Soru soran çocuk için…

Benim doğuştan gelen bir sorgulama merakım var ama bu, en çok üniversitede açığa çıktı.

Hep bir aykırılık, hep bir başkaldırı vardı da, asıl üniversitedeyken en parlak dönemini yaşadı o yanım.

 

Ekran Resmi 2015-03-28 16.52.32

 

Çünkü üniversitedeyken “Sorgula” deniyordu, yapılan, yapılmak istenen bunu gerektiriyordu ve işte o zaman, ben başarılı bir öğrenci oldum. İlk defa üniversitedeyken parlak bir öğrenci olabildim, yani susturulmadığımda, en ufak bir başkaldırıda disiplin kuruluna gönderilmeyeceğimi içselleştirdiğimde. Böyle diyorum ama, kendimi açmam epey zaman aldı, “Hımmm acaba söylesem mi?” tedirginlikleri yaşadığım oldu ama en sonunda oldu. 

 

 

 

İyi de, sorgulayan bir çocuğa ket vurmak, onu, hiç olmayacak bir öğretiyle hizada tutmaya çalışmak, (İşte disiplin kurulu, çeşitli uyarılar…vs) gibi gafletlere neden düştüler, bizi de o girdaba soktular?! O küçük yaşımızda, saldıkları korkuyla bizi sınırlamaya çalıştılar. İşte tüm bu yapılanları üniversitede far edebildim ve anneliğimle dimağım iyice aydınlandı.

 

 

 

Burada şöyle bir cümle var ve bence çok önemli: “Yunan felsefesi öğrenmek, onlara çok erken bir yaştan itibaren soru sormanın iyi bir şey olduğunu öğretecektir. Ayrıca onları her türlü dini ve politik aşırı uçlardan, gruplardan ve hatta kendi öğretmenlerinden bile koruyacaktır” diye anlatıyor Hobbs.

 

 

 

Oysa soru sormak, bağğzı eğitim yuvalarında bir baş kaldırı olarak algılanıyor. Tüm bu egosal dışavurumlarla, üniversitedeki hocalarımda da karşı karşıya gelmişliğim oldu ama artık “Yemezzzler” di. 

 

 

İlköğretim yıllarıma dair hatırladığım, parmak kaldırmaktan bile korkan, “Ya yanlış cevap verirsem” kaygılarım… Oysa bir doğru mu var ki her konuda, oysa verilen her cevap değerlendirmeye açık olamaz mıydı? Sadece bu bile, yani “tek doğru olmayabilir” bilinci aktarılabilseydi öğretmenlerimiz tarafından, felsefe eğitiminin küçük yaşlardan itibaren verilmesini geçtim; sorgulama, hayatı sorgulayarak yaşayabilme ve kendi yaşam biçimimizi, kendi çıkarımlarımıza göre oluşturabilme olanağı verirdi belki. Bunu ileriki yaşlara ertelemek zorunda kalmazdık belki… Bilemiyorum.

 

 

 

Bildiğim tek bir şey var, o da, bunun bizim memleket için çok aykırı bir düşünce olduğu. 

 

 

 

Aydınlık yarınlar diliyorum…

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*