“Bu çocuk dersimize girmesin!”

Geçenlerde bir arkadaşım geldi, ağlayacak haldeydi. Bir devlet ortaokulunun anaokuluna giden çocuğu için, İngilizce ve Drama öğretmenleri, “Bu çocuğun dersimize girmesini istemiyoruz” demişler, sınıf öğretmeni de bunu arkadaşıma söylüyor ve ekliyor “….. çok hareketli, düzeni bozuyor, ‘DERSİ’ bölüyor, ‘HİPERAKTİF” olabilir ve öğretmenler derslerine istemiyorlar, canavar taklidi yapıp arkadaşlarını korkutuyor(ba ba ba ba ba ba ba), hee ayrıca ben de sizinle ayrıca görüşmek istiyorum, belki ÜSTÜN ZEKALIDIR…vs”!

 

 

Arkadaşım öyle bir çıkmaza girmiş ki, çocuğunu doktora götürmeyi bile düşünmüş. Bu nasıl bir tavır, bu nasıl bir eğitimciliktir? Bir eğitimci bunu nasıl söyleyebilir? “Biz bu tip öğrencilerle karşılaştığımızda süreci yönetemiyoruz” başka şey, çocuğu derse almayıp, tek düze bir sisteme ayak uydurmuyor diye “Yaramazlık”la suçlamaya çalışmak, aileyi kötü hissettirmek, “Hiperaktivite” gibi, beyindeki özel bir durumdan kaynaklanan, ciddi bir doktor kontrolünde anlaşılabilecek tesbiti, sadece diğerlerinden daha hareketli bir çocuk olduğu için o çocuğun üzerine yapıştırmaya çalışmak başka şey. Peki bu çocuk hiperaktif olamaz mı? Pek tabi olabilir, ama bunun çözümü de derse almamak, böyle bir usturup olmamalı. Bir özel okul olmadığı, “Bir de bu aile bu okula çuvalla para ödüyor” demediğimiz için böyle bir muamele haklı karşılanamaz. Eğitimci eğitimcidir! 300 TL de versen, 2000 TL de! Mesele çocuksa, akan sular her kuruşta durur, durmalı.

 

 

 

Arkadaşım çalışmak zorunda diye, daha iyi bir yere çocuğunu gönderemiyor diye o çocuk ötekileştirilmeyi HAK mı ediyor yani şimdi?

 

 

 

Mesela aynı sınıf öğretmeni şunları da söylemiş “Başka velilerle de konuşuyoruz, sadece sizinki değil yani, içe kapalı olanı, asosyal tavırlısı…vs” ama onlar tüm derslere girebilmeye hak kazanmışlar. Nasıl mı? O çocuklar sessiz sakin, “DÜZEN”i bozmadıkları için. Yani bir çocuğun canavar taklidi yaparak arkadaşlarını korkutmaya çalışması, “Hayal gücü çok aktif ve günlük hayatında bunu jestleriyle, mimikleriyle çokça kullanıyor” olarak da yorumlanabilirdi. Eren arkadaşının göbeğini ısırdığında bile okuldan buna yakın bir tepki almamıştık.

 

 

Yani bu eğitimciler ne bekliyorlardı? Koyun güdeceğiz filan mı? O bile isyan bayraklarını çıkarabilir azıcık damarına bassan. Ya da şöyle bir cümle geliyor aklıma, “Derslerde biraz zorlanıyoruz, acaba …..’nın bir sorunu mu var? Belki siz çalıştığınız için sizi özlüyordur ve bu şekilde bir dışa vurum…” bu bile fena geliyor bana ama en azından daha derli toplu. Çocuk bu ayol! Eren’i görse direk psikiyatriye gönderecek bizi demek. Çocuk koltuk tepesinden inmiyor, arkadaşlarıyla bir araya gelince çıldırıyorlar, yemek yerken dans ediyor, film izlerken koltukta zıplıyor. Sırf bugün benim üzerime 12 kere filan atladı, belim kırılıyordu.

 

 

 

Arkadaşım ağlayacak haldeydi ve dedi ki “Yarın gidip rehberlik öğretmeniyle konuşacağım ve ben çocuğuma zeka testi bile yaptıracağım, normalin altında çıkarsa ona göre bir okul, üzerinde çıkarsa ona göre bir okul araştıracağım ama normal çıkarsa sizinle işimiz var”! Canı burnuna gelmiş bir annenin sözleri bunlar.

 

 

 

Çocuğun hareketli olmasını bir sorun gibi algılayan zihniyet, eğitim sistemi içinde olmamalı, yoga eğitmeni filan olmalı ama çocuklardan uzak durmalı!

 

 

 

Yankı Yazgan, “Sınıfta Dikkat Sorunları Olan Çocuklarla Çalışmanın Yolları“nı da anlatmış bu yazısında. Demek ki, hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan çocuklar da, eğitimden aforoz edilmeden oluyormuş bu işler. Tıpkı diğer özel çocuklara yapılan muamele ve sadece hareketli bir çocuk diye çocuğu derse almama, bırak eğitimciliğe, insanlığa sığmıyor, hem de hiç.

 

Çok yazık çok…

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*