Biyopsi

Yarın tam 1 ay olacak. Boğazımda koca bir yumru var. Yutkunamıyorum, tadım tuzum yok ama varmış, hatta çok keyifliymiş gibiyim bazen. “Goygoy” diyorduk değil mi buna, heh, onun dibine vurdum. Başka türlü olacak gibi değil çünkü. 

 

 

Eren’in boynunda şişlik vardı ya hani, yazmıştım. 

 

Toksoplazma ve EBV negatif çıktı, insan üzülür mü? Üzüldüm vallahi, “Keşke sebep bunlardan biri olaydı”dedim. olmadı. 

 

 

Antibiyotik bitmişti, tekrar Gökçe’ye gittik USG için, baktı, 3.5-1.5 cm olan boyut 2.5-1.5’e gerilemiş ama asıl küçülmesini istediğimiz ve 1 cm’nin üzerinde olması risk oluşturabilecek bölümde küçülme yok. KBB doktoru İrfan Gözübüyük’ü tekrar aradım. “Bir gerileme olması güzel ama hala teşhis koyamadık, biyopsi alalım” dedi. “Tamam” dı. 

 

 

Hemen aradım Gökçe’yi, eşi Fatih Bey, Cerrahpaşa Deneysel Radyoloji’de doktor. Bu işin yapılacağı yer yani. Gittik, işlemler, tekrar kan tahlilleri, akciğer grafisi, EKG yapıldı, 31 Mayıs’a gün vermişlerdi, 1 gün önce de tüm tahlil sonuçlarıyla gidip anestezi uzmanına muayene olacaktı. Fakat 7 Haziran’a alındı biyopsi. O gün kanamalı bir hastanın biyopsisi yapılacakmış. “Allah’ım daha nasıl beklenir? Beklemek ne zor…”

 

 

Bekledik. Beklerken başımıza bir iş gelmesin diye çırpındık resmen, havuza girmek istedi, sokmamak için savaş verdik, en sonunda kulak tıkacıyla 2 gün girdi ama kafasını sokmamaya çalıştı filan. Cuma günü, yani 3 Haziran’da paslı bir sopa bulmuş, pazara giderken “Onu da yanıma alacağım” diye tutturdu, “Olmaz, paslı, çok tehlikeli” dedim, küçük bir krizden sonra ikna oldu ve bırakmaya gitti, geldiğinde, elini kanatmıştı(Hay bin kunduz), arabada kolonya vardı, onu boca ettim, hemen doktorunu aradım “Tetanoz aşısı yaptırmak gerekir mi?” diye, “Yaptırırsanız iyi olur” dedi. Pazardan önce hastaneye uğramamız gerekti. Ne cici. Bir de orada aşı meselemizi masaya yatırmak zorunda kaldık, bir doktor, “Ben de aşıya karşıyım” dedi de… Bi nefes aldım.

 

 

Anestezi uzmanına muayene olmaya gittiğimizde (6 Haziran), tetanoz aşısı olduğunu da söyledik tabi, neredeyse ertelenecek sandım yine biyopsi, bir sürü yeri aradı anestezi uzmanı çünkü. O gün sabah anestezi muayenesine yetişmek için uyanamazsak diye, bir de galiba darmadağın olduğum için tüm gece uyumadım, sabah 05.30’da saçlarım fönlü, kıyafetimi giyinmiş kahvaltı hazırlıyordum. Eren’i 40 dakikada uyandırabildim. Kahkaha atarak uyandı, nasıl güzeldi… En sevdiği rafadan yumurtalı peynirli, zeytinli, ekmekli karışımı yapmıştım ama “Boğazım acıyor yutkunurken” diyerek yemedi. “Yhaaaaa niye acıyor bu çocuğun boğazııı” diye cıyak cıyak bağırmak istedim. “Hadi anneciğim biraz ye” dedim sadece. O gün, biyopsiyi alacak Fatih Bey’e sorular soracaktım. “İnce iğne aspirasyonunda her zaman doğru veri alınamayabiliyormuş, sonra tekrar kalın iğne aspirasyonu mu yapılacak, bu kitle tamamen çıkarılsa daha iyi değil mi?” vs diye. Sordum. “Yan oda da patologlar olacak, parçayı aldığımızda hemen onlara vereceğiz, hemen mikroskop altında bakacaklar yeterliliğine, yeterli değilse, çocuğu masadan kaldırmadan tekrar parça alacağız” dedi. İçim rahatladı. Bir de Aile doktorumuz Berat abiye sordum, “Neden kitlenin tamamını almıyorlar?” diye, “O ameliyat olur, cerrahi işlem. Bir şey varsa alınır ama belki de bir şey yok.” dedi. Yine “Tamam”dı.

