Otlu peynirli poğaça pişirdim

Eren geçen gün “Anne ben pooooca istioruuum” dedi. İçim cız etti. Evde ayda yılda bir poğaça yaparım ben. “Tamam” dedim, “Sana poğaça yapacağım”…

 

Dün eve geçtiğimde ev birbirine girmişti, yemek yok, bir de poğaça lazım…

 

Akşama manevi ailem de gelecekti. Neyse ki yetiştirdim, kardeşim Sezin de salatayı yaptı süper oldu.

 

Gelelim şu poğaçaya… Bugüne kadar pişirdiğim poğaçalar klasmanında 1 numara oldu kendisi dün akşam. Zira yorumlar, “MMmmmm Deryaaa, aynı Ceviz Ağacı’nın poğaçaları gibi olmuş…” idi. ” Ne kadar bahtiyar olduğumu, aşağıdaki fotoğraftan görebilirsiniz 🙂

Malzemeler:

3 yumurta

Yarım su bardağı sızma zaytinyağı

200-250 gr. köy tereyağı (Gözümle tarttım)

3 çay kaşığı deniz tuzu

1 su bardağı ev yoğurdu ya da evde mayalanmış kefir

Organik tam buğday unu (Ek olarak ruşeym de katabilirsiniz)

2 paket kabartma tozu (Normalde karbonat ve soda kullanırım ama dün evde bunlar yoktu)

1 paket vanilin (Varsa vanilya çubuğu kullanın, paketli almayın!)

 

250 gr. Van’ın otlu peyniri (Otlu peynir yoksa, beyaz peynir ve dereotunu, bir diş sarımsakla karıştırıp kendi otlu peynirinizi hazırlayabilirsiniz)

Biraz kefir ya da yoğurt

 

Yapılışı:

3 yumurtayı, sadece 1 tanesinin sarısını ayrı tutarak bir kabın içine kırın (Sarısını, poğaçaları fırına vermeden önce üzerine süreceğiz). 3 çay kaşığı deniz tuzuyla iyice çırpın, 1 su bardağı kefiri, zeytinyağı ve tereyağını da katıp çırpmaya devam edin (Tereyağı, buzluktan ya da buzdolabından çıktığı soğuklukta ve katılıkta olmamalı. Bunun için, poğaça yapmaya karar verdiğinizde ilk önce tereyağını oda sıcaklığına çıkarın ya da son dakikaya kaldıysa, cezvede eritin). Şimdi sıra, aldığı kadar un koymaya geldi!

 

“ALDIĞI KADAR” ne demek?

 

Şu an yaptığımız poğaça için söyleyebilirim ki, “KULAK MEMESİ” kıvamına gelene kadar demek.

 

Ben unu süzgece koydum, üzerine kabartma tozu ve vanilyayı da süzgece ekleyip, bir elimle yoğururken, bir elimle de eleme işlemini yaptım. İki işi aynı anda yaptım ki, kulak memesi kıvamını kaçırmayayım. Süzgeç kullanmasanız da olur, benim içimden böyle geldi bu sefer.

 

Şef bir arkadaşım, hamur yoğururken eldiven taktığımı görünce “Hamur, içindeki tereyağı ve tüm malzemeler çıplak elinin ısısıyla kendine gelir” gibi bir şey söylemişti yıllar önce. Ben de öyle yaptım. Böylelikle pütürlü kalan tereyağı parçalarını da çok net hissedip eritebiltim.

NOT: İşte tam bu sırada ahtapot gibi 8 kollu olmak istedim. İki elim poğaça hamurundayken 3. elimle fotoğraf çekmek, 4. elimle burnumu gıdıklayan saçı ait olduğu yere geri göndermek, geri kalan 4 elimle de “Bakabiiiiii miiiiiiim?” diye paçamdan ayrılmayan Eren’i kucağıma almak istedim. Öyle…

 

 

Yasin Van’dan gelirken çok leziz bir otlu peynir getirmişti, fazlasını buzlukta saklıyordum ve sonunda peyniri kullanabileceğim bir tarif oldu bu poğaça.

Peyniri bir kapın içinde, biraz kefirle karıştırıp çatalla ezdim, o haliyle tadına baktım, ÇOK TUZLU! “Ya poğaça çok tuzlu olursa” diye korkumdan, sadece deneme amaçlı 3 tanesini otlu peynirli gerisini sade yaptım.

 

Hamuru, istediğiniz boyutta yuvarlayın, içini, tatlı kaşığı yardımıyla peynirli karışımdan koyabileceğiniz şekilde açın ve peyniri koyup kapatın. Sadeleri de sadece yuvarlamak ya da ovalleştirmek yeterli. Tepsiyi zeytinyağıyla yağlayıp hamurlarınızı dizin ve en başta ayırdığınız yumurta sarısını, bir fırçayla ya da elinizle üzerine sürün.

 

Önceden ısınmış fırını 170 derecede yarım saat kadar pişirin. Piştiğini anlamak için, keke uyguladığımız, çubuk, çatal, bıçak sokma yöntemi işe yarıyor.

 

Lezzetinin tarifini yapamayacağım, öyle bir tarif yok zira, çünkü gerçekten çok leziz oldu. Hatta daha fırından tepsiyi çıkarmadan bir-iki tane yemiştik bile.

 

“Tuzlu olursa” diye çoğunu sade yaptığım poğaçalardan Yasin tarafından en beğenileni “Peynirlisi” oldu. Bence de öyleydi. Yani korktuğum başıma gelmedi.

NOT: Poğaçamın fotoğrafını paylaştığımda, tırnaklarımdan ve ojemden tedirgin olanlar oldu. Tırnaklarım 0 derecesinde kısa ama evet ojeliydim. Her marifetin bir kusuru olur deyip şımarıklığın doruklarına çıkar pişkinlik yaparım 🙂

 

 

Siz afiyetle pişirin, yiyin gari…

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

1 yorum

  • bayıldım, çok bayıldım çatlayana kadar yedikten sonra bile yemekten alamıyor insan kendini ellerine sağlık…

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*