Bebeği memeden kesmek

Bir bebek düşün, memeye yapışık, memeye aşık, memeyi kendi uzvu sanıyor filan.

 

 

Sonra bir anne düşün, 2. bebeği olmasına rağmen tek esaslı emzirme tecrübesini 2.’de yaşayan. Yani çömez mi çömez…

 

Anneyi düşünmeye devam et: Nasıl emzireceğini, ne kadar sıklıkla emzirmesi gerektiğini (Canı çektikçe) vs. hepsini biliyor ve tecrübe ediyor ama memeyi bırakma zamanı geldiğinde ne yapacağını, nasıl yapacağını, hangi deliğe saklanacağını, o memenin bizatihi kendi memesi olduğunu çocuğa nasıl anlatacağını… Hiçbir şeyi bilmiyor. Aslında biliyor da, bunu pratiğe nasıl dökecek? Şaşkın.

 

 

Hem şaşkın, hem galiba memeyi kesmek ona da iyi gelmeyecek. Sonuçta bebeğin ağzından meme, annenin memesinden de o minik dudaklar kesilecek. Kolay mı?

 

 

O anne benim ve bu da bence kolay değil (di). Deniz her ne kadar memelerimi kendi uzvu sanıyorsa, ben de bir o kadar onun ağzını, cok cok emen dudaklarını, emerken memelerimi seven ellerini kendi uzvum sanıyormuşum meğersem. Bilinç düzeyinde olmasa bile duygusal olarak böyleymiş. Bunu, deneyip deneyip, Deniz’i memeden ayıramadığımda anladım.

 

 

Aslına bakarsan, biz geçen Ağustos ayında Çengelköy’e taşındığımızda kesmiştim ben memeden yavrucağımı. Şöyle olmuştu; ben zaten günlerce ve gecelerce ev toplama, eşya kolileme yaparken, bu yavru babaannesinde kalıyordu, epey ayrıydık, sonra taşınma merasimi derken, 2 gün de oradan koy. Çocuklar Beyoğlu’ndaki evden çıkıp hoooop Çengelköy’deki eve girdiler, bir çeşit hokus pokus (Onu bir de bana sor hokus nasıl hokus oldu pokusu kim üfledi)… Beyoğlu’nda bizim odamızda yatan Deniz efendinin Çengelköy’de hooooop kendi odası olmuştu. Çocuklar eve geldiler, bi şaşkınlık, bi heyecan, bi atraksiyon, derken tam da o gece sağ kulağım çok ağrımıştı, gece acile gittim, hazır çocuklar uyuyorken halledeyim dedim. Doktor yazdı antibiyotiği, verdi damlayı, “Bu antibiyotiği içerken emzirmeyin” dedi, dedim “Ne diyorsun? Vallahi mi?”. Ertesi sabah mememe davranan Deniz’e, “Anneciğim, dün doktora gittim, ilaç verdi, ‘süt acı olur’ dedi. Üzgünüm tatlım” dedim. İş orada bitmişti aslen. Çok sorgulamadı. Yeni düzenin kuralı sandı herhalde fakir. 

 

 

Gel zaman git zaman, Deniz hasta oldu, yemeden içmeden kesildi (Resmen midesi dinlendi bence), yapıştı memeye, içimdeki yufka yürekli ana peyda oldu o vakit, ellerini beline koydu, “Bana bak” dedi, “Çocuk meme istiyor, zaten de hasta, yarı yolda bırakma yavrucağı” dedi. Ben de ne var ne yok, (ki sadece 2 meme var) koydum ortaya. Hobaaaaa, eller havaya, tekrar başladık mıç mıç, vıcık vıcık…

 

 

1 hafta sonra doktora gittiğimizde, bir doktorla konuşurken açtı memeyi, emmeye başladı, sanırsın sebil. Doktor dedi ki, “N’apıyorsunuz? bu patolojik bir hal almış”, “Kesmiştik aslında, hasta olunca başladı, keseceğiz yine” dedim ama ben bile inanmadım galiba. O gün tekrar kafaya koydum. Her geldiğinde, “Anneciğim, memem yara olmuş, çok acıyor, doktor süt de acı olur dedi” dedim ama bu sefer yemedi. Çığlık -kıyamet- kendini yerlere atma… Komşum dedi ki, “Çocuk ispat istiyor, böyle ikna edemeyeceksin, ruj sür”, “Yahu bu rujlu rujlu emer, ruj ağzına girer çocuğun, ı ıh, olmaz” dedim, gittim memeyi ıslattım, pul biber sürdüm. Vallahi sürdüm, “Bak anneciğim, meme hasta olmuş” dedim, ispatlı şeyli, “Nooooooldu memeneeeee” dedi, “Pul biberi dayadım, cayır cayır yanıyorum” demedim tabi, “Hasta olmuş ama iyileşecek” dedim. Ahanda sustu. 

 

 

Pedagojik olarak, “Memenize bir şeyler sürüp, çocuğa travma yaşatmayın” söylemleri, o an itibariyle anlamını kaybetmişti. Yani şöyle, tabi ki çok değerli bilgilerdi bunlar ama, her çocukta ya da annenin her anneliğinde işe yarayacak yöntemler değildi. 

 

 

Böyle böyle kestik sanıyordum ki, bir gece uyurken, mememde bir çekilme hissettim. Gelmiş gece, sinsice açmış memeyi, gözler kapalı, çekeliyor. Uyku saati benim eşref anım, karşı koyacak takatim yok. Bir zaman da gece emmeleri devam etti, Ben de, sanki hiç farkında değilmişimcilik yaptım. 

 

 

Sonra sonra, yanıma gelip elini her memeye attığında, “Anneciğim memem hasta” dedikçe ben, “Bi dokuniiiiim- bi elimi koyucaaaam- anne bak bu soooon- bi elimi koyuyiiiiiiim” demeleri, elini her koyduğunda, açıp bakıp orada mı değil mi onaylama gereksinimi, oradaysa, kedi gibi dil atıp çekmesi sürdü. Bir süre de, elini koyup, açıp bakıp, bi dil atıp, “Mmmmh caniiiim meme” diyerek başını yasladı.

 

 

Şimdilerde ise, “Aneee, memeyi nerden aldıııııııın?” diye soruyor, beni alıyor bir gülme, “Pazardan aldım annem, kilosu 5 lira” diyorum içimden, “Cami avlusu” diyorum sonra, kıkırdaya kıkırdaya, “Doğduğumdan beri var anneciğim” diyorum. Hani sanki lokasyon versem o da gidip alacak “Aynısından bana da”, “Parama geçer sözüm” ahahahahahahah

Fotoğraf: Latife Tunç

Fotoğraf: Latife Tunç

 

Tam bir tragedyaydı. Hem iyiyim hem pek duygusal… 

 

Share on Facebook197Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*