 

IMG_0688

 

… ve ertesi güne yaklaşırken, ablam, görümcem, Serda ABLAM aradı, “Kaçta orada olacağız?” diye sordular. Teyzem zaten geleceğini söylemişti, Osmaner (Kardeşim) bizi hastanede bekliyordu. Buna “Hastane Timi” diyoruz. O en daraldığınız anda kafanızı nereye çevirseniz sizden birini görebileceğiniz derecede dost insanların bir arada olduğu saatler. Whatsapp’taki timi saymıyorum, çok kalabalıklar. Sağ olun var olun. 

 

 

Dışarıda dizi dizi bankların olduğu bölümün, bir dizisinde sırf biz vardık zaten. Eren tek tek herkesle sohbet etti, “Buradan çıkınca nereye gidelim Erenciğim? Programı sen yap” dedi halası, “Yani şimdi, ben nereye istersem oraya mı gideceğiz?” demiş yavrum. “Evet” demiş halası, “Programı sen yap.”, “Oyuncakçıya gidelimmm…” diye başlamış programa. Teyzesinden, suda yüzen tekne, halasından Drome, Osmaner’den Star Wars askerleri istedikten sonra Serda Ablamı ve ana babasını azad etmiş sağ olsun. 

 

 

Sonra babasına sormuş, “Beni okla mı bayıltacaklar” diye 🙂 “Evet yavrum seni duvarın oraya koyup ok atacak doktorların hepsi, artık hangisinde bayılırsan” gülmüş o da.

 

 

Biri kapıdan çıkıp “Eren Taşdiken” diye seslendi. Eren’e tembihlemiştim, hani yerlerse diye, “Annemi yanımda istiyorum de evladım tamam mı? Anlaştık değil mi?” diye. Biyopsi alınacak odaya, beni de Eren’in yanında alacaklarına olan sonsuz ve safça inancımla. Yasin, ben ve Eren içeriye girdik. Oradakiler makineleri anlattı Eren’e, “Şimdi seni uzaya ışınlayacağız” dediler. Sedyeye yatırdık, anestezi uzmanı kendini tanıttı Eren’e “Şimdi eline bir kelebek takacağım” dedi, diğer doktor, “Ağlamayacaksın değil mi? Erkek adam…. kjdsskfjdkfjşas” derken konuyu değiştirdim, muhtemelen, erkek adamın ağlamayacağından, cesur ve güçlü olacağından bahsedecekti. Gerek yoktu. Orada da “Erkekler de ağlar lskdilkfdlskjflşsjfl”diye bıdı bıdı yapmak istemedim, kötü niyetli olmasa da, böyle bir yerde erkekliği saçma sapan yüceltmeye çalışan cümleler de duymak istemedim. Lafı değiştirdim. Eren sordu “İğne mi o?”, “Yok plastik” dedi anestezi uzmanı. Hmmmmm güzel taktik. Damara girerken Eren alt dudağını ısırdı. Canım oğlum. Bir yandan USG ile boynuna bakıyordu doktor, oksijen maskesi taktılar ve bizi dışarı çıkardılar. 

 

 

 

Kapıda bekleyiş… Günlerin yorgunluğu, uykusuzluğu bir yana, ruhum bedenime sıkışmış gibi. Bir yandan da, artık sonuca yaklaşmamızın verdiği enteresan bir mutluluk. İlk parça çıktı, patologların odasına kafayı soktum, “I-ıh yeterli değil” dediler. Bir parça daha alınacaktı. O da çıktı, yine odaya kafayı soktum, “Bunda patolojik bir şey çıkmayacak gibi” dediler, duydum. “Ama tabi sonucun çıkmasını bekleyeceğiz” diye de eklediler. Eren dakikalar sonra çıkmıştı. Baygın. Konuşmaya çalıştıkça dudakları birbirine yapıştı. Allah’ım bu nasıl şey?!

