Okul değişikliği!!!

Eren’in okulunu değiştirdik.

 

Hem de 2 yaş krizinin patlak verdiği şu günlerde…

 

Hem de bayram tatilini dip dibe geçirdikten hemen sonra…

 

NOT: Bu yazı dün yazılmaya başlanıp, “Çocuğum okula alıştı, beni de mezun ettiler heyyyooo” diyerek saf bir yanılgıya düşen Derya’nın, aynı saf heyecanla dün sonlandırmayı planladığı ama bugüne sonlandırmanın kısmet olduğu bir yazıdır. Merak etme, yazı dilimde kullandığım tüm zamanları bugün yazmışım gibi ayarladım, sırf sen okurken kafan karışmasın diye. (Bak her an Eren’in okulundan arayabilirler, ona rağmen:)

 


Neden mi bu kadar önemli iki faktör bir aradayken hele bir tanesi pik yapmışken okul değişikliği yaptık? Akılsızlığımdan… Tecrübesizliğimden… (Yok yok, bu okulu çok istiyordum evet ama zamanlamamızda pürüzler olduğu kesin!)

“Neden okul değişikliği yaptınız? Önceki okulla bir sorun mu oldu?” diye sosyal medyadan çokça soru geldi. Cevap veriyorum: Önceki okulumuz Çocuk Cenneti ile hiçbir sorunumuz olmadı, hatta hala yazışıyoruz okul müdürüyle Eren’le ilgili, telefonla konuşuyoruz. Sadece, şu anki okulu çok istiyordum ben evvelden beri, idealimdi ama 2 yaş altı almıyorlardı. Eren’in de 2 yaş doğum gününü bu ay kutlayacağımız için kabul ettiler ve biz de ani bir kararla yeni okula başladık.


Ne zaman? Hemen bayram ertesi.

 

Dip dibe bir bayram geçirdik Eren’le, zaten okullu bir çocuk olduğundan, birlikte geçireceğimiz bir zaman olması iyiydi tabi, güzel vakit geçirdik; Assos’a gittik, taş koleksiyonu yaptık, bir kısım taşı da denize attık, temiz hava, köy kahvaltıları… İyiydi yani.

 



De, Eren’in içine 2 yaş krizi kaçtığından, ben huni takacak duruma geldim bayramın son 2 günü. Bayramın ilk günleri ayyuka çıkan tahammülüm, son günü burnumdan solumaya başlamamla kendini cinnet seviyesine sürükledi.

 

“Olsun” dedim, “Dayanırım. Ne de olsa yarın okul var” (Ertesi günün okul günü olmasının anneler üzerindeki motivasyonu da bir başka oluyor).

 

O son bayram gününü de dişimi kırmadan atlattım ve ertesi gün okula gittik.

 

Yukarıdaki 2 cümleyi yazarken ve sonra tekrar okuduğumda, içimden kendime “Yazıııııııık, saf bu ayol” diyorum. Hatta Eren’in eski okul müdürüyle konuşurken okul değişikliği meselesini, “Eren’in eşyalarını almak için geldiğimizde Eren sizleri de görsün, arkadaşlarına ‘Hoşçakal’ desin” demiştim ve okul müdürü “Derya Hanım, eğer Eren’i buraya getirirseniz, bu onun için sarsıcı olabilir, zaten okul değişikliği onun için ciddi bir değişim ve adapte olması gereken bir durum iken, bir de öncesinde bizi görmesi ama okul olarak başka yere gitmesi kafasını karıştıracaktır. En iyisi, bayram tatili sonrası direk yeni okuluna başlaması ve oraya iyice alıştıktan sonra bizi ziyarete gelmesi olur” diyerek aklımı başıma soktu. Halim içler acısıydı anlayacağın. “Bizler için değişimler, kolay üstesinden gelinebilir oluyor ama onlar için öyle değil” dedi.

 

NOT: Biliyor musun? Asıl benim için değişim süreci çok sarsıcı oldu. Sanıyordum ki saf saf “Okula götüreceğim ve eski okulundaki gibi, kahvaltı saatinde kahvaltı, uyku saatinde uyku, öğle yemeği saatinde öğle yemeği yiyecek… 1, bilemedin 2 gün ben de okulun bir köşesinde olacağım ve düzene girecek” Ollllldu…



Ollllmadı tabi!!! Mesela dün beni gönderdiler, “Ohhh be mezun oldum” dedim, hooooppp öğle uykusunu uyumamış, bir de “Annemi istiyorum” diye ağlamış, apar topar okula geri dönüş yaptım. Her sabah, beni lise yıllarıma götüren bir servis yolculuğu yapıyorum. Lisedeyken Ayça’yla kafa kafaya verir, bıdı bıdı bir şeyler anlatırdık, uyuklardık filan… Şimdi de aynı, sadece yaş ortalaması epey düşük.

