Yatıp kalk(a)mamak!

Koşturmaktan, hiç oturmamaktan, bedenin nasıl da yorgun düştüğünü anlamıyorsun. Aslında bir otursan anlayacaksın da, bunu bildiğin için oturmuyorsun. Bunun adı: “Oturamama Hastalığı!”demiştik.

 

Heh, bir kısmımız (Ben dahil) bu hastalığın pençesinde sürüklenmişizdir. Zira her şeye yetişmek cidden olanaksız. Her şeye yetişmek şart mı? Şart değil tabi ama kaç gün? Çocuklu bir evdeysen maksimum 3 gün, e 3 gün ipin ucunu bırakmanın faturası 1 haftaya tekabül ediyor ki hiç tavsiye etmem.

 

 

Evi ilaçlattığımız günden sonra birkaç gün, kayınvalidemin evine sığındık. Daha ertesi akşam midemi bozmuşum ve sabaha kadar uyumadan, tuvalete bir sandalye çekmek suretiyle mesai yaptım. Ertesi gün kolumu kaldırmaksızın yattım, çünkü istesem de kolum kalkmıyordu. Allah’tan annemdeydik, yoksa bildiğiniz ayvayı yemiştim, annem bebek gibi baktı bana, üstüne bir de Eren’i okuldan almaya gitti. Yani kadayıf üstü kaymak…

 

 

Ben de; ayların uykusuzluğunu, yorgunluğunu, halsizliğini totalde 21 saat uyuyarak atıverdim. Vallahi attım. Bildiğin taptaze oldum, da…

 

 

Hastalanıp yataklara düşmeseydim acaba uyur muydum o kadar? Hiç sanmıyorum.

 

O kadar yatacak fırsatım olunca, biraz kendimi düşünmeye de zamanım olmuş belli ki… Kendime, sadece kendime çok az vakit ayırdığımı fark ettim.

 

Bu, bir yürüyüş olur, evde yayılıp kitap okumak, film izlemek olur… vs. Ben ütüyü bitirmeye çalışırken film izliyorum ve bir yere yetişeceksem, tempolu yürüyüp, “Ohh ne güzel yürüyüş de yaptım” deyip kendime pay çıkarıyorum. Belki bu çok da fena bir şey değil. Yani, işi pozitife çekmek istersek fena değil, zaman su gibi akarken ona yetişmeye çalışmanın olumlu tarafını yakalamak…

 

… ama belki zamanı yavaşlatmanın bir yolu vardır ya da daha çok zaman kazanmanın. “Sadece aptallar 8 saat uyur” kitabında, ömrünüzü iki katına çıkarmanın yolunun az ama etkili saatlerde uyumaktan geçtiğini yazıyor. Gerçekten öyle ama her zaman o saatleri yakalayamıyorum ya da sabah ezanıyla uyanıyorum, hem de çok dinç bir halde ama kendi kendimi geri uyutuyorum ve bir sonraki uyanışım dayak yemiş gibi oluyor. Oysa o zinde halimle çıksam yataktan, herkes kalkana kadar evin işini ve yemek meselesini halletsem, geriye 3 saat kendime ayırsam filan…

 

Ne iyi olur değil mi?

 

“Offff çok uykum var, çok yoruluyorum, hiç uyuyamıyorum…” deyip kendimi bileyeceğime, en azından işin keyfini sürmeye başlarım değil mi ama?!

 

Aksi halde tüm stoklarımı bitirir, yatar ve bir daha da kalkamam işte o gün olduğu gibi. Eren de bana mandalina soyar 🙂

 

Bilemiyorum bundan sonra yapabilecek miyim, kendime vakit ayırabilecek miyim?

 

 

 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*