Yanımda yatsa dert, yatağında yatsa…

“Uyku derdi”, “uyku keyfi” olsa ne de güzel olur değil mi?

Eren, uykusu gelince, yatağına koyduğunda, eline biberonunu, emziğini de verdin mi uyuyan, bazen iki-üç bızıklamadan sonra uyuyan bir çocuk-tu.

Şimdi ise, illa bizim yatakta, birlikte uzanacağız, Eren’i kollarıma alacağım, sarmalayacağım, tabi ki biberon ve emzik yanımızda olacak, ancak öyle burnumdan gelmeden, şıp diye uykuya dalıyor.

 

 

Neden, neden ben, neden bizim yatak?

 

 

Uykusuz geçen gecelerin sonunda; oyundur, yemektir, ev işleridir derken yorgun düşen beden dinlenmek ister ve kulağında çınlayan “Aman kızım, Eren uyudukça sen de uyu ki dinlen…” sesine kapılıp, kahvaltıdan sonraki oyun saatini de atlatıp hooop Eren yatağına, ben yatağıma… da bir sorun var, o 1 saat uyuyor, uyandığında da cıyak cıyak ağlıyor, oysa ben öyle miyim, 3 saattlik stok var içimde, ayrıca yüksek sesle uyanınca, uyuduğuma lanet ediyorum, aklımı kaçıracağım bir gün.

 

“Bu işe bir çözüm bulmalı, dinlenebilmeliyim, uykudan, dinlenmiş olarak kalkmalıyım…” (Ne lüks:) derken, bir gün, öğle uykusu için Eren’i bizim yatağa aldım, kolum kafasının altında, 3 saat uyudu, uyandığında ağlamadı, mutlu mesut kalktık yataktan, kolumun uyuşukluğu dışında her şey yolundaydı yani.

 

 

Ertesi gün, yine aynı şekilde öğlen uykusu uyuduk, sonra, o hafta boyunca, öğlen uykularımız sarmaşdolaştı. Kol uyuşukluğunun dışında da yolunda gitmeyen şeyler varmış ama ben bunu biraz geç anlamışım.

 

Öğlen uykularını birlikte uyumaya başladığımızdan beri Eren, gece uykularından daha şiddetli uyanıyor, desibeli artırıyor ve iş içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Yani, ya 1 saat öğlen uykusuna, ağlayarak uyandırılmaya razı olacağım ya da çok daha büyüğüyle çarpışmaya hazır olacağım.

 

 

Tabi ki 1 saate razı oldum, çocuğun dengesini bozan ben, geri vites yaptım ama eski alışkanlığa geri dönmek kolay olmuyor.

 

 

Yatağına yattığında, onu alacağım, o yataktan onu kurtaracağım ümidiyle ağlıyor da ağlıyor, yanına gidiyorum, onu yataktan çıkarmıyorum ama sakinleştiriyorum ve odayı terk ediyorum; yine deniyor, benden benzer yanıt alınca, üçüncüye de tekrarlıyor ve uyuyor.

 

 

Bir daha, 2 saat daha fazla uyuyayım diye düzenini bozmayacağım oğlum, söz veriyorum.

 

Hadi uyu normal normal gözünü seveyim.

 

Çocuğunun uyku düzenini alt üst eden anneden sevgiler blog.

 

 

NOT: Dikkat ettim de, Eren’le yanyana, aynı yatakta yatmaktan ne kadar da keyif aldığımdan bahsetmemişim hiç. Galiba bu işi ondan çok ben seviyorum. Bayılıyorum onunla yanyana uyumaya, ama her zaman olmuyor, herkesin bir özel hayatı var değil mi? Yani canım istedikçe yanıma alıp, kocama sarılmak istedikçe yatağına göndermek, hepimize eziyetten başka bir şey değil. Bu nedenle İLELEBET İSTİKRAR.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

3 yorum

  • Değerli Marka Anne,,
    Yine ben.. 🙂
    Ama neden herkesin özel hayatı varmış, bebeğiniz herkes mi, dışardaki bi insan mı? Eşiniz bile sizinle koyun koyuna yatarken, daha hayata yeni gelmiş bir parçanız neden yatmasın? Bunu ondan esirgemememiz gerektiğini pedagoglar da söylüyor. Hele de hayatın ilk muhtaç 2 yılında.. Ve neden en çok sizin hoşunuza gitti bu yatma şekli? İçsesiniz, asıl Beniniz size hakikati fısıldıyor olmasın?

    Koyun koyuna yatıyorsunuz diye 3 saat uyumasına gerek yok, 1 saat sonra uyandırabilirsiniz, ama yine koyun koyuna olduğunuz için, size güven duyduğu için uyandırılmış olmasını çok sorun etmeyecektir gibi geliyor bana. Ben oğluma bunu uyguladım. Yoksa gece uykusu sorun oluyordu, dediğiniz gibi.

    Sevgiler,,

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*