Mutlu evliliğin sırrı

Geçenlerde, HT Hayat‘ın gerçekleştirdiği ve uzun zamandır katıldığım şahane bir seminere gittik Yasin’le. “Geçenlerde” dediğim 6 Mart’ta. Seminer duyurusu posta kutuma düştüğü an, “Yasin’e evlilik yıldönümü hediyesi dediğin böyle olur işte…” demiştim. 5 yıl önce 6 Mart, yılın ilk karının yağdığı gündü ve biz, bizim düğüne gidiyorduk. Düğüne gelenler arasından sistit olanlar, yeni aldığı elbisesini, kabanlarının içinde saklamak zorunda kalanlar oldu, hava buzzzdu. Kalkıp dans etmeyecekler, sırf ısınmak için hoplayıp zıpladı bütün gece:)

 

 

 

5 Yıl sonra ise, tam olarak yazdan kalma bir gün gibiydi, ve biz, İlişki Terapisti Stan Tatkin’in seminerine yürüyorduk. 

 

 

İyi ki de gitmişiz, çok çok haz aldım, çok berraklaştım. 

 

 

Seminerde, ilkokul öğretmenimizin bize yazı yazdırma hızına ulaştım ama yine de karman çorman oldu notlarım. Yine de elimden geldiğince düzgün aktarmaya çalışacağım. 

 

 

“İlişki” deyince, kadın-erkek arasındaki ilişki canlanabilir aklınızda ama aslında her türlü ilişkiden bahsetti Stan.

 

 

“Başka bir kişiden daha zor bir şey yok” dedi

 

“Evlilik yemini ederken, aslında ‘Sen benim başımın belası olacaksın’ dediğinizi bilin” dedi. 🙂

 

“İnsanlar zordur, komadakiler o kadar zor değildir bak” dedi.

 

 

“Sadece tanıdığımız kişilerle bağ kuruyoruz. O kişiyi niye seçiyorsanız, psikobiyolojik olarak ona bağlanıyorsunuz. Zıt kutuplar birbirini çeker diye bilinir ama aslında, kendinize benzeyenle birlikte olursunuz” dedi. Yani karakter olarak çok farklı kişilerden uzak duruyormuşuz aslında. Doğru bence.

 

 

Evlilik canavarı

“Bize evlenince bir şey oluyor, depresyona giriyoruz, insanlar artık seks yapmıyor. Eğer sorun fark edilir ve çözülmezse, bu sorunlar, bir sonraki ilişkiye aktarılıyor.” dedi.

 

 

Evlilik neden sıkıcı hale geliyor?

“Sizinle ilk defa dışarı çıkmışız mesela, benim için yepyeni bir şeysiniz ve size dokunmak istiyorum, sizinle konuşmak istiyorum, sizi öğrenmek istiyorum, hiç yanınızdan ayrılmak istemiyorum, çünkü yenisiniz, merak uyandırıyorsunuz” dedi ve ekledi, “Zaten beni size çeken şey, benim sizi tanımama hissim. Eğer seni çok iyi tanıdığımı düşünürsem, seninle ilgilenmem. Seni bildiğimi düşündüğüm için artık seninle ilgilenmiyorum. Eğer bunu yapmıyorsam, göz göze gelmiyorsam, diz dize olmuyorsam sorun var. Sevgide güven dediğimiz şey, birini tekrar tekrar bulma hali. İşte benim seni tekrar bulma isteğim, sevgi dediğimiz, aşk dediğimiz şey” dedi, “Eğer ben güvensizsem ve ailemde ilişki ön planda değildiyse, bu istekte de problem oluşuyor” dedi.

