Okul okul gezerken yolumuz KALEV’den geçti…

Anaokulu, ilkokul, eğitim, ülkenin durumu, eğitim sisteminin b.ktanlığı… Ben cidden içinden çıkamıyorum. En sonunda kafayı yiyeceğim. 

 

 

O zamana kadar, hala okumaya, araştırmaya, güvendiğim eğitimcileri dinlemeye devam ediyorum. “Sistem bu, keyif almaya bak” diyeli neredeyse 1 sene geçti. Tam, “Tamam oldu bu iş” diyorum, sonra yine kafalar karışıyor.

 

 

Eren’in hangi okula gittiğinden bağımsız, alternatif bakış açısı geliştiren eğitim kurumlarının kuruluyor olması beni ülkem adına umutlandırırken, bu gibi sistemlere, ancak özel okullarda rastlamak canımı da sıkmıyor değil. Şükür ki, fark yaratan özel okulları düşünürken içine çekildiğim karamsarlıktan, fark yaratan öğretmenleri gördükçe biraz burnumu çıkarabiliyorum gibi.

 

 

 

Kadıköy Anadolu Lisesi Eğitim Vakfı KALEV’den bahsetmişti geçenlerde Şebnem blogunda. Aradım, bir de kendisiyle konuştum, yetmedi, okula gittik geçenlerde, KALEV İLKOKULU‘na

 

 

NOT: Ben böyleyim, çocuğa, uygun bir doktor bulana kadar İstanbul’da gezmedik doktor bırakmayan, anaokulu-ilkokul bulana kadar okul okul gezen, dinlemedik eğitimci kalmayana kadar didikleyen… Deli miyim neyim?! Gerçi içinde bulunduğumuz ülke şartlarında akıl sağlığını korumak çok zorken aksini mi bekliyordum acaba?!

 

Peki de, bunca gezip, edip, araştırıp, soruşturup, dinleyip, sanki de çocuğumu özel okula mı vereceğim? Yok vallahi, yine devlette kalacak. E madem neden bu kadar geziyorum, üstelik gönderemeyeceğim okulları? İşte orasını çok bilmiyorum. Merak diyeyim, eğitim konusunda söyleşmeyi seviyorum diyelim, eğitimcileri yakından tanımak gibi bir hobim oluştu diyelim. N’apacaksın, hayat şartları…

 

 

Samimi bir şey söyleyeceğim, Okul Müdürü Bahtışen Hanım, Müdür Yardımcısı Demet Hanım ve uzman psikolog Naz Hanım’ın, sıcaklığı içime işledi. Bir kere her hallerinden, eğitim meselesini çok iyi bir yerinden tuttuklarını, ne yapmak istediklerini çok iyi bildiklerini ve özellikle, annemvari- kucaklayıcı- samimi tavırlarını pek sevdim. Bu çok güzel ve umut verici. Sohbetimiz sırasında, öyle bir yerde de eğitim danışmanı olarak Ali Koç ile çalıştıklarını hissettim ve öyleymiş de. Ali Bey’i, yaklaşımını çok beğenirim… Sanki bilmiyorsun:)

 

KALEV Başkanı Sibel Hanım ’81 Kadıköy Anadolu Lisesi mezunu. Dedi ki, “Bu okulu kurmak bizim hayalimizdi aslında. Bir ticari kurum değil vakıfız ve eğitimden elde ettiğimiz geliri yine eğitime çeviriyoruz. Yatırımlarımız hep ve tabi ki bu yönde.” 

 

KALEV okul müdüresi Bahtışen Hanım, “Bu hayalimizi, çocuğa, çocukluğa saygı duyarak, onların renklerini kaybetmeden hayata geçirmek istiyorduk ve oldu. 1. önceliğimiz çocuksa, 2.’si eğitimcilerimiz. Onların konforu, eğitimde nereye gidiyoruzu görebilmek için ulusal ve uluslararası kongrelere, sempozyumlara katılmalarını önemsiyoruz ve zaman zaman kendi içimizde de eğitim seminerleri düzenliyoruz. Bu bizi ve öğretmenlerimizi çok besleyen bir şey, her anlamda motivasyonumuz artıyor.