 


Yani bayram sonrası, 30 Ekim Salı günü Eren’le başladığımız yeni okuldan, ben dün mezun oldum, pardon mezun oldum sandım. Yemek yapan teyze geldi ve “Eren’e baybay diyecekmişsin annesi” dedi. Çıktım bahçeye, kum havuzunda bir arkadaşıyla ve öğretmeniyle kendini kaybetmiş halde oynayan çocuğuma “Bay bay Eren, görüşürüz” dedim…

Hiiiiiiççççççç takmamak suretiyle oyununa devam etti, köşeyi döndüğümde salya sümük ağlıyordum ben. Bana cevap vermediği için değil tabi, yeni düzene alışmış olması, büyüdüğünü ve evet, gidiyor olduğunu hissetmek… Çok ama çok duygulandım. Benim minik oğlum bağımsızlığını her ilan edişinde böyle oluyorum. Boğazım düğüm düğüm oluyor, burnum yanıyor ve göğsümün üstü cayır cayır…

Artık eve daha erken gelecek, servis saatleri böyle düzenlenmiş. Akşam 17.00 sularında servis getirecek Eren’i. Serviste de oto koltuğunda oturuyor ve böyle daha rahat ediyor. 1-2 gün koltuğu bağlamada sıkıntı yaşadığım için, kucağımda yolculuk etti ama çığlık-kıyamet ve kendini yere atmaya çalışma eşliğinde. Koltuğu taktık sıkıntı bitti. Oto koltuksuz, sadece belden kemerli bir serviste çocukların yolculuk etmesini hiç sağlıklı ve güvenli bulmuyorum ben.

 

Unutma!

* Çocuğunun yeni okula alışma evresinde ya da ilk okula başlayacağı evrede (Kreş ve anaokulları için), anne- babaların da bu değişikliğe ya da bu yeniliğe hazır olmaları bence hayati önem taşıyor, çünkü bu süreç, ciddi anlamda sabır gerektiriyor. Uykuda Ferber gibi, bırakıp alıyorsun, tekrar bırakıyorsun tekrar alıyorsun, tekrar tekrar… Sonunda oluyor ama senin mukavemetin çok çok önemli. Patlak vermemen gerekiyor! Çünkü en ufak bir açığını yakalarsa evlatçığın seni öyle bir harcar ki şaşar kalırsın. YAZAN: Harcanmış anne!


* Okul, gerçekten sistemine güvendiğin bir okulsa eğer, onlara kulak ver! Eren’in okulu çoklu zeka sistemini baz almış, her çocuğa tek tek zaman ayıran, bütünün içinde her çocuğu tek tek inceleyen bir okul ve bu süreçte de Eren’in durumuna, tepkilerine göre ilerleyeceklerini baştan söylediler. Onlar söylediler tamam da, ben okul sürecindeki Ferber’e hazır değildim! Neyse işte, onlara kulak ver!


* Çocuğun 2 yaş krizi sürecinde bu okul değişikliğini illa yapacaksan, bari adet döneminin geçmesini bekle. O dönem de ne zamanı karışık bir dönemdir! Dün Cem Yılmaz’a gittik de, o da tespit etmiş, sağ olsun dilimiz oldu ve yaşadığımız duygusal karmaşayı çok net ifade etti. Evet, bu sadece 1 haftalık bir zaman diliminden ibaret değil, “1 hafta öncesi, sırası ve 1 hafta sonrası var. E ay 4 hafta ve bu hesaba göre Şubat ayı yoksun sen” dedi Cem Yılmaz. Heh işte, tüm ayını iptal etmektense, bence adet dönemi sonrası hafta, 2 yaş krizli çocuğun okul değişikliği için daha ideal. 3 haftayı yedirmeyelim muayyen günlere, ibrenin alçaldığı noktada çıkışı yapalım. İşte sen kendi takvimine göre ayarlayıver:)

 

*”İkinciyi doğurdum, ikisiyle çok zor, büyüğü okula vereyim…” cümlesi, en kritik cümlelerden biri, çünkü 2. doğunca okula gitmeye başlayan 1. , “Ulennnnnn, n’oluyor? Bunla beni bildiğin sepetliyor…”un çocukçasını düşünüp, hissedip, sindirip, okula alışma sürecinde daha zor adapte oluyorlarMIŞ… Gel gör ki, Eren’le aynı anda okula başlayan, 2,5 aylık kardeşi olan bir çocuk, Eren’den daha kolay adapte oldu ve annesi, benden daha önce mezun oldu, onun annesi, bildiğin, okulu dereceyle bitirdi bana göre. Bir gönderişimiz vardı ki okuldan anneyi, konfeti patlatacaktım nerdeyse, nasıl bir coşku, nasıl bir gurur… Yani 2. meselesinde de, her zaman olduğu gibi okula alışma süreci, çocuğuna göre değişiyor. Uzmanlar, eğer bir okula başlatma düşünceniz varsa, 2. doğmadan önce bu süreci başlatmanızı öneriyor. Kulağına küpe olsun diye sadece, yoksa çocuğun söz konusu olduğunda, senden daha uzmanı yok bazen.



Şimdi bakalım bugün neler olacak?! Öğlen uykusunu uyuyabilecek mi? 5 gündür sabahın 05.00 – 5.30 – 06.00’sında uyanan Eren, saat 10.00 sularında uyumak isteyip, 13.00’e kadar bekleyince sinir krizine girdiğinden, bugün okulda Eren’in uyku düzenini oturtmak için uygulayacakları taktik işe yarayacak mı? Hepsi ve daha fazlası yine bugün MarkaAnne Twitter‘i ve MarkaAnne Facebook‘unda.

 

Bir yere kıpırdama:)

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm bu seviyeye

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

4 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*