Psikopat mıyım diye merak edenlere…

Şimdi ben Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsunlar dedim, sonra ekşi maya yaptım, bundan da ekmek yaptım, domatesleri konserve yaptım, mamaya karşı çıktım, direk katı gıdaya geçtim, çiğ sütün iyisini bulunca affetmedim, yoğurt, kefir gibi beyaz ticaretine girdim, şeker kullanmadım tatlılarımda ve bunların çoğunu twitter, facebook, instagr.am hesaplarımda paylaştım falan filan derken, insanların kafasında, nasıl bir psikopat, ne kadar psikopat olduğuma dair soru işaretleri olmuştu.

Öncelikle şunu belirteyim, temizim. Psikopat olmadığımı düşünüyorum ama öyle olduğumu düşünenler de olabilir tabisi.

Şöyle ki;

 

o Her sütü bol gelen annenin memesine yapışıp, süt sağma pompası kullanmak suretiyle sütünü almıyorum. Yani benden korkmanıza gerek yok. Sütü bol gelen ve vermek isteyen bana ulaşıyor. Ben sütü bol gelenleri mimleyip gece evlerini basmıyorum. Anlaştık mı bu konuda? 🙂

 

o Ekşi maya yapmak, benim için yaşamsal bir mesele, çoğu konuya yaklaştığım gibi duygusal yaklaşıyorum bu konuya da. Nefes almakla alakalı benim için ekşi maya, Eren’i beslemek gibi onu beslemesi. Yani bıraksan şiir yazarım bugüne kadar öldürdüğüm tüm mayalarım ve yaptığım o ilk ekmek üzerine. Beyaz ekmek yedirmem Eren’e ama bu yaz yaptığımız tatil boyunca neler oldu gör burada.

 

 

o Kızartma yedirmem çocuğuma ben ama yediren analar varsa da atlamam üstüne, huzursuz etmem arkadaşımı, nasıl ki Eren, başkasının tabağındaki patates kızartmasına saldırdığında üzerine atlamıyorsam, aynen öyle… Çocuğum konservede yetişmiyor farkındayım. Yakında çikolata denen illetle, her türlü gazlı içecek ve rengarenk şekerlerle tanışacak, hatta uzaktan tanıyor bile. Bunların tadına bakacak, belki de bayılacak. Onu yemek ya da yememek, içmek ya da içmemek onun tercihi olacak. Konservede büyümüyor çocuklar evet, dış etkenlere müdahale oranım gün geçtikçe düşecek ama evde, yaşadığı çatı altında, ona gerçek olanı sunmak gibi sonsuz bir hakkım var. Ben sadece bu hakkımı değerlendiriyorum, çünkü ben de gerçek gıda müptelasıyım.

 

o Ben bunları yapıyorum diye, yapmayan anne kadınları da yerden yere vurmuyorum, en yakın arkadaşlarım, tüm yaptıklarımı yapmayanlardan, “Offfff abartıyorsun ama” diyenlerden oluşuyor. Hatta bir tanesiyle epey söylendik birbirimize bu konuda. O bana “İyice çıldırdın” dedi, ben ona “Sana ne, ne karışıyorsun? Ben sana hamburger yeme b..kunu çıkardın diyor muyum?” dedim. Sonra öpüştük koklaştık barıştık. Asıl mesele saygıda ve ben elimden geldiğince saygı duyuyorum. Bazen içimden söylenecekken tam, “Ne saçma, onun nasıl büyüdüğünü, ne pratikler yaşadığını biliyor musun sen?” deyip susturuyorum kendimi. Yani arkadaşlarımı seçerken, din, dil, ırk ayrımı yapmıyorsam, “Hmmm ne yiyor bakayım bu? Margarin! Bu son görüşmemizdi” deyip terk etmiyorum olay mahallini.

Daha düne kadar kahvaltısı buydu Eren’in


o Ben böyle yapıyorum da, tek derdim ve beni sıkan, bazı insanlar çok takılıyor benim meseleme. Benden daha doğal besleyeni de, çocuğunu şekere bulayanı da. Karışma işte, ne zararım var benim sana? Ayrıca ben zorlanmıyorum bunu yaparken de, sen benim yanımda dururken neden bu kadar zorlanıyorsun? Gittiğim her neresiyse, Eren’e göre yemek yoksa, bu rahatsızlığımı neredeyse kimse anlamaz, bu konuda eğittim kendimi, çantamda onun yiyebileceği bir öğün mutlaka vardır, ben de sıkıntıya düşmem. Önceden Ankara sokaklarında koşuşturup, kereviz almışlığım ve hayatımda ilk defa gittiğim bir kafede o kerevizi pişirmişliğim var mesela. Acemiydim, geçti.

 

o 22 aylık, 1 kere antibiyotik yutmadığı gibi (maşallah), sadece 1 tane aşı oldu, onu da anestezime borçlu. Yani vurma beni yerden yere aşı yaptırmadım diye, canımı ye.

