Ne yiyor bu çocuklar anaokullarında?

Yediğimiz, çocuklarımıza yedirdiğimiz gıdayla ilgili bir de kreşlere/anaokullarına bakalım, buyurun;

 

Kreş ve anaokulu yöneticileri, okul öncesi öğretmenliğinden mezun kişiler tarafından seçiliyor. Bu kişiler oralarda öğretmenlik ve yöneticilik yapabiliyor. Hee öğretmen olmak için “çocuk gelişimi eğitimi” almak da yeterli olabiliyor tabi ama durum orada da değişmiyor. Hangi durum? Beslenme eğitimi, beslenme felsefesi durumu…

 

 

Burada da göreceğimiz üzere “Anne ve Çocuk Beslenmesi” sadece 3. yarıyıl dersi ile sınırlı. Belki başka lisans programlarında durum farklı olabilir ama ben rastlamadım açıkçası, varsa bildiğiniz “Aaaa Derya, bak burada beslenmeye de çok önem verilmiş” diyeceğiniz yazın ki bilelim gerçekten, kimseciklere haksızlık etmeyelim.

 

 

“Eren’i kreşe yazdıralım iyisi mi” fikriyle arayışa geçtiğimiz günden beri, özellikle beslenme konusunda kreşlerde karşılaştığım gelişigüzellik beni ciddi anlamda rahatsız etti. İşin kötüsü, velilerden sadece 1 tanesi çocuğunun yoğurdunu, sütünü ve yumurtasını kendi getiriyormuş, yani sistemden, sadece biri, benim kadar olmasa bile rahatsız olmuş ki evden kendi getiriyor çocuğunun gıdasını.

 

 

Demiyorum ki herkes evden getirsin! Bu çözüm değil çünkü… Çalışanı var çalışmayanı var, ben kurumsal bir yerde çalışmamama rağmen eve gidince Eren’in kreş yemeklerini hazırlamakta zorlanabiliyorum. Kaldı ki iş muhalefetinden, gece geç saatlere kadar mesai yapan anneler var.

 

 

Bu, “çözüm yok!”demek de değil! Çözüm yine velilerde bence. İlköğretimde okul aile birliği olur da kreşlerde/anaokullarında neden olmasın? Oradaki kadar kalabalık olmaz sadece. Tabi burada oklulun yöneticisi, vizyonu da çok önemli.

 

 

Nasıl eğitim önce aile de başlarsa, beslenme eğitimi de orada başlar ama destek kurumlarda da devam etmeli!!! Çocuğa gıda tanıtılmalı, hangisi gerçek, çocuk bunu bilmeli! Mevsim gıdasını bilmeli ki, her şeye bilgiç bilgiç cevap verebilen ağızlar “Aaaaa anneeeeee, domates kışın olmaz kiiii, bunu yemeyelim, bu gerçek değil, yalancı…” diyebilsin, ki bilse kesin der.


Neler yapılabilir?

  • Okul yöneticisiyle, beslenmenin düzenlenmesi ile ilgili görüşmeler yapıldıktan sonra, veliler, öğretmenler ve okul yöneticisinin de bulunduğu bir toplantı talep edilebilir.

 

  • Toplantıda, beslenme, doğru ve gerçek gıda tüketimi, gerekliliği ile ilgili bilgiler verilir. Mevsim sebzeleri tanıtılır, “Bizim çocukluğumuz” konuşulur. Organik şart değil, doğal olana ulaşabilelim yeter (Ki bazı gıdalarda organik şart olabiliyor). Balık, yumurta, mercimek, tuz, yağ vs. nasıl olmalı? Ne zaman hangi besin tüketilmeli? Nereden alınabilir? Daha ekonomik olana nasıl ulaşılabilir? gibi konular konuşulduktan sonra diğer toplantı için görev paylaşımı yapılabilir. Her veli ya da katılımcı olabilecek veliler, bir birlik oluşturup (Okul Aile Birliği) daha detaylı paylaşımlar sunmak üzere, bir sonraki toplantıda bir araya gelir. Burada hayati olan, bir an önce harekete geçebilmek adına doğru noktalara parmak basmak olacaktır. Bu nedenle toplantının moderatörlüğü çok büyük öneme sahiptir.

 

 

  • Fizibilite oluşturulup, aslında gerçek, doğru gıdaya ulaşmanın o kadar da masraflı bir şey olmadığı konusunda da ikna olduktan sonra (Ki biraz masraflı olsa da çocuklar için değer görüşündeyim. Telefonumuz biraz eski olsun, taksi yerine toplu taşımayı kullanalım vs. ama okula ödenek ayıralım) satın alımlara başlanmalı.

 

 

  • Kalite her yerde kalitedir ve çocukların psikolojik, fizyolojik, dil (Bunlar da ayrı bir yazı konusu) gelişimi kadar beslenmesine de çok önem verilen kurumlarda maddi kazanımlar da daha iyi olacaktır. Okulda yapılacak, aslında “gerekliliği” üzerine tartışılabilecek bir etkinliğe ekstra para ödeyebilen aileler, herhalde gıda konusunda da aynı hassasiyeti gösterirler diye düşünüyorum. Burada gıda tüketiminden bahsedilen “Ne kadar yediği değil, ne yediği önemli!!! zihniyetidir. Herkesin bu zihniyette olmasını beklemiyorum, evet, gerçekçi olalım, önemsemeyenlerle de karşılaşacaksınız ama çoğunluğun sağlanabileceği konusunda inancım var.

 

 

  • Öğretmenler dahil tüm kadronun kendini bu konuda bilinçlendirmesi hakkında onları teşvik etmek… Çünkü görüldüğü üzere bu iş üniversite mezunu olmakla hallolmuyor, okul sadece kaba cehaleti alıyor, gerisi bizlere kalıyor.

 

 

Bu konuda örnek teşkil edecek yerler yok mu? Var! Daha da olmalı ama…

 

Kreşlerde, anaokullarında, eğitim felsefesi kadar beslenme felsefesi de olmalı!

 

Beni bu yazıyı yazmaya sürükleyen nedenler işte bunlar.

 

Ekleme çıkarmalara açığım her zamanki gibi…

 

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*