“Bir evliliği bile becerememişim…”

Aşağıdaki yazı, bir başka “Okur YAZAR”dan. Evliliğini, cinsel hayatının nerelerden nerelere geldiğini anlatıyor. İyi okumalar o vakit.

Yaşım 32.

Evliliğimizin 7. birlikteliğimizin 12. yılı.

Lisede başladı ilişkimiz, uzun sancılı acılı yıllardan sonra evlendik. Çok ama Çok sevdik birbirimizi. Arkadaşlarımız hep gıpta ettiler, “Vay canına” dediler bize.

Kuytularda köşelerde, arabalarda öpüşüp koklaşır elimizi kolumuzu birbirimizin üzerinden çekemezdik.

Her şey güzelken, birbirimiz için bu kadar yanıp tutuşurken, evlenmeyi bile beklemeden, hatta belki de bazı şeyleri çok erken yaşamaya başlamışken… Evlenince ne oldu bize? Evlenmeyi, birbirimizi bu kadar çok isterken daha balayında başlayan ve şu günlere bizi sürükleyen neydi?

Rahatlık? Belki.

Elimin altında psikolojisi? Olabilir.

İş güç stres? Mümkün.

Çocuk? Çocuklar? Evet.

Ekran Resmi 2015-05-13 09.38.55

Bütün hafta koştur koştur çalış, akşam gel, yemek, derle topla, sürünerek yatağa git uyu. Sabah kaldığın yerden devam. Hafta sonu koştur koştur planlar programlar, kahvaltıya git, gül eğlen, akşam yemek, gece bir şeyler içmeye, dans et, sarhoş ol, evi zor bul, hadi yine Pazartesi. Önümüzdeki hafta sonu sevişiriz artık.

Annelere gidelim, arkadaşları görelim, saçımı boyatacağım, takım elbise alacağım, hadi Taksim’e gidelim iki de shot atarız, devamında bize gidelim. Hoop Pazartesi. Aksam kesin sevişelim.

4 sene sonra bi kızımız oldu. Sürpriz sayılır. Baskılar sonucu bi korunduk bi korunmadık. Hiç aklımızda yokken hamile kaldım. İlk büyük darbe böylece geldi. Yine hasbelkader sevişiyorduk da, eşim insanı “Hamileyken olmaz” dedi. Eyvallah.

Dogum, lohusa, o bu, 6-7 ay sonra ilk kez seviştik sanırım.

Her türlü koşturmaya bir de bebek ekledik. Artık bul ki sevişesin.

Ama yine de bi ritim bulduk gibiyken ikinci hamilelik.

Artık iki çocuk ve bir sürü koşturmaca, üstelik eve pek de gelmeyen bir koca var.

Heh ikinci büyük darbe de simdi gelmişti, artık hiç sevişmiyoruz.

Zamansızlık elbette büyük sorun, ama zaman olsa da sevişilmiyor artık bu evde.

İkinci hamilelik ve doğumdan sonra bir miktar bi sıkıntımız oldu eşimle. Hiç konuşmadık uzun zaman, inatlaştık, ama sonra açıldık, itiraflar falan ama hala yok!

Zamanın birinde kocam,  “Senin ojen, banyon, saçın çok uzun sürüyor, sinir oluyorum” demişti. Evet, kalkıp ojelerimi silip abdest alıyorum, saclarım da uzun gür, yıkaması kurutması uzun sürüyor ama böyle laf mı olur?

İnsan sevişmeye üşenir mi?

Bazen anlayayım diyorum, çok sıkı ve stresli çalışıyor, hayatımız çok fazla değişti, evet ben de değiştim; kilo aldım kendime pek bakmaz oldum öncelik hep cocuklar oldu vs. Ama bunlar sebep olmamalı, ki daha öncesinin (Çocuktan öncesinin) sebebi zaten bunlar degildi.

Sevgi mi bitti aşk mı bitti yoksa bu evlilik mi bitti?

Öldük de fatihamızı okuyan mı yok? 

İki cocuktan sonra gelinecek yer burası mı? 

Çok zoruma gidiyor bazen, artık sadece anneyim çünkü. Sonra kafam bunun üzerinde düşünemeyecek kadar dolu oluyor, erteliyorum. 

Elbet sorun tek taraflı degil, diyorum ya, ben çok değiştim amma ve lakin bu değişimin ucunda çocuklarımız var. 

Ben şöyle gözlemledim kendimden ve çevremden, çocuk iyi güzel ama “Hayatımız da aynen dursun devam etsin” istiyoruz, kocalar da, “He sen emziriyor musun? O zaman ben aksam arkadaşlarla çıkacağım, hadi öptüm bye!!!” oluyormuş.

Beni sevdiğini düşünüyorum, yani sevmese anlardım, ben de seviyorum, çok seviyorum, hatta eskisinden bile çok seviyorum ama, sevişmek de sevginin yanında geliyor, hele ki benim gibi sevgisini öperek sarılarak dokunarak gösteren biri için.

Aslında somut bir durum da yok. Ben hamle yapıyorum da o kaçıyor benden kaçıyor da değil. “İyi geceler” deyip arkamızı dönüp uyuyoruz. 

He bazen fırsat vakit oluyor, benim  icim kaynıyor ama yine hiç bir kıpırtı olmuyor. 

Ben adım atsam sökülür mü bilmiyorum, ama reddederse sanırım haddinden fazla bozulurum. Eskiden konuşurduk, her konuda. Şimdi birbirimizin yüzünü zor görüyoruz. Zamansızlık büyük dert, tamam ama illa bulunur bir yolu, kabul etmek istemiyorum. 

 

Onun da illa bi açıklaması vardır sorsam, ama ben açıklama istemiyorum kadınlığımı geri istiyorum. Hani su evlenmeden önceki…

Doğrusu yazdıkça sinirlerim de bozuldu. Böyle bakınca zavallı hissettim kendimi. Hiçbir işe yaramayan hayattaki tek sıfatı anne olmuş, o da işte kör topal, başarısız biriyim. 

Bir evliliği bile becerememişim.

 

Şefafflığın için, güzel iç döküşün için teşekkür ederim “Okur YAZAR”ım.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • Gönlüne, kalemine sağlık. O kadar aynıyız ki aslında.. Iyi ki yazmışsın, iyi ki paylaşmışsın. Daha dün eşime ” evlendikten sonra elime kalmış olmam da şahane bir duygu” dedim. Çok üzücü hem de çok

    Cevap Yaz
  • Çok içten yazmışsın.. Senin durumunda olan, senin gibi düşünen , kendini senin gibi zavallı hisseden o kadar çok kadın var ki.. Yalnız değilsin yani 🙂 Biz de eşimle lisede başladık ilişkimize , biz de evlenmeden yaşadık bir çok şey , biz de çok severek evlendik.. Bizim de bir çocuğumuz var.. Gün aşırı şevişmelerimiz, oğlumuz olduktan sonra haftada 1’e düştü (en iyimseri bu, ayda 1’i bile biliyorum) Bence önemli olan hala birbirinizi seviyor olmanız .. Konuşun bence, kendinize günler belirleyin ve o günlerde ne olursa olsun sevişmeden uyumayın.. Deneyenler faydasını gördü emin olun 🙂

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*