 


o Dün canım Sena‘yla buluştuk, iki laf ettik sonunda da, bana çok samimice sordu “Sen nasılsındır mesela? Yani bu doğal beslenme konusunda?” diye sordu. Diyesim geldi de diyemedim “Çok güzel bir soruydu” diye. Gerçekten çok güzel soruydu. Saldırmadan, yadırgamadan, önyargısız dinledi ne kadar konuşabildiysem. Sadece tanımak istedi beni, o kadar, hesapsız kitapsız. İşte oradan geldi aklıma, çünkü e-postalar geliyor, genelde benden tarif isteseler de, ne kadar normal ya da anormal olduğumu da merak ettiklerini anlıyorum. 🙂 Bu kadarım işte.

 

Düşünmedim değil, “Nasıl böyle oldum?” diye. E annem böyleydi benim, farklı olmam mümkün mü? Olmadım ben de farklı. Bir de kanser girdi bizim hayatımıza, o nedenle çok titizlenenleri de anlıyorum fazlasıyla. Kanser eritti hanemizin içinde birini. Saçlarını saklıyorum ben o kişinin hala başucumdaki çekmecede. Annemi çekmecemde saklıyorum. Nasıl psikozlara girmem ki? Neler yaşadığımızı kim bilebilir ki?

 

Benim de “DOĞAL” konusunda abarttığını düşündüğüm insanlar olabiliyor ama alanımı daraltmasın yeter. Bana korkunç gözlerle bakmasın, “Aaaaa n’apıyorsun, onu mu yediriyorsun?” demesinler, aksi halde köşe bucak kaçarım. “Doğal” kelimesinden tiksinenler oluştu bu gibiler yüzünden. Cidden.

 

 

Heee unutmadan, “#kisindomatestuketme” derim oradan buradan, katılan katılır, aynı ASOOB‘da olduğu gibi. Özgür platformda konuşuyor olmam, insanların özgürlüklerini kısıtladığım ya da potansiyel alan daraltıcı olduğum anlamına gelmiyor/gelmemeli. Bu kadar psikopatım işte, sen ne kadar psikopat sayarsan.

 

Hadi öptüm seni.

 

 

 


 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

12 yorum

  • Ya sen nasıl süper bişeysin Derya ya!! Harika, benim bir türlü zaman ayıramayıp yapamadığım ekşi mayayı yapan müthiş bir Annesin sen, bu yazıyı okuyup gaza gelmemek mümkün değil. Eline sağlık (ekşi maya deneyimim oldu ama zavallıya gereken alakayı gösteremedim:( bence de ekşi maya çok duygusal bir olay ve her insana özel bir yaratık, düşünsene sadece sana ait bir canlı:) bence müthiş bir olay, kararlıyım bende yapacağım bir gün) Bana da manyak diyorlar halbuki bende kimsenin üstüne atlamayanlardanım:)

    Cevap Yaz
    • Bir gün eş zamanlı yapalım ekşi mayalarımızı. Bir de bir okurum demişti ki, yoğurdun suyu ile de çok leziz ekmek oluyormuş. Onu da deneyelim, ne dersin?

      Cevap Yaz
  • Afferin diyesim geldi ne bileyim :)) birsürü şey diyesim geldide özeti bu yani:))) bir de ”İNSAN” varlığının ilginç bir sürü yanı vardırda maalesef çok kötü bir yanı girer böyle anlarda devreye , eğer kiloluysa ”İNSAN” bilmez mi zayıf olmak sağlıklıdır ama kendi yer ya etraftakide yesin ona benzesin ister ısrar eder allah muhafaza zayıf insanla karşılaşmasın sanki anormal olan,hastalık olan onun durumu gibi davranır:))kötülük mü bu”kesinlikle EVET” ama bilinçli mi yapar onu ben bilemem bir psikolağa danışmak lazım, bir ANNE ee o da İNSAN , çocuğunu sever hemde çok, başka bir anne gibi ama o BAŞKA ANNE doğal beslemek ister, ee doğal en iyisi herkes bilmez mi? ”BİLİR TABİ” annenin gücü yoktur,hali yoktur,çalışıyor evinin işine zor yetişiyordur vs. vs. uygulayamaz bu doğal beslenme döngüsünü, peki ne yapar işte ”o İNSAN ” çıkar yetişir yardıma öteki anneyi kınar,abartıyorsun derrr, ilerde napacak bu çocuk yemeyecek mi sanki derr, ayyy canı çekti bırak yesin derrr,der de derr yani…. ”KÖTÜLÜK mÜ -EVET” ”Bilinçli mi yapar orasını ben bilemem”
    Sevgiler…

    Cevap Yaz
  • Evet insanın yalnız olmadığını bilmesi çok güzel. Bana da, boşver ya öyle de ölcez böylede bırak bunları, doğal yaşammış o da neymiş diyenlere inat ; İYİ Kİ VARIZ.

    Cevap Yaz
  • keşke bu dediklerinizi yapabilecek kadar özgür olsam :((((
    ama malesef her anne siz gibi özgür değil bunun kaynanası var görümcesi var kaynanadan beter kocası var ohoooooo 🙁

    Cevap Yaz
  • valla süpersiniz !!!en iyisini de yapıyorsunuz …birde markete sokup o ufacık çoçuğa cips alan annelere bağırıp çağırasım geliyor .omu anne sizmi diyesim geliyor …..ellerine şeker veriyorlar sussun diye havuç ver yani ne verirsen çoçuga onu yer ….çoçuğunuzla sağlıklı günlere……

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*