Yesin de büyüsün gari

Eren, yemek yemekten acayip keyif alan, iştahı çok şükür yerinde bir çocuk.

 

 

Ben de öyleyim, keyifle yemek yerim, kilom da hallice ama sürekli kilo vermeyi dileyen bir insan olmaktansa, vaktinde az yemeyi tercih ederdim, şimdi ceremesini çekmemek için, çünkü bugüne kadar kilolarımın hiçbir faydasını görmedim.


 

Hülya Sonugür, bir muayenemizde “Göbek her yaşta göbektir!” demişti Eren’in göbeğini görünce ve nasıl, hangi sıklıkta beslendiğini sormuştu. O günden sonra günde 4 öğüne düştük, bunlardan bir tanesi; 1 kase yoğurt gibi bir ara öğün…

 

Evde, çekirdek aile isek, sorun yok gibi bir şey (Eren’in, Yasin’i kandırmaya teşebbüs ettiği zamanlar dışında, çünkü genellikle başarılı oluyor ve bunu bildiği için de teşebbüse ara vermiyor) ama geniş aile içindeysek, “Yemek yiyen çocuk iyidir, süperdir…” gibi, gelmiş geçmiş, yanlış yere çekilen, yanlış algılanagelmiş en isabetli cümleden alınan kuvvetle dikkatler Eren’in üzerine yoğunlaşıyor.

 

 

Çocuk zaten yemek yeme eylemini bayıla bayıla icra ettiği için, dikkatini çekmek isteyen, Eren’i iştahlı yanından vuruyor.

 

 

“Eren sen acıkmadın mı hala?”, “Gel sana börek vereceğim…” gibi, Eren’i, kimsenin önüne geçemeyeceği ve zaten zor çıktığı açlık, iştahlılık boyutuna geri çağıran cümleler havada uçuşuyor. Bana da elimden geldiğince buna engel olmak düşüyor ki en zoru da bu.

 

Gerçekten zor durumda kalıyorum, çok diktatörce algılanılıyor, normal belki ama amacım oğluma eziyet etmek değil, tam tersi, sağlığı için çabalamak. Sofrada, yemesini uygun görmediğimiz onca şey varken, belki kimse bir şey demese, ben Eren’le daha kolay iletişime geçebileceğim ve oyunla kafasını dağıtabileceğim ama “Onu değil de şunu yiyelim o zaman” demem üzerine “Yahu karışmayın çocuk ne isterse yesin” gibi bir geri bildirim aldığımızda, Eren bunu benim üzerimde çok güzel kullanıyor. 10 kişiye 1 kişi kalıyorum, Eren de o tarafta olunca 11’e 1. Gel de müdahale et. Kolay değil.

 

 

Tamam, “Zaten evde pişirmediğim zararlı onca şeyi, arada bir akraba ziyaretinde yese ne olur? Kavanozda mı büyüteceğim çocuğu?” Hayır tabi ki ama elimden geldiğince, Eren’e engel olmuyormuş gibi yapıp, daha normal bir şey yemeye yönlendirebilecekken, dışarıdan gelen müdahaleler beni, “Eren’e engel olan anne” haline dönüştürüyor ki bu halimden, çevredekilerden çok ben hoşlanmıyorum! Üstelik vaziyet, Eren’in bana “Sen giiiitt” demesine neden oluyor ki o zaman cidden sinirleniyorum.

 

 

Sonra durum “Yasak olan şeyler çekicidir.” e geliyor. Oysa ben bunu zaten biliyorum ve “Yasak”mış gibi muamele etmemeye özen gösteriyorum.

 

 

Kötü bir şey yaptığımı düşünseydim yapmazdım! Bugüne kadar kilosunun hayrını gören tanıdınız mı?

 

 

Ben tanımadım. Kilo hep şikayet edilen olmuştur, kalbe, damarlara, karaciğere … vs zarar verendir. Hamile kalırsınız, doktor kilonuza dikkat etmenizi öğütler, kalbiniz rahatsızdır, doktor diyet verir vs.

 

 

Bu zamana kadar, Eren’in gıdası konusunda otoriter ya da net olmasaydım, muhtemelen şu an 2 yaşında 15 kilo bir çocuk değil, 2 yaşında 25 kilo bir çocuk olurdu! Yine muhtemelen TV kanallarına çıkan, 2 yaşından sonra aşırı kilo almış çocuklar gibi dikkat çekmemizin yanı sıra, sağlığı da çoktan bozulurdu.

 

 

Muhtemelen o zaman da, farklı uyarılar alırdık çevreden. “Hmmm biraz dikkat edin, kalbi yağ bağlar…” gibi.

 

 

“Ye de büyü, kocaman adam ol” sözü de, tıpkı diğerleri gibi talihsiz bir cümle oluyor Eren gibi çocuklar için, çünkü bu sözü edenler, “Sadece sebze ile doymaz, yanında bol ekmek yesin de doysun” mantığındakiler. Hamur işi denen şey nasıl cezp edici bir gıda taklidi ise, çocuklarda o kadar çabuk kapılıyorlar ışıltısına, çünkü evet lezzetli ama sonu olmayan bir yeme isteğini de beraberinde getiriyor.

 

…ve evet, büyüyor çocuklar ama nedense boy kilo oranı bozuluyor ve kilodan fazlaca nasiplerini aldıklarında bu sefer, “Aman çocuğum biraz da sebze ye n’olur” gibi içinden çıkılamaz bir duruma düşüyor aileler.

 

 

Her durumda olduğu gibi burada da asıl mesele anneye, aileye saygıda. Hangi anne çocuğunun kötülüğünü ister ki?

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*