Çişin geldiyse dersin bitmesini bekle!

Eren 1 haftadır yine okullu. Yakınımızdaki ankara escort bir özel okulun ana sınıfında. Neden bu okul? Vallahi sadece yaşıtlarıyla olsun diye. Bir şey öğrenmesini hiç ama hiç ankara escort bayan beklemiyorum. Ayrıca bu özel okul, diğer özel okullar içinde fiyatı en en uygun olanı. Zaten Beyoğlu’nda, Eren’in yaşına göre bir devlet okulu da yok!

IMG_8446

 

Bu eğitim sisteminin, bağğzı okulların ve bağğzı “Öğretmenler”in zihniyetinden gerçekten çok çok kaygılıyım. 

 

 

Ne yani, herkes çuvalla paralar verip çankaya escort ideal bir okula gönderebilecek durumda mı? Bunun dışında kalan ailelerin çocukları da “Çişimmm geldiii!” dediğinde “Ders saatinde olmaz!” yanıtını almak zorunda mı kalmalı!?

 

 

Vallahi daha şimdiden yıldım! Yok yok durmak yok yola devam! Yıldıramayacaklar! Yani inşallah. 

 

 

 

Çiş bu ayol! Ders saati mi var bunun? Çişi gelince yapacak çocuk ya da kakası gelince tuvalete gidecek, ders saatinde çıkmasın da sınıfın ortasına mı yapsın? Bir de arkadaşlarına karşı mahcup mu olsun?

 

 

 

Ben oldum. Sağ olsun çok sinirli ve ne yapacağı belli olmayan, benim üzerimde korku ağlarını örmüş bir ilkokul öğretmenim vardı. Bazen teneffüse bile çıkarmaz ders yaptırırdı. Çişim geldiğinde korkudan söyleyemezdim, suratım domates gibi kızarırdı, en sonunda da külotlu çorabımdan aşağıya sıcacık şekilde akıp giderdi. Bu sefer de arkadaşlarımdan utanır yerimden kalkamazdım. Bundan tam 24 sene önce, Koşuyolu’nun en iyi devlet okulunda yaşadım bunları. 

 

 

 

Yıl 2015! Eren’le sohbet ediyoruz, Eren okula gitmek istemediğini söylüyor. “Korkuyorum” diyor, “Neden?” diyorum, “Oradaki arkadaşlarımı tanımıyorum” diyor. Burada iğneyi kendime batırdım. Eren’e “Tanımadığın insanlarla lütfen çok fazla diyaloğa girme”, “Sana çikolata vereyim mi?” derlerse ‘Annem ve babam bana çikolata alıyor’ dersin” gibi uyarılarım olmuştu. Bu uyarılardan sonra tatbikat bile yaptırdım Eren’e birkaç kere. Sonra bir gün kitapçıya gittik, o alt kata inip kendi için kitap seçer hep, ben de arada bir bana seslenmesini isterim. Yine alt kata indi, biraz zaman geçirdi ve yanıma koşa koşa geldi, onunla birlikte iki yetişkin daha merdivenlerden çıkıyordu, Eren’in gözlerinde korku vardı. “Ne oldu oğlum?” dedim, kısık sesle “Tanımadığım insanlar, korkuyorum” dedi, “Sana bir şey mi söylediler, neden korktun?” diye sordum, “Hayır ama kötü insan olabilirler”. Offfff. Ben onun içine böyle korkular salmak için yapmamıştım bu uyarıyı. Nasıl toparlayabilirdim?! “Anneciğim, tedirgin olduysan yanıma gelmen çok iyi olmuş ama ben çok yakınındayım ve tanımadığımız yüzlerce insan var sokağa çıktığımızda, o zaman sokağa çıkmamamız gerekir. Ben sadece tedbirli olalım diye seni uyarmıştım. Birine güven duymuyorsan benimle paylaş filan diye…” bu cümleleri kısa kısa, eğilip gözlerinin içine bakarak söyledim. Bilmiyordum etkili oldu mu olmadı mı ama aklıma başka bir şey gelmedi o an.