 

Seminerde tam bu noktada şunu düşünmüştüm, “Evet, eşlerimizi, çocuklarımızı, anne-babalarımızı çok iyi tanıyoruz, ama dışarıdaki bir kişiye göre çok iyi tanıyoruz. Çocuk büyürken her gün değişiyor ve şifreleri tekrardan çözülmesi gereken insanlar oluyorlar ama ya eş ya da anne-baba-kardeş?! Onlar da değişiyor! O zaman her daim yeniyiz aslında, en yakınımızdaki insan için bile…” derken ben…

 

 

Stan, ” Bebek büyüyor, 7 yaşına geliyor ve artık perilerden korkmuyor, çünkü büyüdün ve benim seni yeniden tanımam gerekiyor, çünkü beynin değişiyor” dedi. “Yani sürekli bu süreci rafine etmem gerekiyor ki, güvenli bir ilişki kurabilelim”

 

 

Bence anahtar sözcük “İstek” ve “Güvenli ilişki kurabilmek”. Bu isteğe varabilmek, çocuklukta güvenli bir ilişki kurabilmekten geçse de, “Çocukluğunda güvenli ilişki kuramamış insanlar, yetişkinliklerinde bunu yapabilirler” dedi Stan.

 

 

“Hayatınızda bir travma yaşadıysanız, şimdi yaşadığınız sorunları ona bağlamaya ve bunu çok fazla yapmaya başlıyorsunuz ve bu şu ‘an’da kalmanıza engel oluyor, bütün zamanınızı alıyor, çünkü bütün kaynaklarını güvensizliğin neden olduğu şeylere harcıyorsun.” dedi.

 

 

Geçmişe takılıp kalma!

 

 

“Güvensiz kültürler, güvensiz kişiler, çok ben merkezcidir. Böyle bir kültürde büyümüş olabilirim ama seninle güvenli bir ilişki kurabilirim” dedi.

 

 

“Güvenli işlevsel çiftlerse, yaralanmaları çabuk tedavi ederler. Eğer hemen tedavi etmeye uğraşmadıysam, bu, uzun vadeli hafızaya kayıt oluyor. Eğer partnerinizin mutsuz olmasını, hafızasında kötü hatıralar kalmasını istemiyorsanız. Sorunu hemen tedavi edin. Bu işin anahtarı bu!” dedi. 

 

 

“Hayyy ağzına sağlık” dedim. İçimden:) Bugünün işini yarına bırakma, şimdi sorun yaşadıysan, bence en fazla 1 saat sonra durumu tedavi et. Bizim ilişki terapistimiz, duvar ören insanların, o an tartışmaya, sorunu çözmeye uygun olmadıklarını, duvar ördüğü anda konuyu bir sonraki iletişim anına ertelememiz gerektiğini, bir sonrakinde de duvar örüyorsa, yine uygun iletişim anını beklemek gerektiğini söylemişti. Yani ömrü billah duvar örecek olsa, sen duvara tırman dur artık. Sorun çözülemesin. Eeee?! Yok yok, bence terapiye devam etseydik, ömrü billah duvar örme seçeneği olmayacaktı, eminim. Biz yarıda bıraktık. Yoksa böyle terapi mi olur?

 

 

“Güvenli ilişki kurmuş kişiler, asla birbirlerini, hayatından gitmekle tehdit etmezler. Bunun onu çok üzeceğini bilirler” dedi.

 

 

“Senin kullanım kılavuzun bende. Birbirimize karşı yetkiniz, uzmanız” dedi.

 

 

Bu cümle çok havada kalıyor ama not almışım işte, idare et.

 

 

“Eğer ilişkinizi devam ettirmek istiyorsanız, hayatınızdaki eğlenceli şeyleri büyütmeniz gerekiyor, beyniniz dopamin salgılasın. Çiftler bu şekilde kafayı bulabilirler:)” dedi ve çok güldük. 

 

 

Yanılmıyorsam burada şu örneği verdi, “Çok güzel bir gün, bahçede çocuğu sallıyorsunuz salıncakta, eşiniz de telefondan haber okuyor. Ona ‘Ya şimdi bunun sırası mı? Baksana çocuk ne güzel eğleniyor, bizimle olsana’ demek yerine, ‘Şu an birlikte olduğumuz ve bu güzel anı paylaştığımız için çok mutluyum’ deyin mesela.”

 

 

“Güvenli işlevsel ilişkiler, hiçbir zaman kayıp değildir ama güvensiz bağımlı ilişkiler zarar vericidir.” dedi.

