Eren’in çişi beni gerdi!

Geçenlerde tuvalet eğitimiyle ilgili, bana göre cesaret gerektiren bir girişimcilik örneği sergilemiştim ve “O popoya o külotu girdirdim(MİŞTİM).

 

 

1-2 gün sonra okulda veli toplantısı oldu ve Eren’in öğretmenleriyle de durumumuzu paylaştım, eş zamanlı gitmek konusunda fikirlerini aldım. Onlar da ilk olarak, “Öncelikle Pedagogumuz Bihter Hanım ile görüşmenizi tavsiye ederiz” dediler ve Bihter Hanım’la da görüşmemizi gerçekleştirdik.

 

 

Ben, bu tuvalet eğitimi meselesine nasıl başladığımızı anlattım öncelikle, nasıl başladı, gelişti…vs. Hepsini biiir bir anlattım.

 

 

Rutinden bahsettim; Eren okuldan geldiğinde, ellerini yıkayıp, tuvalette kitap okuma zamanı oluşturduğumuzdan, çişini yapınca peçeteyle pipisini kendi silip tuvalete attığından, elleri tekrar yıkadığımızdan ve örneğin 2 saat sonra da yine tuvalette kitap okuma zamanı oluşturduğumuzdan…

Bihter Hanım sordu: Neden böyle bir rutin oluşturdunuz?

Ben bu soruya pek cevap veremedim açıkçası, gerçekten cevabım yoktu ama bu zamana kadar çocuklu hayatımda rutinin faydasını çok görmüştüm ve sanırım bunda da işe yarar diye kendime böyle bir yöntem geliştirmiştim. Yaramadı değil ama çok da yaramadı!

 

 

 

Bihter Hanım, “Çocuğun tuvalete ne zaman oturacağının kararının sizin tarafınızdan verilip, sanki onun bir saati varmış ya da olması gerekiyormuş gibi davranılması, çocuğun bedeniyle ilgili bir şeyi sizin daha iyi bilebileceğiniz mesajı verir. Yani bu, tuvaletini yaparken gördüğünüzde ‘Haydi koş tuvalete gidelim’ gibi bir şey değil çünkü” dedi ya da benzer bir cümleydi ama aşağı yukarı demek istediği buydu.

 

 

 

Öyle doğru geldi ki bu söylediği. Eren’in çişi beni gerdi. Yani dışarıdan baktığımızda olan oydu. Oysa azıcık rahat olabilsem.

 

 

 

Sonra, şu meşhur “Külotlu Pazar Günü“nü anlattım kendisine. Evin dört bir yanını çişlediğinde “Aaaa çiş akıyooor” ve beraberinde “Haydi tuvalete koşalım” gibi bir geri bildirimizin oluştuğunu anlattım. Çişini ya da kakasını tuvalete yaptığında, hafif şiddetli de olsa sevinç çığlığı, “Ooooo bravo, yuppyyy” gibi nidaların yükseldiğini anlatmamıştım ama, aslında aklıma gelmemişti de anlatmamıştım ama Bihter Hanım, “Çişini yere yaptığında bu gibi tepkiler vermek yerine sadece ‘İstersen tuvalete gidelim’ demeniz yeterli olacaktır ve tuvalete yaptığında ise, ‘Aferin, bravo, el şaklatma’ lardan kaçınalım, çünkü onun tuvaleti geldi ve o da tuvalete yaptı, bu normal bir şey yani” deyince aklıma geliverdi 🙂

 

 

 

O günden tezi yok kestim, şakşakçı annelikten istifa ettim. Sanki bilmiyor muydum? Bal gibi de biliyordum, hatta Bihter Hanım söyleyince, “Evet” dedim içimden “Biliyorum” ama yapıyordum da. Neden? Hiçbir fikrim yok. Galiba o an Eren’i düşünmeden hareket ediyordum, yani tuvalete yaptı diye ben çok sevindiğim için alkış tutuyordum sanırım. Galiba…

 

 

 

Neyse, Bihter Hanım ekledi, “Eren çok spontan bir çocuk, yani onun hayatında her şey o kadar kendiliğinden gelişiyor ki, sanki siz bir şey yapmasanız, bıraksanız, o tuvaleti geldiğinde ve bunu tuvalete yapmak istediğinde kendi gidecek. Belki de hazır değil.” gibi bir cümle kurdu. Hazır olan bir çocuğun, tuvalete 1 günde alışacağını söyledi. Çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. 1 gün bana çok ütopik geldi ama Bihter Hanım çok kendinden emin ve net.

 

 

 

Sonra odasına, kendi yatağına alıştırma sürecimiz geldi aklıma, ne yazılar yazmıştım, nasıl da korkmuştum, ne kaygılarım vardı “Olacak mı, olmayacak mı, nasıl olacak?” diye. Hepsi boşmuş, odasında küçük bir düzenleme yaptıktan sonra Eren totalde 5 günde odasına alıştı. Ben paniklediğimle kaldım. Yani neden 1 günün sonunda tuvalete yapamasın ki?

 

 

 

Bihter Hanım, “1 gün, maksimum 7 gün tabi ki ama hazır olan çocuk için tuvalet eğitimi 1 günde hallolur.” dedi ve benim telaşımı merak etti. Ben de “2. Çocuktan önce, en azında tuvaletini biliyor olmasını istiyorum, zira 2.’den sonra bu kadar geniş zaman ayıramayabilirim, bu da beni çok üzer” dedim.

 

 

 

“Hımmm, o zaman okulla eş zamanlı başlayalım” dedi Bihter Hanım, 1 hafta denemeyi, eğer 1 hafta sonunda hala altına kaçırıyorsa 3 ay bekleyip tekrar denemeyi önerdi. İlk etapta serviste, okuldaki öğlen uykusunda ve gece bez bağlayacağız, uykuya geçme esnasında 5-6 biberon su içtiğini hesaba kattık ve böyle bir yöntem izlemeye karar verdik. Gündüz kuru kaldıkça gece de bezleri çıkaracağız.

 

 

 

Aslında bugün başlanacaktı okulda ancak bir iletişim problemi olmuş ve bugün hep bezliymiş okulda, muhtemelen yarın başlayacağız.

 

 

 

İşte böyle…

 

 

 

NOT: Bihter Hanım’ın da, bu yazının devamında ekleyecekleri olabilir. Kendisi paylaştığında güncelleyeceğim.

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*