Okul seçimi kabızlığı

Bir çok okul gezildi, Eren’in ayrıldığı okuldaki velilerle sürekli iletişim halindeyiz. Kimisi hala okul gezmeye devam ediyor. Benim canım burnumda, uykularım kaçıyor, konuştuğum birkaç arkadaşım da öyle.

 

 

NOT: Ne ara bu kadar büyüdü bu sıpa, daha dün anne sütü arıyordum ona ben!?

 

 

Devlet okullarında bu “Her an her şey olabilir” korkusu ve hala daha yabancı dil eğitiminin, çok ayrıcalıklı bir şeymiş gibi neredeyse sadece özel okullarda nitelikli (Bu da bazıları için tartışılır) şekilde veriliyor olması; dramadır, danstır, tiyatrodur, müziktir, ya olmaması ya da bir müdür değişikliğine bakması; “çocuğu okula değil öğretmene vereceksin” dense de, bir devlet okulunda müdür değiştiğinde neler olabildiğini duymuş olmak vs… Ayrıca müdür değişikliği nedir? Bizim müdür Haydar Albayrak, ablamları, ablamlardan kaç dönem öncesini okutmuş, beni de tabi ve Eren 1,5 yaşındayken karşılaştığımızda hala bizim okulun müdürüydü. Daha yeni emekli oldu sayılır. Şimdi nereye dönsem müdür değişmiş. 

 

 

Özel okullara gelecek olursak, oğlumu vermek istediğim okulun 30.000 TL olması benim sinirimi bozuyor evet. Bu nasıl bir rakam? Evet! İyisin! Ama çok astronomik bir rakam bu! 

 

 

Asıl sinirimi bozan, istediğim eğitim modeline para vermeden ulaşamıyor olmak.

 

 

Yani ben sadece oğlumu müfredata boğup, ödevlerin altında ezmesinler, müfredatı daha sempatik şekilde aktarsınlar, onu köreltmesinler, eğitimi eğlenceli bir hale getirsinler, ikinci bir lisanı olsun diye 30.000 TL vermek zorunda kaldığım bir ülkede olmaktan mutsuzum. Gerçi bu saydıklarım, bizim gibi bir ülkede milyon dolar değerinde de, neyse…

 

 

Yasin’le kaç yıldır arada bir “Avustralya’ya mı gitsek? Nasıl olur ki? vs” diye konuşuyoruz. Ben bu okul seçmeye çalışma sırasında tekrar gündeme getirdim, şu an için olacak gibi değil, sonra “Tunus’a gidelim o zaman?!” dedim (Düşün artık ne haldeyim) 

 

 

Velev ki o istediğim okula verdik, bu işin bir de Deniz’i var. O da “abiiiiii“siyle aynı okula gitmeli. Yılda 60.000 TL (Burada gözlerimiz yuvalarından fırlıyor) 

 

 

“Hadi tamam devlet okuluna verelim, okul aile birliğine de girdim mi tamamdır!” diyorum, müdür değişince o işler de değişiyormuş meğer. (Kesin bilgi) “Hadi buna takılma, ‘Müdürü zaten yeni değişmiş bir okul devlet okulu bul, sanat kokusu alıyorsan oraya ver…’ demişti, çocuğu çok güzel bir devlet okulunda okuyan arkadaşım” Hadi inşallah… 

 

 

Öte yandan, dün sinir krizi geçirmek üzereyken, “En iyi çocuk, okula giden çocuktur” diyerekten, bir cinnet anıyla birlikte, yakınımızdaki bir okulun ana sınıfına bugün itibariyle kaydını yaptırdık Eren’in. Haziran’ın ikinci haftası okul kapanacak. Olsuuuun. Çocuk yaşıtlarıyla olsun yeter ki, oyun oynasın, ben de “2 çocuğu nereye götüreyim şimdi, tuvalete nasıl gideceğim? Nasıl yapacağım? Çok zorlanıyorum…” derdinden kurtulayım.  O okuldayken Deniz’le doğru düzgün ilgilenebileyim. O gelince de birlikte oynasınlar, sonra birebir bir şeyler yapmaya çalışalım işte tamam. 

 

 

Bugün biraz okulda kaldı Eren, ben yemekhaneyi filan gezerken, rehberlik öğretmeniyle laflarken. Yarın sabahtan gideceğiz, hadi hayırlısı. 

 

 

Şu an tek temennim, Galatasaray İlkokulu’nun kurasında Eren’in de adının çıkması. Dinimiz amin. 

Ekran Resmi 2015-03-24 21.19.33

 

Share on Facebook35Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*