdan bu yana ilk defa 23.00’da uyudu, ona uyumak denirse, baygınlık geçirdi de denebilir. Zannediyorum, asıl uyku saati olan 19.00-20.00 eşiğini geçtiğimizden, ağlama krizine girdi. 40 dk. ben, 40 dk. Yasin vardiyasıyla odaya girip krizi atlatmaya çalıştık ve en sonunda Yasin’de pes etti yavrucak.

 

Ben de, sabah hatırı sayılır bir saatte uyanacağını ümit ederek ve o coşkuyla Twitter‘de paylaştım durumu.

 

 

 

 

 

 

“Erken uyuyan geç kalkar” tezine sonuna kadar inansam da, bugün “insafa gelip”, belki, olur ya, bir ihtimal daha geç uyanabileceğini düşünmüştüm.

 

… ve sabah, saatler 07.00’yi gösterirken, Eren bizim yataktaydı, “Ana koynudur, uyuturum…” dedim, avucumu yaladım.

 

Dert yandım yine Twitter’a

 

 

 

 

Sonra aklıma düştü, ben neden zorlanıyorum bu kadar uyanmakta?

Vaktinde, ben de küçücükken, sabahın 06.00’sında uyanmıyor muydum? Bal gibi uyanıyordum. Annem de beni, her fırsatta uyutmaya çalışıyordu, ki kafasını dinlesin biraz. Ben sabahın -bence- en güzel saatinde ayaktayken ve gayet zindeyken, tüm aile bireylerim uyuduğundan, evde yapmadığım şey kalmazdı 09.00’a kadar ya da şöyle diyeyim, birileri uyanana kadar.


Tabure koyup, mutfak tezgahına erişip bulaşık yıkamaktan tutun da (Maksat bulaşık yıkamaktan çok suyla oynamak olsa bile) saçlarımı şekilden şekile sokmaya, saç fırçasını mikrofon yapıp evde konser vermeye (Bakın konser diyorum, gürültü diyorum ama yine de kimseciklerin uyanmadığını hatırlıyorum), kendimce mükellef bir kahvaltı sofrası hazırlamaya, Lassie izlemeye… En sonunda dayanamayıp, annemlerin odasına giderek, ayaklarının arasından fare gibi ilerleyip baş bölgesine ulaşırdım. “Artık uyansınlar” dı ama değil mi?

 

 

Yukarıdaki “Vaktinde, ben de küçücükken, sabahın 06.00’sında uyanmıyor muydum? Bal gibi uyanıyordum. Annem de beni, her fırsatta uyutmaya çalışıyordu, ki kafasını dinlesin biraz.” cümlesinden devam edecek olursak.

 


Eeee gündüz uykusu bu kadar iyi bir şeyse, en uzun uyku saatimiz neden geceye denk geliyor, hatta çocukların belli bir yaştan sonra gündüz uykuları neden kaldırılıyor?

Bildiğim kadarıyla, uyku sırasında hormon düzeyimiz dengeleniyor, sindirim sistemimiz hızlanıyor, bağışıklık sistemi yoğun faaliyete geçiyor… Ayrıca, sevgili bilim adamları, yaptıkları çalışmalarda, gece uykusunun önemini vurgularken, özellikle saat 23.00 ile 05.00 arasında (ve mutlaka karanlıkta), melatonin hormonunun tam olarak salgılandığına, bu nedenle vücudun, kanserli hücrelere karşı koruma sağladığına dikkat çekiyorlar.

 

Eren’in doktoru Hülya Sonugür de demişti ki; “Akşam 22.00-24.00 arası ve eğer “derin” uykudaysa, büyüme hormonu salgılanıyor.” demişti. Fark ettiyseniz, saat aralıkları, hep günün karanlık vaktine denk geliyor.

 

NOT: Böyle bilgiç bilgiç konuştuğuma bakmayın, karmakarışığım ve işin içinden çıkmaya çalışırken yazılı düşünüyorum.

 

Bu durumda sabah erken kalmak gerekiyor değil mi?

Yani sabah ezanıyla uyanmak çok da fena bir şey olmasa gerek. Günü kaliteli kullanır, “Sadece aptallar 8 saat uyur” kitabında yazdığı gibi; ömrümüzü ikiye katlayabiliriz. 2 olmasın da 1,5 olsun canım, az mı?

 

Tabi burada mesele uzun yaşamaktan ziyade, şu uyku sorununu çözmek ya, dağılmadan konuya geri dönmek şart oluyor.

 

Şimdi eğer, ben “Çocuğum uyusun, aman ne güzel uyanmadı da, ohh ohh kadayıf üstü kaymak, yan gelir yatarım…” derdinde olursam hep ve çocuğumun uyku ritmini, “uyusun” diye gözlerinin içine bakarak ve onu hep uyutmak isteyerek bozarsam, o da kendi çocuğu olduğunda ve yataktan sürünerek çıktığında sormaz mı bana; “Ne kurcalıyorsunuz benim uykumu?”, “Gel bak anne sabahları bu çocuğa…” demez mi? (He bakarım o ayrı:)

 

DER!

 

Valla annem olsa, ben de diyecektim kendisine iki çift laf…

 

 

Çıkarımım şu ki;

Şu zor süreci atlatırsak, onların uykularına dokunmadan, uykuları geldiğinde uyutarak (Akşam uykularında biraz dominant olabiliriz), sanki, çocuklarımız, kendi bebekleri olduğunda sıkıntı yaşamayacaklar.

 

“Biz yandık, bari onları yakmayalım” diyerek, “Yapabilen beri gelsin”i de ekleyerek…

 

Kolaylıklar diliyorum.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*