Hiçbir şey öğrenmedim ben, sadece korktum ilkokuldayken!

Eğitimden kusana/kusturana kadar yazıyor olabilirim, sistem beni bu hale getirdi, anılar canlandı gözümde, paylaşmak istedim. Beni tetikleyen, Elif’in bugünkü yazısıydı, “Çocuğumu sevsin yeter” diyordu, bir okuldan beklentilerini minimize etmişti çünkü.

 

 

Muhtemelen şimdi annem yaşıyor olsaydı, o da aynı şeyi söylemişti belki, ben ilkokulda, mini mini birken. Anneme sormak istediklerimin listesi ansiklopedik boyuta vardı. 

 

 

Sınıfın en küçük insanıydım ben ilkokuldayken, “Serçe” derlerdi folklörde, büyükten küçüğe doğru sıralandığımız folklör sırasında, en sonda ya da en baştaydım. Genel çevremde de “cimcime” derlerdi. 

 

 

…ve bir ilkokul öğretmenim vardı. Adı bende kalsın hadi. Hiç unutmuyorum kendisini, sağ olsun her dönem hatırladım onu, çok sevdiğimden mi? Hayır! Bana yaptıklarından. Daha 2. sınıfa giderken, arkadaşımın getirdiği barbie bebekle sıranın altında oynuyorum diye (Ki, yanımdaki arkadaşım da oynuyordu), arkadan bir hışımla gelip enseme yapışmıştı ve boynumdan da destek alarak beni sınıf kapısının önüne atmıştı. Bu, muhitimizin en iyi devlet okulunda oluyordu. Anlatırken ben utanıyorum. Çok korkmuştum, meğer boynum morarmış, farkında değilim. Bu olayı sanırım önceki yazılarımdan birinde anlatmıştım geçtiğimiz senelerde ama bulamadım şimdi. Devam ediyorum: Annem akşam “Boynuna ne oldu?” dedi, ben olayı unutmuştum bile, komşunun kızıyla evcilik oynuyoruz. “Yok bir şey” dedim, inanmadı! Beni önce hastaneye götürdü ve rapor aldık, sonra karakola gittik, şikayet edeceğiz öğretmeni ama ben anneme olayı anlatmış mıydım hatırlamıyorum, anlatmadıysam, annem kesin müneccimdi. Komiser sordu bana “Şikayetçi misin?”, annem cevap verdi, “Şikayetçiyiz!”, komiser, “Çocuğun söylemesi gerekiyor” dedi, yahu minnacığım, zaten çok korkmuşum, şikayet edersem daha beterini yapar diye de korkuyorum, nasıl “Şikayetçiyim” diyeceğim. 

 

 

“Şikayetçi değilim” dedim, en azından sonrasını garantiye almaya çalışıyordum herhalde. Annemden bir çimdik de yedim bu sebeple. 

 

 

Bitmedi. Ertesi gün okula geldi annem, birazcık anasından emdiğini burnundan getirdi öğretmenin, özürler, yalvarmalar vs. Kapandı konu. Bende kapanmadı, çünkü tek bu değildi. Ağzından tükürükler fışkırtarak bir bağırırdı ki, aklımı nasıl koruyordum bilemiyorum. Bir de, öğrencileri arasında çok belirgin bir ayrım yapıyordu. Çalışkanlar- tembeller (Tembeldim ben), “Çarşamba”yı “Çarşanba”, “İstanbul”u, “İstambul” diye yazdığım için uzun süre mobbing uygulamıştı. ben de gıcıklığına yapıyormuş gibi ama aslında korkudan, uzuun süre yanlış yazmıştım, “Patlatacak şimdi bir yerime ama nereme?” diye korku içinde gittim okula 5 yıl, hamlenin nereden geleceğini bilirsem koruyabileceğim ama, sürekli kulağını karıştırdığı elindeki anahtarı birden kime ve neresine fırlatacağı belli olmuyordu ki. 

 

 

 

Ayrım yapıyordu! Ekonomik durumu iyi olanlarla olmayanlar arasında. Çok belli oluyordu bu. Ayrım yapıyordu! Sınıfımızda farklı gelişim gösteren Pınar diye bir kız vardı, sürekli burnu akıyordu ama temizlemiyordu, belki de refleksleri gelişmemişti, bilmiyorum ki, ona iğrenerek bakar, “Git temizle şu burnunu, pissss” derdi. O zaman, çocuk halimle dokunmuyordu bu, şanslı hissediyordum kendimi, Pınar olmadığım için ama şu an içim eziliyor, kanıma dokunuyor, iliklerime işliyor o suratı Pınar’ın. 