 

 

“Ebeveyn çocuk ilişkisi asimetrik olmasının haricinde, aşk ilişkisiyle aynıdır.”

 

 

“İlişkilerde, 3. kişilerin, 3. parti etkilerin -çocuklar, uyuşturucu, iş gibi- ilişkiyi etkilemesine izin vermeyin. Güvenli ilişkilerde, bu etkenler müdahil olamazlar. İlişkiyi dış etkenlerden korurlar”

 

 

 

“Uyarılma regülasyonu (dengelenmesi)”nden bahsetti. Benim anladığım kadarıyla anlatacağım. Güvenli işlevsel ilişkilerde, regüle edeni regüle etmek vardır. Örneğin bir anne, çocuk bakıyor ve annenin de ayrıca bir bakıcıya ihtiyacı var, ki regüle olabilsin. Yani denge kurulsun. Yine, çocuklu ailelerde, çocuk evet önemli ama, eşlerin birbirini regüle etmesi daha önemli. Hani bir söz vardı, kim söylemişti hatırlamıyorum ama “Bir çocuğun 3 ebeveyni vardır, annesi, babası ve anne-baba arasındaki ilişki” diye. Tam da buna geliyor söylediği sanki. Sadece çocuğu mutlu etmeye uğraşmak, çok yersiz, önce birbiriniz, sonra çocuk, çünkü siz mutlu olduğunuzda zaten çocuk da mutlu oluyor. 

 

 

Stan, seminer sırasında eşini yanına çağırdı ve bir sorun yaşadıklarında, birbirlerine nasıl sıkı sıkı sarıldıklarını gösterdiler. Müthişlerdi. “O rahatlayana kadar onu bırakmam” dedi ve “Göbek göbeğe sarılacaksınız, çünkü barsaklar orada” dedi. 

 

 

Bak konu yine barsaklara geldi ama soramadım o sırada, hızla devam ediyordu. Ne vardı bu barsaklarda, acaba o da canım Ahmet Aydın gibi barsak florasından mı bahsedecekti? Ne alaka deme, belli mi olur?

 

 

Herhangi bir anda, küçük bir dokunuşun, gözlerin içine bakmanın, diz dize olmanın hayati öneminden bahsetti. Aslında ne kolay değil mi? Sonra biri sordu, cevaplamayı 2. bölüme bırakmıştı ki 2. bölümde unutunca ben sordum, “Eğer böyle dokunmadır, göz göze olmadır, sarılmadır, diz dize yanaşmadır… İkisinden birinin içinden gelmiyorsa, yani tarzı filan değilse, ne yapmalı?” dedim.

 

 

“Eğer birbiriniz için teminat verdiyseniz, birlikte olmak adına, bunu yapmak zorundasınız. Kim yapmıyorsa, sonuçlarına katlanmak zorunda! Bu kaçınılmaz bir şey, bu işin anahtarı bu” dedi. Beni benden aldı. 

 

 

Başka bir arkadaşımız ise, özel olarak, “Bizim çok mutlu bir evliliğimiz var, her şey yolunda ama ben bazen bu rutinden sıkılıyorum, kavga etmek istiyorum, çok mu acayip?” dedi, Stan’in karısı da yanındaydı ve onu göstererek “Biz her gün kavga ediyoruz, bu iyidir ama saygıyı bozmadan” dedi. 

 

IMG_8194

Net bir fotoğraf değil ama ben çok sevdim:) … ve evet, alt dişlerime tel taktırmam şart olmuş :I

 

 

Umarım bir daha gelir, zira bu 4 saat bana yetmedi, çok cömertçe paylaştı birikimini bizimle, teşekkürler HTHayat.

 

 

Stan Tatkin kimdir? PACT nedir? için Bilgi Üniversitesi’nin 2012 yılında düzenlediği Stan Tatkin seminer daveti notlarından bilgi alabilirsiniz. 

 

NOT: Yukarıda “barsak” olarak bahsedilen sevgili TDK’nın “Bağırsak” olarak ifade ettiği şeyi siz anladınız. Benim güzel ülkemin güzel kurumları…

 

Stan Tatkin Facebook

Stan Tatkin Twitter 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*