Emzirme olayı

Ben 22.11.2010’da doğurdum  Eren’i.

 

 

… ve o günden beri de takılmış durumdayım bu emzirme olayına.

 

 

Ben çocuğunu tamamen anne sütüyle beslemek isteyen, hatta sütüm yettikçe, sağlıklı beslenip, başka bir bebeği de sütümden faydalandırmak isteyen bir kadınım.

 

 

Şimdi hastanede doğumdan sonraki iki günü şöyle bir anlatayım, siz düşünün halimi.

 

 

Gündüz hemşiresi; mümkünse gece bizim odada, hatta yatakta yanımda yatmasını isteyeceğim tarzda bir bayan. Az konuşan, sadece işini yapan ve bebeğe anne sütü verme olayını destekleyen, bu uğurda göğüslerimi koparacak duruma getirene kadar sıkarak Eren’in ağzına veren ve sütümün böyle böyle geleceğini söyleyerek beni rahatlatan muhteşem insan.

 

Gece hemşiresi; sanki gece oralar boş kalmasın diye gönderilmiş, Eren’i, altını değiştirme bahanesiyle kaçırıp kaçırıp 30 cc mama içiren, elimden kurtulmayı başarmış ama yüzünü asla unutmayacağım, ağız dolusu gereksiz laf konuşan bir tip.

 

Ağrım olmasa kalkıp, cıyak cıyak bağırıp “Sen kim oluyorsun da bana sormadan bebeğime mama veriyorsun?” deyip o mamadan 5000 cc yapıp ağzına dayayabilirdim. Sürekli “Bebek doymuyor, aç aç…” deyip deyip ablamı da etkisi altına almış, gece bebeği kaçırma konusunda işbirlikçilik yapmışlar. Bir gece “Eren’i emzireyim abla getirsene” dediğimde ablam, “Biz sen uyuyorsun, yorgunsun diye mama verdik.” deyince ağlamaktan, üzüntüden kendime gelemedim. Tamamen iyi niyetiyle hipnoz olmuş ablam hemşirenin adına aldı nasibini…

 

İki biberon memesine tav olan Eren de, annesinin memesini beğenmez kıvama geldi.

 

Emzirme vakti gelince, iki dil hareketiyle keşkül titretmesi yapıp süt gelmeyince de basıyordu feryadı.

“Oğlum, ne kadar ekmek o kadar köfte, sen emeceksin ki gelecek bu süt, armut piş ağzıma düş olmaz ki çabalamak gerek bebişim, haydi yavrum” Eren ağzını sonuna kadar açmış ağlıyor ve benim söylediklerim pipiye bile takılmıyorken fırsattan istifade elimle sütü sıkıveriyorum ağzına, ne kadar alırsa kar ya. Sanki benim yaptığımın farkı var o gudubet hemşireden ama anne sütü en azından taze sıkılmış hem de.

 

 

Neyse öyle böyle memeyi tutturuyorduk ağzına çocuğun ama sorun şu ki, lohusa kadın zaten altüst, normal doğum diye gidip sezaryene giriyorsun, vücut zaten allak bullak anlamıyor ne oldu hani hamileydik, e süt de haklı, ben ıkınacaktım, hormonlarım doğum tabiatıyla sütümü göğüslerimdeki yerlerine getirecekti olmadı.

 

Bir de etrafınızdaki insanlar, ki sizi en sevenlerden oluşan bir timdir onlar, farkında olmadan sütünün yetmediğine yönelik mesajlar içeren cümleler kurunca bitiyorsun işte o noktada.

 

  • “ı ıh doymadı, bir 60 cc yapayım mı?”
  • “Karnı aç…”
  • “Ağlıyor, ben su kaynatayım!”

 

Bu cümlelerin hepsi iyi niyetle kurulmuş olup anne sütü takıntısı olan lohusayı ipe götürecek cinstendir.

 

 

En sonunda durumu kabullenip çocuğunu aç bırakan cani anne olmaktan çocuğunu mamayla kabız yapan anneliğe terfi ettim. Çocuk mamadan çatlayacak, 6 gün kaka yapamaz duruma gelince, gliserin fitil, mamaya zeytinyağı gibi gereksiz bir sürü şeyi de beraberinde çocuğun bünyesine sokmaya başladık.

 

 

E hani sadece mamaydı n’oldu? Ne fitili kaldı ne zeytinyağı, çocuk bir pırt yapacağım diye acı çekiyor, poposunda ıkınmaktan basur memesi gibi bir şişlik bile oluştu.

 

 

Yok dedik bu böyle olmaz, görümcemin oğlu Mert’in doktoru Hülya Sonugür’e götürdük Eren’i, anlattık durumu. “Siz sütünüzün yetmediğine inanıyor musunuz?” dedi, bu soru bile yetti bana, ben inanmıyorum evet. “O halde bir deneyelim, 1 hafta sadece anne sütü verin ama sürekli memede gezdirmeyin çocuğu iki saatte bir emzirin ki süt de biriksin.” dedi.

 

 

Bunu bir hafta uyguladık Eren ağlamaktan çatlayan bir çocuk haline geldi, evet memeye can simidi gibi sarılıyordu artık çünkü vermiyoruz biberon ama böbrek susuz kaldı, günde iki kere çiş yapar hale geldi, bezinde pembe lekeler oluşmaya başladı ve bir hafta sonra kilo düşük çıkınca “Etrafınızda süt verebilecek anne var mı?” dedi, olduğunu ama sürekli gidemeyeceğimi söyleyince sağmasını rica etmemi söyledi, o da mümkün olmayınca tekrar mamaya başlama kararı aldık. ( O gün için Eren’in ilk süt annesi olan Ahu Ablayı aradım, “Hemen gel bekliyorum” dedi, gittik emzirdi Eren’i. Sağolsun…)

 

 

Golden Goat keçi sütü maması.

 

 

“Eğer bulabilecek olsanız keçi sütü verirdim ama bulamazsınız” dedi Hülya Hanım.

 

 

Anne sütüne en yakın süt keçi sütü olduğu için verdi bu mamayı.

 

 

Kötünün iyisiydi, en azından diğer mamalara oranla daha yakındı benim sütüme.

 

 

Oğlumun karnı doyacak artık yaşasın.

 

 

Evet doyuyor karnı, emziriyorum aynı zamanda ama unuttu sayılır memeyi yine.

 

 

Aşağı yukarı bir buçuk aydır bu mamayı içiyor, ben de mecbur sağıyorum kendimi, ne çıkarsa artık, uykuda filan içiriyorum.

 

 

Diğer süt annemizi ve tanışma hikayemizi bir sonraki yazıda paylaşacağım.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*