 

 

Kusura bakmasın, şahsım adına ondan öğrendiğim hiçbir şey yok. Teneffüs saatlerinde bazen ders yapardı, “Tuvaletim geldi” demeye korktuğum için, tutmaktan gözlerimden yaş akardı neredeyse, sonra o yaşlar külotlu çoraptan aşağıya çiş olarak süzülürdü. Fark ederse, dönüp bir kendine bakmak yerine bir de o iğrenen surat ifadesiyle bağırır, iyice rezil ederdi arkadaşlarıma ya da arkadaşlarımızı bize. 

 

 

Kusura bakmasın, ben ondan hiçbir şey öğrenmedim ya da öğrendiğimi unutacak kadar korktum.

 

 

Yanlış öğretmene denk gelmiştim, sevgisini hatırlamadığım ve yaptıklarını hiç unutmadığım.

 

 

Şu an, yetişkin halimle, bunun yan etkilerini yaşıyor muyum? Psikolog değilim, bilemiyorum ama çok daha güzel bir ilkokul deneyimim de olabilirdi. Yazık… 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

4 yorum

  • Gerekli eğitimi belki de gençliğinin baharında görüp mezun olduktan sonra meslek edinmiş olabilir bu kişiler ama belki yıllar sonra psikopat oldu , belki ruhsal sorunları var ne bileyim bir şey yaşadı ve çocuklardan nefret ediyor vs. denetleniyor mu bunlar?
    Her anımız şans, zekice yaptığımızı düşündüğümüz her seçimimiz şans.
    Oğlumun öğretmeni de daha 2. sınıfın başındayken “Sen matematiği yapamıyorsun , boş ver parmak kaldırma” diyerek sınıfın önünde tüm özgüvenini kırdı.
    3 yıldır biz düzeltmeye çalışıyoruz o “Matematik gerektirmeyen meslekler neler,anne?” gibi sorular soruyor.
    Dilerim şu hayatta hiçbir çocuk kendisini sevmeyen bir öğretmene mahkum olmaz. 🙁
    Sevgiler

    Cevap Yaz
  • 🙁 çok üzüldüm… Tüm öğretmenler unutuluyor ama ilkokul öğretmeni unutulmuyor. Onun için ilk okul öğretmenleri aslında çocuklara bir şey öğretmekten ziyade onları sevmeyi denemeliler. ÇÜNKÜ O DAHA İYİ…

    Cevap Yaz
  • Resmen gözüm dolarak okudum. Iliklerime kadar hissettim.
    Sevgisiz bit insanın öğretmen olması hele de ilkokul öğretmeni olması , ne yazık ki…
    Ay diyecek birşey bulamadım :(( o yasta yaşananlar illa ki izler bırakmıştır. Hatta bak iste neden bu kadar didikliyorsun oğlunun okul isini? O da Sevgisiz bir öğretmene denk gelmesin güveni gururu incitmesin diye.
    Hani, Allah iyilerde karşılaştırsın deriz ya, en cok simdi mi lazım acaba?
    Annem matematik ogretmeniydi. Cok otoriter ama cok cok sevilen bir öğretmendi. Nasıl yapardı bilmiyorum, öğrencileri hem cok çekinir hem de boynuna atlatlarlardi.

    Benim de uzunca bir listem var anneme soraydım dediğim:/

    Cevap Yaz
  • Nasil bastirmisim ilkokul ogretmenimi ve beni sevmeyisini icimde. Satirlarini okurken yas olarak suzuldu gozlerimden. Simdi karsilassam yanina gider miyim diye sordum kendime, hayir! Beni sevmeyen, o yillarima en ufak bir olumlu katkisi olmayan bir adamin beni simdi kariyer sahibi, yuvasini krmus bir kadin olarak gorup gurur duymasina izin vermem. Ilk kez dusunuyorum bunlari inanir misin… Harikasin deryacigim. Bilincaltima isik tuttun. Sevgiler!

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*