 

Eren

 

Yasin eğilip burnundan alnından öpmeye başladı. “Teşekkür ederim babacığım” dedi. “Niye oğlum?” diye sordu Yasin, “Beni öptüğün için” dedi. Gözyaşlarımızla ıslattık üzerini bir sarıkanatın. Sonra ben öptüm yüzünü, öptüm öptüm, “Seni çok seviyorum anneciğim” dedim, Bir ara dudaklarını usulca uzatıp o da beni öptü, gözlerini araladı “Anne sakin, geçti” dedi. Yok daha neler. Çocuksun oğlum sen, çocukluğunu bil. Sonra devam etti “Ben her şeyi hatırlıyorum aslında, teyzemle sohbet ettim, halamla da, Osmaner’le de, sonra elime kelebek taktılar sonra da buraya geldim” dedi:) 

 

IMG_0681

 

“Hastanın yanında tek kişi beklesin” diye geldiler, Eren’e açıkladık ama ikimizin de çıkmasını istemedi. “Mecburuz anneciğim, baban mı kalsın yanında ben mi?” dedim, “Babam” dedi, istem dışı “Ben gidiiiiiiim miiiii?” dedim ekşimik, “Yok sen de şurada bekle diye paravanın arkasını gösterdi bana, yanında cam aralıktı, “Bak” dedim, “Şurada bir cam var, önünde turuncu bir saksı, heh işte, o camı bulup oradan sana bakacağım” dedim. İyi halt ettim, o cam kapısı kilitli bir odaya aitmiş. koridorda sağa döndüm. Aynı avluya bakan camlar bunlar ama önümde kocaman bir havalandırma borusu var, belime kadar sarkıp ıslık öttürdüm. Yasin kaldırdı, bana bakıp el salladı kuzum. Sonuçlar 3-4 haftaya çıkacakmış. Dün onu 10 güne gerilettim. 10 gün! Az biraz daha kaldı, azıcık daha bekleyip feraha çıkacağız inşallah.

 

IMG_0686

 

 

Hastaneden çıktığımızda sıra, vaatleri yerine getirmeye geldi. Acıbadem’de bir AVM’nin oyuncakçısına gittik. Eren sanırım orada çıldırdı. Kucağında tonla oyuncakla “Bunlar benim seçimim, birasss daha bakacağım” deyip durdu, o topladıkça ben de Deniz evde arıza çıkarmasın diye ona da ufak tefek bir şeyler aldım. Sonra Eren’in seçtiklerinden eleme yaptık. Elemeye rağmen halası ve teyzesi epey bir hafifledikten sonra çıktık. 

 

IMG_0698

 

IMG_0699

 

 

 

IMG_0700

 

Sadece meyve suyu ve çorba gibi şeyler içebilirdi, kusmazsa yemek de yiyebilirdi ama gerek kalmadı. 

 

 

Ne ömür törpüsü bir yıldı arkadaş…

 

 

Güzellikle, sağlıkla sona ersin dilerim. 

Share on Facebook104Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

8 yorum

  • Derya Hanim bu sabah aklimdan gecti Eren ama rahatsizlik verir miyim diye cekindim. Sonra ise gelip yazinizi gordum. Goz yaslariyla okudum. Eren’le benim oglum Aliyi hep benzetirim. Biz de farkli konularda benzee bir deneyim yasadik malesef! Oglum hafif ates az oksurukle gittigimiz doktorun ( ki ben bu durumda doktora bile goturmem o da Allahtan) bir cocuk kardiyologu gorsun demesiyle gittigimiz Kontrolde birkac saat icinde ameliyathanede bulduk kendimizi birkac saat icinde gelisti her sey o kadar saskin ve hazirliksizdik ki…. Şükür çok sukur bin sukur simdi evdeyiz. Iyi daha da iyi olacak.Eren’in de sonuclari temiz cikacak inaniyorum dua ediyorum. Allah yavrulara iyilik saglik.versin. Anne babalardan ayri koymasin dermansiz dertlerle sınamasin. Sevgiler iyi haberler verin insallah

    Cevap Yaz
      • Virus kalp zarini iltahaplandirmis kalp su toplamis. Bizimki tesasufen cikti. Kalpteki sivi bosaltildi. Cok daha kotu olurmus ama fark ettik ettirildik sukurler olsun. Simdi daha iyi. Hastameden cikti. Erene de iyilik saglik diliyorum

        Cevap Yaz
  • Babasıyla fotoğrafı var ya, iste ne biliyim.
    Allah evlatlarimizla sınamasın, bilmiyorum. Kötü oluyor insan. Gelmis gecmiş olsun inşallah.

    Cevap Yaz
  • deryam çok geçmiş olsun. Allah tez zaman da şifasını versin. yalnız feci bir yazarsın. oraya ışınladın beni yedin bitirdin her hücremi. hele baba fotoğrafını hangi akla hizmet koydun be arkadaş. nerede senin vicdanın. insan yanında mendil vermez mi? sarıkanadı öpüyorum.

    Cevap Yaz
    • Ne kadar usturupsuz bir soru?! Neden tetanoz yaptırmak zorunda olduğumuzu yazıda anlatmışım zaten. Laf olsun diye konuşmak da bedava tabii😏

      Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*