 

 

 

Okula başladığından beri “Korkuyorum” demesini de anlamlandıramamıştım, acaba başka bir duyguyu mu “Korku” olarak ifade ediyordu? Dün akşam ve bu sabah sık sık bu konuda konuştuk ve en sonunda, tanımadığı insanlarla ilgili yaptığım uyarıdan kaynaklandığını fark ettim, tekrar açıklama yaptım. “Ben bugün sürekli okulun ön bahçesinde olacağım, ne zaman istersen yanına geleceğim” dedim. “Bugünlük okula gitmek istemiyorum, artık konuyu kapatalım” dedi, “Peki, birlikte olalım” diyecektim, sustum, “Gel bunu İstiklal Caddesi’nde yürüyerek konuşalım” dedim, “Taze sıkılmış meyve suyu da içelim mi birlikte?” diye ekledim. Cevap vermedi. Konuşmaya devam ettik, “Okulda hoşuna gitmeyen bir söz duydun mu?” diye sordum, “Evet” dedi, ” ‘Çişim geldi’ dediğimde (Sağ elinin işaret parmağını sağa sola sallayarak) ‘Ders saatinde olmaz’ dedi öğretmenim”, “Ama çişin gelmiş, tutmak iyi bir şey değil ki…”, “Evet ama anne kural böyle” dedi. Bu beni çok derinden etkiledi. “Erenciğim, çişin ve kakan geldiğinde tek kural hemen tuvalete gitmen olabilir, bu kural bile değil, bir mecburiyettir ve ikinci olarak, tuvaletini yaptıktan sonra ellerini iyice yıkamandır bu işin olması gerekeni, istersen “Kural” de buna, istersen başka bir şey… Şimdi, eğer tuvaletin gelir ve bunu ifade ettiğinde ‘Ders saatinde olmaz.’ gibi bir cevap alırsan, ‘Tuvaletin saati olmaz! Ben tuvalete gidiyorum’ demekten sakın çekinme! Her zaman yanında olduğumu da unutma.” dedim. Bugün okula gittiğimde öğretmeniyle de konuştum konuyu, branş öğretmenlerinin böyle bir ikazda bulunmuş olabileceğini söyledi, ben de böyle bir şeyin kabul edilebilir olmadığını anlattım. Bu konuşmadan hemen önce, sınıf hazırlanıyordu ve koridorun diğer tarafından “Öğğğğretmeniiiim çişiiiim geldiiiii” dedi bir kız çocuğu, sonra sınıf, tüm öğretmenleriyle köşeyi döndü. İyi de orada bir kızın çişi gelmişti?! Bütün çocuklar ve öğretmenler aşağıya iniyor, demek yapamadı çocuk çişini! Branş öğretmeni ise, elinde yuvarlak kesilmiş turuncu kağıtları havada sallayarak “Uslu duranlara bu kağıtlardan vereceğiiiiimmm” diye, çok matah bir şey yapıyormuş gibi duyuru yaptı. Ödüllerle dolu bir zihniyet, çocuklara ancak zarar verir. Hay bin kunduz… Neresinden tutarsan elinde kalan bir sistem ve o sistemin öğretmenleri. 

 

 

 

Umudumu kırmak istemiyorum ama sürekli umutsuzluğa düşüyorum. Çocuklarım adına, çocuklarımız adına çok ama çok kaygılıyım.

 

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • Kac kere sınıfta “mecburen” kaçırip hem mahcup rezil vs olup hem de ne yapacagını bilmeden ağlayan arkadasım oldu. Içimden nolur nolur bana olmasın dediğimi cok iyi hatırlıyorum. Beni de annem tembihlerdi okulda tuvalete gitme diye, tutardım tutardım evin kapısında paspasa saliverirdim:/
    Bu sabah tam da bunu konuşuyorduk, teyzem ne yap nr et Pelini özel okula ver diyordu. Ben hem paralı eğitime karşıyım hem de zaten oyle bi paraya da sahip degilim. Hadi aileden dedelerden destek aldık, aldık da nereye kadar? Sonra diğer cocuğum? Ben lise de özel okula yollarım, ergenlikte abuk subuk seyler yasamasın dedim. Teyzem tam tersi dedi, hic olmazsa ilk 4sene dedi.
    Kendi oğlu hem ileri zekalı hem de hiperaktiviteye bağlı dikkat eksikliği var. Bunu keşfedip de doktora gidene kadar biraz zaman gecti tabi, yavrum yaramaz uyumsuz huysuz damgaları yedi sürekli.
    Düzgün yasamıyor diye dersi uzun sure takip edemiyor diye işlemleri yazmadan kafasından yapıyor diye hem okulda hem evde eziyet gördü.
    Doktorun ilk dediği, budamışsınız cocuğu, oldu.
    Simdi sabah teyzem de bana bunu sordu, Pelini budayacak mısın?

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*