1 cm- 38. Hafta

Öhöömm… Öncelikle belirtmek isterim ki, Eren’i doğurduğum haftadayım!

 

 

 

Devam ediyorum;

 

 

Biraz önce doktor kontrolüm vardı. Muayene çok güzel geçti, kadın sakin, o sakin olunca ben sakin. Lokum gibi de bir muayene oldu. 2 haftadır hissettiğim dalgalanmalar boşa değilmiş. Deniz‘in (Artık adıyla hitap edebiliyor olmak… Sonunda.) böbrekleri için, tekrar girdiğim 36. hafta detaylı ultrasonunda da başının çok aşağıya indiğini öğrenmiştim, hatta içimden “Galiba hastanede atlatılabilecek bir süreci ben gezerek atlatıyorum” diye de geçirmiştim. Heh işte, bugün Ayşe Hanım da bunu söyledi, “Kafa çok aşağıda, gayet güzel, insizyon yeri iyi…”, E iyii… “1 cm açıklık var, kendini biraz kasıyorsun sadece, buna biraz çalış, rahatlama egzersizlerini sıklaştır.” dedi ve 1 cm’i duyunca bana iyice heyecan bastı “Sakin ol, açılmam var diye kendini programlama, normal yaşantına devam et, 1 hafta sonra doğurmamış olursan tekrar görüşelim” dedi.

 

 

 

Tamam, programlamıyorum kendimi ama evet heyecanlıyım. Eren’de 1 cm açıklığım varken doktor “Yatışını yapalım” demişti, aslında eve gönderebilirdi, göndermedi… Neyse…

 

 

 

Zaten Ayşe Hanım da, “Muhtemelen böyle bir tabloyla bir hastaneye gitsen suni sancı verip doğuma alırlar, sezaryenin olduğu için direk sezaryene alırlar. Yarın NST çektir de bir de öyle bakalım” dedi.

 

 

 

 

Allah’ımmmm kalbim çıkacak yerinden.

 

 

 

Kansızlığımdan dolayı 2 haftadır, sabah aç karnına demir hapı alıyordum, onu bire düşürüyoruz şimdi. Pazar günü hurma aldım, oksitosin için, yani hem süt, hem de dalgalar kendi gelmek istemezlerse onunla kolaylaştırayım diye. Bir de Deniz aşağıya, yani bize gelmeye yaklaştıkça sağ ya da sol bacaklarımın sinirlerine baskı yapıyor herhalde ve bacaklarım ağrılı bir şekilde hissizleşiyor 1 haftadır ama anlık, sonra hemen düzeliyor. Sırf bu nedenle çok canım sıkılmıştı, hareketimi engeller, yatmak zorunda kalırsam diye ama Ayşe Hanım, “Böyle olduğunda hemen gevşe, onun gerginliğine kendini kaptırırsan her şey bir kısır döngüye girer” dedi ve yine beni sakinleştirdi.

 

 

 


Deniz efendi de sürekli kıpır kıpır. Maşallah ama bir durmuyor yerinde, hatta bazen gıdıklanıyorum o oynarken, gülmeye filan başlıyorum, o kadar yani. Arkadaş tam anlamıyla karnımda “Meksika dalgası” havası estiriyor. Kitap okuyacağım, karnıma koyup başlıyorum okumaya, kitabın aşağı yukarı; gözümün yukarı aşağı oynamasından dikkatimi veremiyorum. Su içeceğim, tepsi görevi gördüğünden, bardağı karnıma koyuyorum hoooooop sağ kulvardan topuğunu bir dayıyor, su üzerime dökülüyor… Sola dönüyorum iyi gibi ama canım sağa dönük yatmak istiyor (Eren’de sola dönük yat kuralını hiç çiğnememiştim. Deniz’de ise çiğnemedik kural bırakmadım) sağa dönüyorum hoooooooop, bu sefer içeriden ayarlarımı yapıyor “Sola dön” diyor.

 

 

 

 

Son durum bu!

Not: Bir ekleme yapmalıyım, gebelikte melanin pigmentinin artmasından dolayı göbekte oluşan koyu renk çizgi, Eren’e gebeliğimin aksine hiç oluşmadı. Eren’de bu haftalarda kopkoyu renge bürünen meme uçları normalliğini koruyor mesela. Yani bu gebeliğimde, renksel anlamda, bronzlaşmak haricinde aynıyım.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

6 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*