 

 

Bizim okuldan Kadıköy Anadolu Lisesi’ne direk geçiş yok maalesef, o bir tek Galatasaray’da var, çok isterdik aslında bizim öğrencilerimiz, buradan mezun olduktan sonra direk KAL’a geçebilsin… 

 

 

Her bir çocuğu, hepimiz mutlaka tanıyacağız, bu çok önemli! Ben müdür olarak her bir şubedeki her bir çocuğu tek tek tanımalıyım örneğin. Bazı veliler sanıyor ki, tek tek her öğrencinin peşinde, elimizde büyüteçle geziyoruz… Yok öyle bir şey. Biz zaten çocuklarımızı tanıyoruz ve zil çaldığında kimse bir yerde oturmuyor, hepimiz koridorlarda onların arasındayız. 

 

Rehberlik ayağı, bir okul için ana omurgadır evet ama asıl olarak çocuklar bizim rehberimiz.

20160320_122023

 

Uzman Psikolog Naz Bozok; Okulların rehberlik servisi çözüm yeri değil, tespit yeridir. Rehberlik servisinde, dikkat eksikliği olan çocuğu için tedavi bekleyen veliler olabiliyor, bunu çok iyi ayrıştırmak lazım. Her bir konunun uzmanlığı farklı çünkü.

 

Eskiden farklı olarak, dünya küçük bir köy haline geldi ve çocukların sosyal- duygusal becerilerine, akademik olandan daha çok eğilmeniz gerekiyor. 

 

21. YY’da İnsan Becerileri adı altında 25 maddelik bir döküman var, artık çocukların bu şekilde yetiştirilmesi gerekiyor.

 

SORU: O sırada, dinleyicilerden biri şöyle bir soru sordu, “Farklı ekoller var eğitimde, Alman ekolü, Fransız ekolü vs. gibi, biz KALEV okulu öğrencilerine baktığımızda nasıl bir profil göreceğiz?”

 

Okul müdüresi Bahtışen Hanım; Özgüven sahibi- farklılıklara saygılı bireyler diyebilirim.

 

Uzman Psikolog Naz Bozok; Temelde eğitim sistemi ve ekoller global bir hal almaya başladı. 

 

 

Derya’dan NOT: Naz Hanım’ın bu son sözüne katılıyorum ama 1 farkla, evet, birçok ekol globalleşti ama bir Türk ekolü var! diyebilir miyiz? … ve bizim eğitim sistemimiz bu global sisteme dahil olabiliyor mu? Kesinlikle hayır! Tek tek ve sadece belli başlı okullar global eğitim sistemine katılmış durumda ama buna da Türk Eğitim Sistemi diyebilir miyiz? O da KESİNLİKLE HAYIR! 

 

 Fransız okullarındaki eski duruş artık şu an gözle görülür biçimde azaldı örneğin ve diğerleri için de aynı şeyi söylemek mümkün.

 

Okul müdüresi Bahtışen Hanım; Ekol dediğimiz şey, daha tek tipleştirmeye yönelik bir kavram aslında, oysa biz, her çocuğun farklı olduğunu biliyor ve buna göre eğitimlerini şekillendirmeyi hedefliyoruz, bunun için çalışıyoruz.

 

Derya’dan NOT: Ne kadar tek tipleştirmesiyle ilgili haklı eleştirilerimiz olsa da, bir TÜRK EKOLÜ olaydı da, onu da eleştirseydik diyorum. Sanki de bizimki tek tip çocuk yetiştirmeyi protesto ediyor! Yok değil ama bir çizgisi de yok. Sevimsiz bir şey…

 

Uzman Psikolog Naz Bozok; Biz sokak çocuklarıydık, sokakta oyun oynayarak büyüdük. Oyunun ne kadar önemli olduğunu, bir yuvada yönetici olduğumda öğrendim. 

 

15 içinde bir sürü çocuğun kafası yarıldı, bir yeri şişti, morardı… ‘Burada bir hata var’ dedim. ‘Bu çocuklar neden oyun oynamıyor?’ diye sordum, ‘Oynuyor işte’ dediler, ip atlamak, mendil kapmaca, gazoz kapaklarıyla (vs) oynamaktan bahsetmiştim. Bunu uygulamaya başladık ve yıl sonuna kadar sadece 3 kere “kaza” oldu. Oyunun böyle cezp edici bir tarafı var ve bu nedenle oyunla öğrenmek daha kolay. 

 

 

Çocuk seçme becerisi kazanmalı ve kendi ayaklarının üzerinde durabilmeli, ki siz bir gün resimden çıktığınızda ayakta kalabilsin. 

