Ek gıdalara başladık sayılabilir

Yani doğdu da, büyüdü de Deniz efendi, ek gıda konuşuyoruz.

 

 

Son doktor kontrolünde, kilosunu çok da beğenmeyen doktorumuz artık, “ufak ufak yogurt, sebze, meyve ve hatta anne sütünden PİRİNÇ LAPASI!” vermeye başlayalım dedi. Pirinç lapasını duyunca tüylerim diken diken oldu. “Neden gerekir ki? Besin değeri var mıdır? Nedir?” diye sordum, “Kalori! Kalori almaya ihtiyacı var.” dedi. Nasıl sıvadıysam kolları, süt anne Fikriye’nin sütleriyle tombikleşen Deniz yavrusu, ikinci süt annemizin de devreye girmesiyle tam bir tosun oldu.

 

 

 

 

Bu arada Aysun The Sütçü’nün sütünden mayaladığımız yoğurttan yedirmeye çalışıyorum her gün ama 3 çay kaşığını bin bir zorlukla kabul ediyor. İlk yemeği karnabaharı ise, yoğurda göre daha severek yedi. Bir küçük soğan (Küp küp doğrandı), 1 diş sarımsak (Kabaca dilimlendi) ve 4 parmağınızı yanyana koyduğunuzdaki genişlik kadar karnabaharı (Gelişi güzel kesilip tencereye kondu), biraz içme suyuyla çooook kısık ateşte pişirdim. Öyle kısık bir ateş ki, odun ateşi gibi, ocak söndü sönecek gibi, çünkü besinler böylelikle değerini daha iyi koruyor (Hülya Sonugür‘den kalma bilgiler). Uzun sürede pişiyor ama leziz oluyor.

 

 

Piştikten sonra çatalla ezip “yedirmeye çalıştım”. Dediğim gibi, yoğurda göre daha çok sevdi sanki ama o da 4 çay kaşığı. Hemen devrelerim karıştı tabi, yani aynı ayda, buncacık şeyi Eren’e “Yedirmeye ÇALIŞMAZDIM” bir kere, direk yer, hatta daha da beklerdi. Burada da dediğim gibi “Yemeyen çocuk çok mu zor?” hala tam bilmiyorum ama ikidir zorlanıyorum ya da acaba ben mi zorlanıyorum. Sonuçta yoğurt 3 çay kaşığı yedi, ama yedi ve karnabahar 4 çay kaşığı yedi, ama yedi. Hiç yemedi değil yani.

 

 

Acaba Deniz de böyle bir çocuk mu? Yani saygı duyabilir miyim acaba biraz bu az yeme talebine? Göreceğiz ve umarım hastalıklı davranmayacağım. 1 kaşıksa 1 kaşık. Du bakalım.

 

 

Bu ilk ek gıda seçimimle ilgili bir doktorla aramızda geçen diyaloğu da anlatmak istiyorum; kendisi, Deniz’in kalbindeki kapakçıklardan birinin tam kapalı olmamasıyla ilgili duyulan küçük üfürümden ötürü götürdüğümüz çocuk kardiyoloğuydu. Eko çekilecekti, 2. kontrole gitmiştik, yanaklarındaki kırmızılı kuruluğu görünce “Atopik bir cildi var herhalde” diyerek söze başladı ve sohbet nasıl geliştiyse ek gıdalara geldi. Ben de anlattım “Mayaladığım yoğurtla başladık ilk olarak, sebze olarak ise, karnabahar pişirdim, soğanlı sarımsaklı, çatalla ezdim yedirdim ama çok az yedi, genelde biberonla sütanne sütü içmek ya da beni emmek istiyor.” dedim. Bana attığı bakışı nasıl yapsam da anlatsam,

 

 

Doktor: “Karnabahar mı? Sarımsak mı? Neden? Soğan?”,

 

 

Ben: “E mevsim sebzesi karnabahar, diğerleri de hem çok faydalı hem de lezzet katıyor”,

 

Doktor: “Öncelikle, ek gıdaya patates ve havuçla başlanır, bir hafta bunlar denendikten sonra yeni sebze eklenir!” dedi ve ben, “Patates ve havuç çok şekerli gıdalardır, onları yedirdikten sonra karnabaharda zorlanmaz mıydım? İlk çocuğumda da buna benzer bir şekilde başlamıştık, bir sorun yaşamadım” diye anlattıktan sonra;

 

 

Doktor: “Yani bunları kim söyledi size? Patates ve havuçtur! Yani böyle başlanır!”,

 

 

Ben: “Peki neden patates ve havuç?”

