“Ne pişirdik?”demeden önce

Öncelikle şu notlarla başlayayım;

  • Eren 38 hafta 3 günlük doğdu.

  • Annesinden süt alamadı ama süt anneleri vardı

 

  • 4 ayı geçtiğinde (O sıralar, 2. sütannede sütün bittiği, 3. sütanneyi de henüz tanımadığımız bir dönemdeydik. Yani sütümüz yoktu) Hüya doktor (Hülya Sonugür); “Bir an önce mamadan kurtaralım bu çocuğu, ne de olsa içinde ne olduğunu bilmiyoruz, 4 aylık da oldu, artık sebzeye başlayalım; çok kısık, ölü bir ateşte mevsim sebzelerini suda pişirin, yağ, tuz yok! Patates yok, çünkü onun içindeki nişastayı 6 aydan önce (Yanılmıyorsam “eritemiyor” demişti ve ben hatırladığım kadarıyla yazıyorum.) eritemiyor. Kısık ateş, çünkü harlı ateşte sebzenin besin değeri kayboluyor.” dedi.

 

NOT: Burada altını çizmek istediğim bir nokta var ki; yukarıda da gördüğünüz gibi Hülya Hanım’a hayranlığım boşuna değil. Sizin sorularınızdan bıkmadan, usanmadan hatta kurduğu her cümleden sonra “çünkü”yle devam eden sabırlı “insana değer veren” bir doktor “du”.

 

 

  • Yani biz, Eren’e, buldukça içirdiğimiz anne sütleri haricinde, neredeyse 4 aydan beri mevsim sebzesi yediriyoruz.

 

 

  • Anne sütlerimizin tükendiği noktada, kalsiyum alabilmek adına keçi sütü bulup içirmiştik 6 aydan sonra da kahvaltılarda keçi peyniri ve ikindide keçi yoğurdu ile devam ettik (Anne sütüne en yakın süt keçi sütü olduğundan). Ancak keçi ürünleri Eren’e alerji yaptı ve biz envai çeşit yeşilliğe başladığımızdan (Tüm yeşil otlarda kalsiyum var), sütü, yoğurdu, peyniri kestik. İnek ürünlerine ise hiç başlamadık, çünkü inek ürünleri en alerjik ürünler…  Alerji olduğunu nerden mi anladık? Her keçi ürünü tükettiğinde kırmızı kabarcıklar çıkıyordu vücudunda. “Görünürde böyle bir etkisi varsa içerde neler olmuyordur?” dedik ve Hülya Hanım’ın da onayıyla bıraktık. 1 yaşına kadar keçi ürünü tüketmeyecek (Neden 1 yaş? Bunu sormayı unuttuk ama öğreneceğim bir şekilde)

 

 

  • Şimdi kahvaltıda; bol maydanoz, nane, reyhan, fesleğen, kekik… Ne varsa yeşile ve ota dair, bildiğiniz gavurdağı salatası ya da ondan da ince kıyım dilimleyip üzerine zeytinyağı ve limonla lezzetlendiriyoruz. Yanına çekirdeği çıkartılmış zeytin, Halk Ekmeğin Organik Ekmeği, salatalık, bulabilirsek güzelini domates yediriyoruz.

 

 

  • Öğlen ve akşam, ne pişiriyorsak aynı yemeği yiyor. Artık bizim yediğimiz yemeğin aynısını yiyebiliyor bir süredir. Bu da nedir? Yine mevsim sebzelerinden ya da haftanın en az 3 günü kurubaklagilllerden; zeytinyağı, deniz tuzu, içme suyu ile pişirilmiş her çeşit yemek. Ufak tefek kuzu etine de başladık ve dana kıyma şimdilik sadece 1 kere yemeğin içinde yedi.

 

 

  • Ben bunları neden yazıyorum? Çünkü bizim evde hergün pişen birçok çeşit yemek, benim hergün taze yemek pişirme zorunluluğumdan, tek çeşide; sadece Eren’in yediği yemek çeşidine düştü. Çünkü yemek yapmaya bayılan ben, hergün yemek pişirmekten sıkıldığımdan “Bari çeşidi azaltayım…” diyerek mutfaktan tek çeşitle kurtuluyorum.

 

 

  • Hal böyle olunca, eskiden bir gün yapıp 2., hatta 3. gün bile yiyebildiğimiz booollll rahat günlerden, hergün taze yemek pişirilen günlere hızlı bir geçiş yaptık.

 

 

  • Peki bunu neden söylüyorum? “Madem hergün yemek pişiriyorum, bunu neden paylaşmıyorum?” dedim.

 

 

ve buraya geldim, yazımı yazdım, bugünden itibaren bizim evde ne piştiyse artık.

 

 

Bugün bizim evde Yeşil Mercimek Yemeği pişti

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2 orta boy soğanı, 1 çay kaşığı deniz tuzu ve zeytinyağı ile pembeleştirdikten sonra 1 tatlı kaşığı domates (Ev salçası) salçasını hafif sulandırarak karışıma ekleyip, salçanın rengi döndükten sonra, 3 diş sarımsak (bence bir yemeğin olmazsa olmazı) doğradım. Ardından göz kararı ölçülendirdiğim ve iyice yıkadığım yeşil mercimeği ekleyerek biraz kavurdum. Sonra ayrı bir yerde kaynattığım içme suyunu, mercimeğin üzerini iyice örtecek şekilde karışıma döktüm. 1.5 çay kaşığı deniz tuzunu da ekleyerek, kısık ateşte 1 saate yakın terk ettim.

 

Arada su ilave etmem gerekse de enfesti.

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

3 yorum

  • Benim karnim acikti okuyunca:). Bu aradada her okudugum yazida Hulya hanimi dahada cok tanimak istiyorum. Keske oyle bir doktor bulabilsem. Bizim gordugumuz doktorun cok acil birsey olmadigi surece butun sorularimizi sorabilcegimiz 24 saat hemsiresi var. Huysuz desem hemen ilac diyolar, yok istemiyorum demen lazimki baska yollara yonlendirsinler. Bulmak lazim Hulya Hanimlari…

    Cevap Yaz
  • bizim doktorumuz fatih aydın hariha bir insan, işinin ehli bir uzman ve en önemlisi çocuklara ve mesleğine aşık, en önce baba… sizi o kadar iyi dinliyor ki sorun ne olursa olsun içinizi ferahlatmadan göndermiyor kesinlikle bir kez görüşmenizi tavsiye ederim çocuklarımız herşeyimiz uzman ellere emanet edilmeliler…

    Cevap Yaz
  • Ne güzellll…. İmrendim oğlunuza Derya hanım. Acaba benim kızımda yermi bu yemekleri? Acaba mama kelimesini duyarmıyım ağzından? Benim kızıma yemek yedirmek büyük bir işkence. Kendi içimde çıldırıyorum resmen ama kızıma olabildiğince sakin yaklaşmaya çalışıyorum. Bir çocuk hiç acıkmazmı yada 2 lokma birşey yemezmi? Bukadar zormu yemek yemek? Neyapmalıyım bilemiyorum. Onlarca yemek,çorba , tatlı yapıyorum ama mümkün değil ki ucundan azcık tadına baksın 🙁 çok üzülüyorum. Ağlayasım geliyor ki bazende dayanamayıp onuda yapıyorum. İnş düzelir budurum . İnş iştahı açılır ki bakarsınız bir gün bende sizin gibi mutfağı sever duruma gelirim. Sevgiler…

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*