Yeni eğitim sisteminde ilkokul 1’de el yazısı ile yazmayı öğretmeye çalışıyorlar ama bu onlara uygun bir model değil. Bazı anne-babalar da panikliyor, ‘Benim çocuğum neden yazamıyor, bir şeyi mi var çocuğumun?!’ diye, ‘Hayır! Hiçbir şeyi yok! Model ona uygun değil’.

 

 

Oyun ve Oyuncak

Oyuncak çocuk için her şeydir. 

 

2 yaş dönemi bozarak-kırarak oynar, bir şeyi bozmadan insan beyni etkili bir şekilde öğrenemiyor.

 

Yıkıp bozma dönemi bitince yapma dönemi başlıyor. Düşünün, bir çocuk, ilk adımını atana kadar birçok kez sendeliyor ya da düşüyor. Bunun gibi.

 

Oyuncağın çokluğu değil, nitelikli olması önemli.

 

SORU: Peki çocuk, legolarla çok fazla zaman geçiriyorsa ve çok çeşitli legolar istiyorsa, almayalım mı?

Çocuk çok iyi lego yapıyor diye bir sürü, çeşit çeşit lego almanın bir anlamı yok, çünkü o çocuk, uçak legosu almasanız da zaten uçak yapmak isterse yapabilir. “Sınırlı özgürlük” kavramını öğretmek zorundasınız. Çok oyuncak gereksiz ve mantıksız. 

Ekran Resmi 2016-03-22 01.19.48

Dünyamız ve oyunlarımız değişmeye başladı. Sokaktan binalara… Doğum günleri değişti; evde pasta, börek, meyvesuyu ve birkaç arkadaşla kutlanan doğum günleri, önce fast food partilere, şimdi de konsept doğum günlerine dönüştü. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine “wifi” ve hatta “batarya” eklendi; sosyalleşme modellerimiz değişti, mobille hallediyoruz o işi:) Burada değişmeyen bir şey var: DUYGULAR, korku, öfke… vs.

Son olarak,

Müdür Yardımcısı Demet Kır; 

Okullarda adı geçen “Haftalık Ders Programı” uygulamasını biz, okulumuzda “10 Günlük Ders Programı” olarak uyguluyoruz. Tüm okul öğrencileri için ilk hafta, “Program A Haftası”, ikinci hafta, “Program B Haftası”dır. Her iki programda da, derslerin, branşların günleri aynı, fakat gün içindeki ders saatleri farklıdır.

 

Örneğin ; 1B sınıfında Program A Haftasında ;

 

Hayat Bilgisi / Drama / İngilizce ( Yabancı Öğretmen ) / Türkçe / Öğle Yemeği / Müzik / Matematik / İngilizce ( Türk Öğretmen ) / Serbest Etkinlik

 

Program B Haftasında ;

 

Türkçe / İngilizce ( Türk Öğretmen ) / Matematik / Drama /  Öğle Yemeği / Hayat Bilgisi / İngilizce ( Yabancı Öğretmen )           / Müzik /  Serbest Etkinlik  şeklinde gerçekleşmektedir.

 

Amacımız, çocukların, günün farklı zamanlarındaki algılarını dikkate alarak, onlara farklı zaman diliminde öğrenme fırsatı vermektir.

Bu çok güzel bir uygulama bence, çünkü hatırlıyorum, her salı sabahımın kabus gibi olduğunu. Bu, 2 haftada 1 olsaydı, belki salı günlerini bu kadar antipatik bulmayacaktım?! Bilemiyorum ama bir okulun, çocuklara böyle bir fırsat vermesi, çocuklar için büyük şans bence.

 

 

Biz okul, eğitim vs konuşurken çocuklar, okulun terasındaki duvarlarda boyama yapıyorlardı:) Sanat öğretmeniyle bi sürü eğlenmişler ama en çok duvar boyamayı sevmiş bizimkiler. 

IMG-20160320-WA0020

 

 

 

IMG-20160320-WA0021

 

Yolun açık olsun KALEV… 

 

 

 

Share on Facebook90Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

1 yorum

  • Merhaba bu yazinizi okuduktan sonra kalevden randevu aldim suan ne durumdasiniz merak ediyorum okul hakkinda internette cok bilgi yok lutfen devamlilik konusunda bilgi verirmisiniz

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*