 

 

Doktor: “Böyledir yani… Bir kere Soğan çok gaz yapar”

 

 

Ben: “Bu zamana kadar doktorlarımız Hülya Sonugür, Prof. Ahmet Aydın ve Prof. Barbaros Ilıkkan gıda anlamında yaklaşımımızı onaylamışlardı. Büyük oğlumda da böyle yaptığımızı söylemiştim, çok şükür soğandan gazlanmadı. Deniz de karnabahar yemeği sonrası o geceyi sorunsuz geçirdi”

 

 

Şaşkın bakışlar.

 

 

Doktor: “Ahmet Aydın… Ne garip adam değil mi? Taşdevri Diyeti filan… Siz de çok otantik birisiniz sanırım, sarımsak filan… :)”

 

 

“???!!!!”

 

 

Hani deseydi ki “Hmmm, bebek bu gıdaya tepki göstermediyse sorun yok, devam.” ya da herhangi bir soruma “Bu böyledir” yerine daha akademik bir dille ve nedenleriyle bir açıklama getirebilseydi saygı duyacaktım.

 

 

 

 

… ve aslında tüm bu diyaloğu gülelim diye anlattım. 🙂

 

 

 

Neyse asıl konuya dönecek olursak, Deniz’e ben saygı duyabilirim, yani bu az yeme talebine “Hay hay” diyebilirim ama o, “Az yiyeceğim, çok sütanne sütü içeceğim, arada da seni emip keyif yapacağım” diyor. Resmen bunu diyor. “Ben acıktığımda bana yoğurtla, karnabaharla gelme” diyor, vallahi diyor! Ollldu canım.

 

 

 

 

Sütanneler Deniz 6 aylık olana kadar süt desteği verecekler. Sonrasında Deniz, ya beni biraz zorladıktan sonra ne veriyorsam onu yiyecek ya da YEMEYECEK! Olabilir, yemeyebilir ama hem yemeyip hem de açlıktan arıza çıkarırsa, işte o zaman çok kötü, çünkü ben herkese göre yemek yapacak insan hiç değilim. Evde ne pişiyorsa o.

 

 

 

Allah’ım bu lafları bana biiiir biiiir yutturma inşallah. Amin.

 

 

 

 

 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • Karnabahar? Deniz kaç aylık oldu,çünkü karnabahar bende bile gaz yapıyor:) bunun dışında metal kaşık kullanıyorsunuz galiba,kızıma ilaçlarını bende o şekilde verdiğim için o şekilde devam etmeyi düşünüyordum ama Dr hayır dedi,fikrinizi merak ettim,birde anne sütü,ya da mama ile yoğurt mayalanması fantezi dedi,bu konuda da görüşünüzü rica edicem?

    Cevap Yaz
    • Karnabahar: Mevsim sebzesi. Gaz yapmadı çok şükür. Evet, ilk çocuğumda yani Eren’de tahta kaşık kullanırdım, sonra çay kaşığı kullanmaya başlamıştım, Deniz’de direk çay kaşığı kullanmaya başladım. Ben anne sütü ile yoğurt hiç mayalamadım. Eren’in sütannesi denemişti ama “tutturamadım” demişti. Yapanlar varmış ama ben hiç bilmiyorum. “Fantezi” diyebilmek için anne sütünden yoğurt yapamamayı bir kere tecrübe etmek bile yetmez bence. BaĞĞzı doktorlar… 🙂

      Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*