Soğan çorbası pişirdik

“Iyyyykkkk”

“Böğğğğğğğğhhh”

“İğğğğrennçççç”

 

 

Bu kelimeleri duyar gibiyim, ki zaten duydum da. Bir gün bayıla bayıla içtiğim soğan çorbasından yapayım dedim, bunu da instagram’da paylaşayım dedim. 🙂 Paylaşmaz olaydım. Meğer ne kadar çok itici bulan insan varmış soğanı ya da soğandan çorba fikrini. Olabilir tabi. Neyse, tüm bu söylemlerin yanında merak edenler de oldu, “Hmmmm nasıldır ki acaba?” diyenler.

 

 

 

Bu tarif, hem “ıyyykkk” diyenler, hem de merak edenler için.

 

 

 

 

İlk, soğan çorbası pişirme fikri aklıma düştüğü zaman, yani 2 sene önce, “Ayyy Derya sen iyice çıldırdın. Neyin çorbasını, neyin salatasını yapacağını şaşırdın, her şeyden çorba-salata yapar oldun…” gibi kısacık bir kendime dır dır ettikten sonra internette araştırmaya geçtim. Meğer Fransız yapıyormuş bu çorbayı ama onunki çok meşakkatli geldi bana, bir de aklımdakinden daha az lezzetli…

 

 

 

 

Sonuçta internet araştırmasına girişene kadar, o çorba Fransız usulü değil, bizzat Derya’nın soğan çorbası olacaktı. Zaten internette de, Fransız usulü çorba tarifinin dışına çıkana da rastlamadım.

 

 

 

 

Neyse, konumuza dönelim. Soğan çorbası malzemeleri:

 

4-5 adet orta boy soğan

3 çorba kaşığı organik tam buğday unu

Yarım ya da 1 baş sarımsak

(Şu an bunları yazarken nasıl acıktım bilemezsin)

Suyu için kuzu gerdan- kuzu kemik- tavuk kemik, tavuk göğüs-kalça… (Kısaca canın nasıl isterse, ben kuzuyla yapıyorum)

3 çay kaşığına yakın deniz tuzu (Yine aynı şeyi söyleyeceğim ama, tuzla olan samimiyetine göre kendin ayarla tuzunu)

Sızma zeytinyağı-dileğe göre bir parça tereyağı da dahil edilebilir.

 

 

 


NOT: Benim yemeklerim böyle, bir yaptığım diğerini tutmaz. Yani bir seferinde maydanoz da katarım çorbaya, diğerinde canım çekmez mesela. Senin de öyle değil mi? Bu nedenle, özgür davranabiliyorsan lezzeti de sana ayak uydurur. “Niye o gün yaptığım gibi olmadı?!” demezsin. O gün kendini öyle hissediyordun çünkü, bugün farklı ama yemek aynı! Mümkün mü? Profesyonel bir aşçı değilsen, bence mümkün değil!

 

 

Yapılışı:

Soğanları ince ince piyazlık kesiyoruz. Tencerede, zeytinyağı ve tereyağı ile rengi değişene kadar kavuruyoruz.

 

 

 

 

Ayrı bir tencerede et-kemik suyu için haşlama yapıyoruz. Ben kuzu kemikten yapıyorum ve o da çok kokuyor, bu nedenle sarımsağı 1 başa yakın ekliyorum. Hem kuzu kokusundan nefret edene bile içirebiliyorsunuz. 🙂 İhohohahah Sarımsağı eklerken 1 baş sarımsağı ince ince doğrayıp, farklı zamanlarda az az ekliyorum. Sanki kaynamanın her aşamasında farklı lezzet katıyor. Sanki.

 

 

 

 

Soğan tenceresine dönelim. Soğanlar pembeleşince, 3 kaşık buğday ununu ekleyip, un kokusunu yitirene kadar kavurmaya devam ediyoruz (Bu sırada un tencerenin dibine yapışabiliyor, hızlı kavurmaya özen gösterin ya da bırakın yapışsın azıcık, yanmadıktan sonra zararı yok). Un kokusunu yitirdiğinde, diğer tencerede haşlanan kemik suyunu yavaş yavaş ekliyoruz. Bu esnada tuzumuzu da ekleyebiliriz. Böyle bir süre kaynadıktan sonra, yine elinizdeki sarımsaklardan katabilirsiniz.

 

 

 

 

İstersen ince ince kıyılmış maydanoz, istersen şehriye de kullanabilirsin tatlandırmak, renklendirmek, lezzetlendirmek için ama bil ki, bunları katmasan da lezzete çağırıyor seni… Bir sürü şey yapılabilir damak zevkine göre ama “bence”, kesinlikle, Fransız usulündeki gibi fırınlanmış ekmeğin üzerine kaşar ya da permesan koyup, onu da çorbanın üzerine koymak değil. Denemedim, ama soğanla peyniri bu platformda yakıştıramadım da.

 

 

 

 

Örneğin, soğanları piyazlık doğrayınca çorbayı içmek ya da çocuğuna içirmek işkence oluyorsa, sen küp küp doğra. İşte özgürlük bu.

 

 

 

Afiyetle…


 

 

NOT: En son yaptığım soğan çorbasının fotoğraflarını bulamadığım için, soğanın ta kendisiyle idare ettim. Hoş gör e mi? 🙂


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*