“Çocuğa sunulan olanak, ondan çalınan beceri”

OkurYAZAR” ve eğitimci anne, “Çocuğunuza sunduğunuz her olanak, ondan çaldığınız bir beceridir aslında” cümlesini irdeliyor bu gün.

“Nerede kalmıştık?” diye başlayamacağım. Sürekli kafam devinim halinde ama neyse ki hayatımda leb-i derya insanlar var. Kafamın okul meselesiyle sis bulutlarıyla kaplandığı şu günlerde, güneşi gördüm dedirtebilecek güzel kişilikler.

Geçenlerde, yazılarımı sahipsiz bırakmayan ev sahibem MarkaAnne aracılığıyla, her daim severek takipte olduğum fikir ışığım Ali Koç’un seminerine tanıklık ettim. Seminerim içeriğini Derya’nın ve diğer yetenekli bloggerların notlarından zaten okuyacaksınız. Benim derdim başka burada. Bir cümle okudum yaptıkları paylaşımlarda, işte o andan itibaren; duvara toslamış ve kendine gelmiş eşek gibiyim:)

Cümle şu:

Bir çocuğa sunduğunuz her olanak, ondan çalınmış bir beceridir.” !!!

Defalarca okudum cümleyi. Ne yani şimdi bu? Nasıl yani? Yok artık! Tam da bu cümlede bahsi geçen ‘olanak-beceri-olanaksızlık-kaygı’ köşelerinde debelenirken, böyle bir yargının ortasında kaldım. Her zamanki gibi yapmaya çalıştım; sakinleşip, kaygılarımı üzerimden çıkarıp, mümkün olduğunca uzaktan bakmaya çalıştım resme.

En çok nöbetçi öğretmen olduğum günlerde fikir değiştiriyorum güzel kardeşim.

‘Yok yok, nasıl yollarım devlet okuluna? Merdivenlerden koşarak, takla atarak, yuvarlanarak inip çıkan hatta sürünen bu çocuklar arasında benimki katiyetle ya bahçede kalır ya da 1500 kez düşerek bir yerlerini yarar” düşüncesi kemiriyor her yanımı.

Ya da;

‘Koridorlarda kah birbirlerini sulayarak kah hırkalarından çekiştirerek adını, sanını duymadığım gayet hiddet dolu o oyunları büyük bir zevkle oynarken yaşıtları, benimki öylece sınıfta oturup duvara bakar teneffüs boyunca’ düşüncesiyle dalıp gidiyorum uzaklara.

Ve günün sonunda ben yine;

‘Böylesine naif, sesi çıkmayan, incecik ruhlu ve bedenli çocuğumu veririm bir özel okula, en azından bilirim ki; sakin, güvenilir ve olanakların gani gani olduğu bir ortamda…’ düşüncesiyle günlük özel mi devlet mi savaşının da sonuna gelmiş gibi oluyorum.

Benim için, özel okulların sunduğu güven, neredeyse tamamen olanakları üzerinden. (Dedim ya burası tamamen kişisel)Buna karşılık devlet okullarının kayıp alanı ”olanaksızlıklardan”. En baştaki o vurucu cümleye gelirsek;

Beynimi yıkayıp sundukları, alladıkları, pulladıkları o özel okul fotoğrafındaki hemen hemen her olanak sağlama durumu, kendi çocuğumdan çalınmasına müsade ettiğim bir beceri ve devletin okulunun sunduğu her olanaksızlık çocuğumun ‘kendi özerkliğini sağlayabilmek’ için savaş verdiği adeta bir Survivor adası.

O merdivenlerden, gaz sıkılmış gibi kaçarcasına koşturan yaşıtlarından, ilk önce, ayakta kalabilmek ve sınıfa girebilmek için gerçek! koşmayı öğrenecek. Koridorda hırkasından çekiştirildiğinde ve ilk kez iki seksen yere yapıştığında, kalkıp, üzerine hiçbir şey olmamışcasına çeki düzen verip, oyuna kaldığı yerden devam etmeyi öğrenecek. Pis tuvaletlerde, mümkün olduğunca kendini kollamayı, sevdiği öğretmeninden yıldız alabilmek için-evet, “yıldız alma uygulaması mı?” diye gözlerinin büyümüş olabilir ama var hala ve mütemadiyen- söz alabilmek için, tahtaya kalkmak için parmağını öğretmenin gözünün içine sokabilmeyi öğrenecek.

Paketleyerek sunduğunuz-muz onca imkana karşı kayıp beceriler ve olanaksızlıkla, farkında olmadan, kazanılmış çaresizlikle donatılmış, hayatın gerçeğinde çatır çatır işleyen birçok beceri.

Denklem çok basit.

Esas mesele şu;

Sen hangisinden geçtin ve O’nun hangisini tecrübe etmesini  istiyorsun.

Sevgimle…

Derya’nın sözü: Eğitimci annenin devlet okullarındaki koşuşturmalarla ilgili kaygılarını yatıştırır mı bilmiyorum ama, özel okullarda da, ilkokul çağındaki çocukların çok sakin olduklarını düşünmüyorum. Devlet okulunda ne kadar koşturma, taklalar atarak merdivenlerden inmeye çalışma durumu varsa, özel okullarda da vardır. Emin değilim, varsayım. Peki Eğitimci Anne’yi böyle düşünmeye iten nedir? 

Share on Facebook31Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*